Rüveyda Sadak

Atık yerine kazanım

Rüveyda Sadak

Son yıllarda bilinen toplumsal ve ayrıca küresel bir farkındalık var, ‘Sıfır Atık’… 30 Mart Uluslar arası Sıfır Atık Günü kapsamında, toplumsal farkındalık kapsamı genişletiliyor. Türkiye’de 2017 yılında başlayan sıfır atık projesi, birçok ürünün ciddi anlamda geri kazanımını sağladı. Dünya’da her yıl tonlarca gıda çöpe giderek israf kavramını gündeme getiriyor. Çöplerin ayrıştırılarak elde edildiği geri dönüşüm ile ürünlerin yeniden bir başlangıç şeklinde doğaya sağladığı katkı miktarın sağladığı zaman, israfı etkileyen bir öğeyi açıklıyor. Kültürümüzde israf değil de tasarrufun önemli olduğu bir değer şeklinde ifade edilir. Ürün, üretildikten sonra tüketilirken de aynı zamanda türetilir. Toplumsal değerlerimiz bir sebze ya da tahıldan çok çeşitli yemek elde edilebilmesinin imkânını ve yemeğin israf edilmemesi gerektiğini açıklıyor. Hatta atasözümüzde, ‘Sakla samanı, gelir zamanı’ denilmiştir. Böylece günlük hayatta çokça karşılaşılan ve özellikle ekmek israfının ziyan edilmemesini ısrarla teyit eder, saklananın getireceği rahatlık. Ekmeğin uygun koşullarda muhafaza edilmesi ve bayatlamış ise bunun farklı biçimlerde değerlendirilmesi ve tabiî ki ekmeğin çöpe atılmaması ile bereketin idraki kapsamında kızartma ya da başka türleriyle ekmeğin tasarrufunu önerilir. Geleneksel bir mutfak nostaljisini güncelinde barındıran annelerimizin ev yapımı köftesinin yabancı olmadığı bilinir. Bu yemeğin kalıcıcılığını sağlayan özgünlüğün önemli bir malzemesidir, bayat emek içi. Ve anne köftesi, ekmeğin israf edilmemesinin yıllardır devam eden nesilden nesile aktarımını, kuşaklar arası bir geleneğe dönüştüren bir farkındalık tutumudur ve ekmekteki hoşgörünün zorunlu ve en doğal halidir. Ekmekte de her besinde olduğu gibi üretim süreci boyunca özveri ve ayrıntılı bir emek söz konusudur. Tabi bu sadece bugün için sınırlı değildir. Nitekim yaz mevsiminde kış için bazı hazırlıklar yapılır. Kültürel değerlerimiz vardır, mutfaktaki kalıcı sanatı, birikimin değerlendirildiği bugünden yarına pratik bir kullanım haline getiren toplumsal alışkanlıklardan konserve, turşu, salça, reçel, kurutulan sebzeler ve kültürümüzün klasiklerinden tarhana, hamurdan yapılan erişteden ekmeğe her bölgenin yöresel mutfağından, yazdan kışa yiyecekler… İsraf etmeden kullanabilmenin ancak tasarruf ile mümkün olabileceğini ve tasarruf ederken de aşırıya kaçmadan stratejik yöntem belirleyip, yaz ile kış mevsimini dönemsel farkındalıkları sebebiyle yaz mevsiminin taze kavramını, kışın ise kurutulmuş, pişirilmiş yani kültürel pratiklerimiz dahilinde değerlendirilmiş bir deneyimi ifade ediyor. Buğday tanesinden bulgur, un yapılırken buğday saplarının hayvancılıkta yem olarak kullanılması, farkındalık çerçevesini tasvir eden toplumsal bir değerdir. Söz konusu aşure, tatlıdan tuzlu ve ekşiye farklı lezzetlerin sosyolojisini oluşturan bir lezzettir. Tasarrufun çöp biçiminde değil, farkındalık ile kazandırıldığı aşure ve değerlerimizde yer alan daha birçok tatlı ve yemek ile ifade edilen değerlerimizin mutfağında, ‘Ayağın yorgana göre uzatılması’ farkındalığı sağlanıyor. Değerlerimize dahil olan mutfak ki israfı olmayan, tasarrufu değerlendiren ve ona anlam kazandıran bir kültürden bahsediyor, atık değil tutumun önemi.

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları