Bazı tarihler vardır; yalnızca takvim yapraklarında değil, milletlerin hafızasında da yer edinir. 15 Temmuz, Türk milletinin bağımsızlığına, bayrağına ve devletine sahip çıkma iradesini tüm dünyaya gösterdiği unutulmaz gecelerden biridir.
O gece silahların karşısına tankla değil, yüreğiyle çıkan insanlar vardı. Çünkü vatan sevgisi, hiçbir silahın yenemeyeceği kadar büyük bir güçtür. Türk milleti, tarih boyunca Çanakkale’de, Sakarya’da, Dumlupınar’da nasıl birlik olduysa, 15 Temmuz’da da aynı ruhla omuz omuza durdu. Bu duruş; siyasi görüşlerin, farklı düşüncelerin ötesinde, ortak bir değerin etrafında kenetlenmenin adıdır: Türkiye Cumhuriyeti.
Vatan sevgisi yalnızca savaş meydanlarında gösterilen cesaret değildir. Vatan sevgisi; bayrağa saygı duymak, devletin kurumlarına sahip çıkmak, milletin birliğini korumak, ayrıştırıcı değil birleştirici olmaktır. Çünkü güçlü devletler, güçlü ordular kadar güçlü bir milli şuurla ayakta kalır.
15 Temmuz bizlere bir gerçeği bir kez daha hatırlattı: Bu topraklar kolay kazanılmadı. Her karışı şehit kanıyla yoğrulmuş bu vatan, emanet değil; nesilden nesile korunması gereken kutsal bir mirastır. Bu mirası yaşatmanın yolu ise geçmişi unutmadan geleceği inşa etmekten geçer.
Genç nesiller, 15 Temmuz’u yalnızca bir tarih olarak değil; demokrasiye, bağımsızlığa ve milli iradeye sahip çıkmanın sembolü olarak öğrenmelidir. Çünkü millet olmanın en önemli şartı, ortak acıları ve ortak kahramanlıkları unutmamaktır.
Bugün bize düşen görev, ayrılıkları değil ortak değerleri büyütmektir. Ay yıldızlı bayrağın altında, tek vatan, tek millet ve güçlü Türkiye idealini yaşatmaktır. Çünkü vatan sevgisi sloganlarla değil; fedakârlıkla, çalışmakla, üretmekle ve gerektiğinde gözünü kırpmadan milletinin yanında durabilmek ile ölçülür.
15 Temmuz’da vatan uğruna canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmetle, kahraman gazilerimizi minnetle anıyorum.
Hülasa, onların bıraktığı emanet, birlik ve beraberliğimizi koruyarak Türkiye Cumhuriyetini daha güçlü yarınlara taşımaktır velhasılkelam…