'Dut' ne hatırlatır, mesela?
Rüveyda Sadak
Mevsim itibariyle ‘Dut’ diyelim… Kimi zaman çekirdekli mor türü ile yazı selamlayan dut, çoğunlukla çekirdeksiz ve doğal şekliyle seslenir, merhaba söylemiyle. Ağaçtan silkelenen dut, hasavan adlı bezden yapılmış örtü üzerine dağılırken aynı anda yiyebilmek için avuçlarda toplanan dut, toparlanır ve nasılsın sorusuyla devam ederek başlar, doğal muhabbetler. Dut ağacının daima farklı bir atmosferi, ritmi ve huzuru vardır. Toplumumuzda dut ağacı, genellikle ninelerimiz ile bütünlük ifade eden gerçek bir biyografidir. Sıcak yaz günlerinde, serinlik tanımını gölgesinde muhafaza eden dut ağacı, bireysel rol bilincindeki tebessüm yankısıyla çocukluk ve şimdi arasında gülümseten olumlu telkin yanıtlarını anımsatır. Dut ağacı, alt dallarında erişilebilecek kısımların kolaylık sağlaması yönünde geleneksel bir kültür alışkanlığı olarak tüketilir. Miktarın, değerlendirilme kapsamındaki tasarrufu için ise uygun bir sopa yardımıyla dalları silkelenir. Ve dut, ağacın altına döşenen örtü hasavanın içine dökülür ve sonrasında bir araya getirilip yıkanarak çeşitli alanlarda kullanılır. Yöresel çerçevede dut, kavramı itibariyle geniş bir yelpazede yer alır. Pestil, pekmez ve Elazığ mutfağında kışın yatsılık olarak bilinen orcik, kuru dut ve dut unu gibi çeşitleriyle de yaygın olarak tüketilen bir gelenekseldir, dut. Pekmezin, siyah üzüm ile alışılagelmiş biçimi, dut ile denk bir türün ifadesi olmuştur. Her iki meyvenin, pekmez statüsünde yer alan vitamin değeri, kaçınılmaz faydanın literatürdeki görsel gerçeğidir. Bir meyveden çok türlü ürünlerin resmedildiği dut ile pekmez, atıştırmalık ve dut unu şeklinde tatlandırılmış geleneksel özgünlük ve pestil olmak üzere aşina olunan bir kültür… Minnettar olunan toprağın bereketiyle bir meyveden yiyecek, içecek ve kapsamını genişleten ürünler elde edilmesiyle teşekkürün toprak faktörüne dair bereket söylemini ifade eden kültürel öğeler böylece açıklanıyor. Toprak, berekettir ve şifasının yanında pekmezin coğrafyada adlandırılan geleneksel tabiri ile dut zamanı, şimdi’dir. Bir kültürdür, dut. Nitekim dut silkelemek ile toplumsal bir kaynaşma gerçekleşir. Söz konusu bir kişiden bahsetmez, dut. Öyle ki dut denince herkes kavramı birdenbire şekillenerek aynı amaç olan dut sebepli samimiyete dönüşür. Çok kişiden oluşan topluluk, komşu, arkadaş ve çevre kişilerin yardımlaşma teorisini olabildiğine özgün ve şahsa münhasır sosyoloji gerekliliğinde yaşar, dut kapsamı. Yıllardır süregelen geleneksel alışkanlıklardan dut silkelemek, nesilden nesile aktarılmış olan ve hâlâ devam eden bir kültürdür. Yerde toparlanan dut bir bakıma organik işlevi yerine getirir. Dolayısıyla silkelenerek dökülen dut, aslında bir muhabbetin başlangıcını meydana getirir ki dut’u örtünün üzerinde organik olan ilk şeklinde yemek başkadır. Komşulara kaplarda ikram edilen dut, muhabbetin özgün tarifidir.