Bugün siyasetin koridorlarında en çok konuşulan şey; hizmetten çok tartışma, çözümden çok polemik… Vatandaş ise artık yüksek ses değil, somut adım görmek istiyor. Çünkü hayatın gerçek gündemi ekranlarda değil; pazarda, sokakta, emeklinin cebinde, gencin geleceğinde yaşanıyor.
Siyasi partiler birbirine laf yetiştirirken, millet geçim derdine yetişmeye çalışıyor. Oysa siyaset; kırıcı dilin değil, birleştirici aklın adresi olmalı. Makamların geçici olduğu unutulmamalı, geriye bırakılan hizmetlerin ise kalıcı olduğu bilinmeli.
Ankara kulislerinde ittifak hesapları, aday senaryoları ve koltuk mücadeleleri konuşuluyor. Ancak vatandaşın gönlünü kazananlar; kürsüde en sert konuşanlar değil, sahada en çok çalışanlar olacaktır. Çünkü millet artık slogan değil samimiyet arıyor.
Bugünün siyasetinde en büyük eksiklerden biri de tahammül… Farklı fikirlere saygı azaldıkça toplumdaki kutuplaşma büyüyor. Oysa güçlü devletler; birbirine benzeyen insanların değil, farklı düşüncelere rağmen ortak hedefte buluşabilen toplumların eseridir.
Siyasetçinin asli görevi; kavga üretmek değil umut üretmektir. Milletin derdiyle dertlenmeyen hiçbir anlayış uzun ömürlü olmaz. Sandık günü geldiğinde vatandaş, söylenen sözlerden çok yapılan icraatın hesabını sorar.
Hülasa, unutulmamalıdır ki… Siyasette en güçlü propaganda; milletin duasını almaktır velhasılıkelam…