Rüveyda Sadak

Ezberin tarifi

Rüveyda Sadak

Modern alışılmışlık, teknoloji kullanımıyla kolaylık sağlasa da bireyleri izole ettiği kolayca pozisyonuna yerleştirdi. Bilinmeyen bir mahalle, sokak, okul ya da herhangi bir adresin mekânını öğrenebilmek için modern öncesi ve şimdi ile bir kıyaslama yapmak oldukça makul. Marketin karşısı, okulun yanı hatta minimal tanımlamalarla birkaç kelimenin özetlediği doğal, organik bir adres tarifinin, sosyal medya hareketliliğine rağmen, ayrı bir kavram üzere betimlendiği aşikâr. Günlük hayatta kullanıma tabii olan tarifler, modernden ziyade rutin adres tabirleri iken teknolojinin artış zamanına denk olarak ‘nerede, nasıl’ sorularının karşılığını belirten muhatap bir birey değildir. Söz konusu teknolojik bir aygıt olan telefonda, yön çizelgesi ile oluşturulan bir navigasyon ve ayrıca günlük yaşam itibariyle alışkanlıkların temelinde yer alan yemek tarifleri gibi kavramlardan bahsediyor, algoritmalar. Çarpım tablosunun kolaydan zorluk derecesine kadar kat ettiği aşama, analitik bir doğru olan ezber yetisini tanımlamıştır. Nitekim zor olmayan bir denklemdir hep sorulan geleneksel kapsamındaki çarpım tablosuna ithaf edilen, çarpma sayıları… 6x7 gibi sürekli sorulan ve haliyle ezber teyidi gerektiren hesaplama, niteliğin ötesinde gerçekleşen bir aktivitedir. Beynin ezber kabiliyeti sadece çarpım tablosu ile sınırlı değildir tabi. Yöneltilen soruyu anında cevaplandırabilmek için bilgiye dair kazanılmış bir alışkanlıktır, çarpımın çözümü. Telefon numarasının ezberin ilklerinden olduğu, yaygın bir bilinendir. Telefon ezberi ile bir tür zihin jimnastiğinin gerçekleştiğini söylemek, şaşırtıcı bir yorum almayacaktır. Çarpma ve toplama kavramları, özellikle günlük hayattaki alışveriş kapsamına dahil olan aktiviteler arasında bulunduğu için ezber matematiği, bu noktada oldukça fayda sağlayan detaylı bir tanımdır. Telefon, hesap, numara kaydetme, yol tarifi… Her birinin modern usul ile tekrarladığı bir ezber, yapay olan bir kolaylığı resmediyor. En önemlisi, okumak ve yazmak kavramlarının başlangıcı olan kâğıt kalemin, yazdıkça öğrettiği ve öğrettikçe de zihne kalıplaşmış bilgileri eklediği yazmanın, değer anlamında içerdiği nitelik, nicelikten öncedir. Elde yazılan bir kompozisyonun giriş, gelişme, sonuç bölümleriyle meydana gelen sanat; teknoloji tabanlı modern uygulamalarda, özgünlüğün yerine alışılagelmiş bir aynı kapsamlı, tanıdık kelime olan yapıştır tekniğini, örnekliyor. Klasik bir sınavda, düşündüren soruların yorum gerektiriyor olması, konu hakkında bilgi haznesinin tasvir ettiği biyografiyi kaleme aktararak, bilgiyi anlatır. Sade olana tezat değil, mekânın içinde bir tutumu benimsemektir, doğallığın yönü.

Yazarın Diğer Yazıları