Masamın üzerinde, “Şiir İkliminde Birkaç Saat!” isimli eser, günlerdir bizlere tebessüm ediyor.
Sadık. K. Tural imzasıyla 4. Baskı olarak Haziran-2026 tarihinde ‘Okuyucu ile bir daha buluşmuş’
Eserin 350 sayfasından yürek edasıyla ‘Şiire ve Şiir İklimine Merhaba...’ der.
Başta bu eserin müellifi Prof. Dr. Sadık K. Tural Hocamız olmak üzere çok titiz bir emeğin ürünü olarak sayfalarını büyük bir zevkle, huzurla çevirdiğimiz eserin bizlere ulaşmasına kadar emektar olan, Mehmet Nuri Parmaksız, Hatice Ayan ve Emine Aslan’a tebrikler...
Nasıl ki, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu’nu bizler, “Destanların Efendisi!” olarak tanımlıyorsak;
Sadık Kemal Tural Hocayı da, “Şiir Sanatının Efendisi!” olarak tanımlıyor ve yorumluyoruz.
Sadık Hoca, Şiir için asıl ilham kaynağı olarak bildiğimiz, gönüllere dokunan zarif bir ifade kullanırlar;
“Öteden Taşınan Çığlık!”
Nebi Hazri, Sadık Hoca’nın düşüncelerine bir bakıma tercüman olurlar;
“Acı çekenler yarım peygamber
Acı çekmeyenler yarım insan!”
Allah Resul’ünün hırkasını taşıyan şair, Kâ’b bin Züheyr’dir. “Bânet Suâd” kasidesi (Kaside-i Bürde) bu muhterem şaire aittir. Şairlerimiz Allah Resul’ünün hırkasını omuzlarında taşıma bahtiyarlığına sahiptir.
Harput Müftüsü Ömer Naimi Efendinin Mamurat’ül Aziz Vilayeti matbaasında basılan ilk eser olarak, “Kaside-i Bürde!” isimli eserini biliyoruz.
Harput’un o manevi iklimini ve edebi dünyasının zenginliğini, Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Hocamız çok iyi bilirler. O ses ve söz ikliminin zenginliği ve Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarının bu coğrafyaya taşıdığı efsunkar iklim haklı olarak Sadık Hocaya Elâzığ Şehri için, “Şiirimizin Başkenti!” ifadelerini kullanacaklardı. “Şiir Sanatının Efendisi!” Sadık Kemal Tural Hocanın bu sözleri elbette ki, sanat ve edebiyat dünyasında önemli yankıları olacaktı.
Sadık Hoca Şiiri şöyle yorumlarlar; “Şiir, iradenin devreden çıkmadığı bir uyanıklık hali olmakla birlikte, içinde hülyanın, hayâlin, ilhamın bulunduğu yarı rüya durumunun sonucunda oluşuyor; Şiir, bazı kişilerin kendi özüne, başka özlere ve ilişkilere ait bilgilenişin doğurduğu, anlamlı, ahenkli, sözlü tepkisidir.”
Sadık Kemal Tural Hocanın hayat hikâyesine şöyle bir döndüğümüzde söylenecek çok sözümüz olacaktır. 1946’da Kırıkkale’de hayat serüveni başlayacaktır. 1964 yılında, ‘başarılı bir öğretmendir’ Milli Eğitim Bakanlığının uzun yıllar üzerinde titizlikle çalıştığı, “Türk Ansiklopedisinin” hazırlama şubesinde görev alırlar. 1972 yılından itibaren Hacettepe Üniversitesi’nde, ‘akademik hayatı’ başlar. Sürekli üreten, eserler veren, öğrenci yetiştiren/ veya kendi ekolünü oluşturan başarılı bir eğitimci ve yönetici kimliği de daha belirgin hale gelir. Sadık Hoca, Devlet Planlama Teşkilatındadır. Birçok Ulusal ve Uluslararası projelere imza atacaktır. Bir söz vardır, “on parmağında, on marifet!” Sayın Hocamız, zarafetiyle, edebi belagatiyle birlikte gönüllerde yer almaya başlayacaktır. Bizimde üyesi bulunduğumuz, İLESAM meslek kuruluşunun kurucular kurulunda yer alacaklar. Bu kuruma çok önemli katkıları olacaktır. 12. Milli Eğitim Şurasının Genel Sekreterliğini üstlenecekler. Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığından Yüksek Kurum Başkanlığına doğru 8 yılı bulan başarılı bir süreç... Erdem, Bilge, Arış gibi dergilerin yayın hayatına başlaması... 200’e yakın eserin vitrinlerde yerini alması... 2000-2009 yılları arasında Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı... 2011 yılında emeklilik... Ödüllerle, başarılarla dopdolu imrenilecek bir hayat serüveni... Bu hayat serüveni içerisinde bizler, 1992 tarihinde ilki yapılan Uluslararası Hazar Şiir Akşamlarından itibaren Prof. Dr. Sadık Kemal Tural Hocayı daha yakından tanımaya başladık. Elâzığ Şehrinin ‘vefalı bir dostu...’ aksaçlı bir gönül ereni/ veya Yunus yürekli bir dervişiydi. Ankara’da, bu şehrin bir bakıma; ‘gözü, kulağı, vicdanıydı...’ 1990’lı yıllardan 2026 yılına; 35 yıl, sadece bir merhaba değil; ‘bir yol gösterici, moral ve enerji kaynağı, yeri geldiğinde haykıran sesi...’ olacaklardı.
Elâzığ Belediye Başkanı Süleyman Selmanoğlu, ‘bu yürekli, vefalı, çilekeş ve bir Harput Beyefendisi olarak temayüz eden Sadık K. Tural Hoca’ya; “Elâzığ Şehrinin Hemşehrilik Beratını!” vereceklerdi.’
Her zaman için gönül alkışlarını hak eden edebi şahsiyetin, “Şiir İkliminde Birkaç Saat” eserin 4. Baskısını okurken, “Şiir olmasa dünya çöl olurdu!” mısrası elbette bu eserin özetinin özetiydi diyebilir miyim?
Toprak çoraklaştığı gibi, ‘gönüllerde çoraklaşır’ Şiiri ve Sanatı, ‘edebi muhitler besler’ Elâzığ Şehri, Allah’a hamd olsun, başta; “MANAS YAYINEVİ” olmak üzere “Bizim Külliye” gibi, edebi muhitlerin oluştuğunu söyleyebilirim. Sadık Kemal Tural Hoca, bu muhitlerle sürekli fikir alışverişi içerisindedir.
Bir Elâzığ fahri hemşehrisi olarak, “Elâzığ Şehrini ve insanını çok iyi bilmektedir!” Geniş bir muhabbeti olduğunu da bilmekteyiz.
Sözümüzü Sadık Kemal Tural Hoca’ya ithaf ettiğimiz bir şiirimizle noktalayalım;
“Sadık isminde sıddık kokusu
Açar içimizde bahar muştusu
Derviş gazilere asrın yokuşu
Ilık rüzgâr gibi gönülden eser
Kâmildir, ilminden nasiplenen çok,
Kâr ve kisbde olmamıştır gözü yok
Töreyle yaşatır ahde vefayı
Ulus vefalıda bulur sefayı
Rüya gibi güzel günler anar
Anılar birer mum içinde yanar
Lâ demez illâ Hak diyen sedayı
İllâ Hak diyen bir seda yükselir Anadolu’dan