Aşure ile resimde, resmedilen
Rüveyda Sadak
Bakliyat ve tahılların ayrıca kuruyemiş ve meyvelerle renklendirildiği ve bilumum çeşitlilik ile şekerin ihtiva edildiği, geleneksel bir sanat olmuştur, ‘Aşure’ … Kelime anlamı, onuncu olan Aşure, sosyolojik bir kapsamın tasviridir. İçeriğindeki farklılıktan kaynaklanan söz konusu bakliyat ve tahılların bir araya getirdiği kendine dair bir kompozisyondur. Kuruyemiş ve meyve derken bir misal, portakal kabuğu bir aşurenin olmazsa olmazıdır ve buna her bölge ve şehirde rastlanılabilir. Böylece sosyolojik geçmişi, sürerlik ve süreklilik ifade eden kültürel bir nitelik kazanmıştır, Aşure. Aşurenin kalabalık insan topluluğu ile çağrıştırdığı anlam, fazla sayılardaki kaplarda farklı bir sosyolojik yansıma olduğunu örneklendirir. Özellikle akraba, komşu, çevre kavramları ile paylaşımın önemli ve kanıksanması gereken bir tanım ve değer olduğunu ve sebebiyle bireyler arası iletişim ve dayanışmanın sağladığı neticenin devam eden gelenekselini tarif eder. Aşure bir paylaşım şeklidir. Öyle ki dağıtılan aşure bir kişiye değil, herkesedir dolayısıyla muhatabı, herkestir. Miktarı itibariyle tanımlanan; özgün bir tabirdir, aşure. Azalmayan çokluk adedince aşure, gerçek bir bereket biçiminde bolluk ile tanımlanmıştır. Aşure için gastronomi bağlamında bölgesel değişiklikler bulunabilse de söz konusu aşure, daima baklagil ve tahıl türevleri yönünden cömert olan bir tatlıdır. Nohut, kuru fasulye ile bölgesel meyvelerden kuru kayısı ve kuru üzüm, incir, kuruyemiş parantezinde ceviz, badem vesaire… Kışın kurutulan kuru meyvelerin, tahıl ve baklagil çeşitleriyle harmanlanıp şekerli ve özgün bir tatlıya dönüştürülmesidir, aşure. Farklı coğrafyalarda bulunan tatlı ve tuzlu bir mutfak haritasının, nar ile ekşi aromayı oluşturup bir tencerede pişirilerek tek tabakta sunulması, aşure için geçerli bir sosyolojik ikram olmuştur. Nuh tufanında mevcut yiyeceklerin toparlanarak, eldeki imkânların tasarrufu yönünde kanaat etmenin bereketi ile var olana, şükür dilinin teşekkürü tanımladığı değerdir, aşure. Az olan nimetin israfını değil, kullanımı ile değerlendirilmesinin koşulunu sağlayan aşure; damlaya damlaya göl olur atasözündeki anlatımın gerçek bir ifadesidir. Tuzlu ya da tatlıdan ziyade, söz konusu birleştirilen tatlar ile var olan malzemelerin değerlendirilmesi sonucu kazandığı değerin aynı ritimde yer almasıdır. Ve aşure, çeşitlilik kavramının uyum ve gerçeği resmettiği değeri ithaf eden geleneksel bir kültürdür ve dolayısıyla nesilden nesile devam eden özgün bir değerdir.