“Bazı insanlar vardır, yalnızca yaşadıkları hayatla değil, dokundukları hayatlarla da hatırlanırlar.
Bazı isimler vardır; bir şehirle birlikte anılır, bir coğrafyanın kaderine sessizce ama ısrarla eşlik ederler!” Bu ifadeleri, Prof. Dr. Ayhan Erdem’in, “Bir Şehrin Umudu, Bir Bilim İnsanının Hikâyesi” başlıklı makalesinden aldım. Bu ifadeler, Muş Alparslan Üniversitesi (MAUN) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve İşletmecilik Bölümünde Öğretim Üyesi olarak çalışmakta bulunan
Prof. De. Zeliha Tekin için kullanılan duyarlı ifadeler...
Bizler, geçtiğimiz gün Muş İlimiz Yazarlar ve Şairler Dernek Başkanımız Mustafa Yıldızoğlu ile birlikte Muş Alparslan Üniversitesi (MAUN) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde Öğr. Üyesi. Prof. Dr. Zeliha Tekin’in fakülte binasındaki ofisinde ziyaretinde bulunduk.
Bizim asıl dikkatlerimizi çeken husus, Sn. Tekin’in “Gazete Ankara Köşe Yazarı Oluşları...” ve şimdiye kadar da, “16 esere imza atmış olmaları...” Kendileri halen, Muş İlimiz TSO, KOBİ ve Marka Danışmanı olmaları... 32 Ülkeye, Mesleki anlamda seyahatleri olması...
Prof. Dr. Zeliha Tekin Bizlere, “Nasıl Bakarsan Öyle Görürsün” eserini bizlere imzaladılar...
Takriben 111 sayfa hacmindeki eser, Ağustos-2024 tarihinde Ankara Serencan Yayınları arasında yer almış...
Kitabın önsözünde yazarımız şöyle derler; “13. Yüzyılda Anadolu’da yaşamış olan tasavvuf âlimi ve Sufi şair Mevlana Celâleddin-i Rumi şöyle demiştir; “insanı ateş değil, kendi gafleti yakar. Herkeste kusur görür, kendisine kör bakar.” İnsan neyi düşünürse sonunda ona dönüşür, o olur. Çünkü herşey düşüncelerde, hayallerde ve rüyalarda başlar, sonra ete kemiğe bürünerek gerçeğe dönüşür. İnsan hayata ne verirse onu hayattan alır. İnsan diğerlerine nasıl bakarsa, diğerleri de ona öyle bakar. Bu yüzden kitaba, “Nasıl Bakarsan Öyle Görürsün” ismini verdim.”
Eserde, 38 önemli başlık yer alıyor. Her başlık içerisinde, sizleri hayatın içerisinde taşıyan bir serüven...
O serüven içerisinde, “özlü sözler, kısa hikâyeler, kaideler, disiplinler ve hayati yorumlar...” yer alıyor.
Azeri Şair Nebi HEZRİ bir şiirinde şöyle derler;
“Muhabbet sonsuzdur, ömürse kısa;
Ne olur, sadakat ebesi kalsa!
Kimin yüreğinde bir tel kırılsa,
Benim yüreğimdir, benim yüreğim
Yürlerde gözlerde sevgi okunur
Muhabbet yürekten yüreğe konur
Güzeller gözünde o ateş, o nur
Benim yüreğimdir, benim yüreğim!”
Habil ile Kabil hikâyesini hepimiz biliriz. Yazarımız, insanlık tarihinde ilklerden bahseder. “ilk cinayet, ilk kıskançlık, ilk kardeş kavgası, ilk kurban, ilk meslek çatışması, ilk statü ayrımı, ilk evlat acısı, ilk şehit...” İlkler ve o ilklerin insanlık tarihi içerisindeki serüveni...
İstiklal Marşı Şairimiz Akif ne diyorlar;
“Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!
Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?
“Tarih”i “tekerrür” diye tarif ediyorlar;
Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”
Maalesef, ‘geçmişe karşı unutkanız’ Şöyle bir maziye dönüp de bakmayız... İnsanlık tarihinde, birbirine benzer hatalar, yanlışlar, suiistimaller vesaire devam eder... Şu fani âlem/ veya dünya için ne diyoruz;
“iyileri ve kötüleri, doğruları ve yanlışları, çirkinlikleri ve güzellikleri, helalleri ve haramları vesaire aynı gemide taşır...” Amansız bir mücadele ahir zamana kadar sürüp gidecektir...
Eserde,
“Hayatta herşey iletişimdir”
“Kariyerin DNA’SI”
“Kriz Yönetimi ile Krizleri Fırsata Çevirebilmek”
“Yasal Olan Ama Helal Olmayan İşlerimiz(?)”
“Çağımızın Melankolik İnsanları”
“Yönetme Sanatının İncelikleri; Kendinizi ve İşinizi Yönetmek”
“Liderler ya Işık Saçarlar Ya Karanlık Yayarlar”
“İş Hayatında Başarı İçin 10 Emir!”
“Dijital Çağın Dijital Yöneticileri”
“Girişimcilikte Başarı İçin 10 Altın Kural”
İnancımız, “Nasıl yaşarsanız öyle haşrolursunuz!”
İnsan, ‘sözüne emanetle bakar’ Güvenilir olmak... Adaletli olmak... Hakkı ve hukuku bilmek...
O kadar güzel, özlü sözlerimiz, deyimlerimiz, manilerimiz, atasözlerimiz var ki, her biri insanı merkeze çeker... İnsanı, yüceltir! “Nasıl Bakarsan Öyle Görürsün!” eserini bir hamlede okudum dersem yeridir.
Özellikle de, dikkatle okunmasını, üzerinde yorum yapılmasını istediğimiz bir eser... Tebrikler...
AĞAÇ OL...
Gölgesi, meyvesi olan bir ağaç!
Diyar diyar ilme, marifete aç
Zarafete ışık yayan bir fanus!
Söz deryasında gönüllere ilaç
Yürek adımında, gölgesi uzun...
" Eşrefü'l mahlûkat sırrına mazhar"
ÂLÂ-İ İLLİYİN...
Âlâ-i İlliyin der, yücelere
Esfele Sefilin der, cücelere
Kıyamda dur, alnı açık, başı dik
Sakın uyma, gözü kör nicelere
Sükûtum, sabır yükünde adımlar
BİLİR MİSİN?
Günah nedir, vebal nedir, bilir misin?
Masum nedir, mazlum nedir, bilir misin?
Ah çekenlerin, ahını duyar mısın?
Dağlarında kökleri var, definlerde!
İnsanın kökü başında, bilir misin?
Yanarım ben, köksüzlere yanarım
Otlar gibi sağa, sola savrulana,..
BİLMEM YARINI
Bilmem yarını, hayır için dua ederim
Dualar, âminlerle zırhımı giyerim
Dünyanın kâhrını, çilesini çekerim
Şu garip yurda, fani âleme vatanım derim
Dünya, ahiretin azığı derim
BİRBİRİNE DANIŞANLAR
Birbirine danışanlar, daha az yanılır,
Daha sağlıklı karar verirler
Daha huzurlu, daha güvende
Safları daha sık...
İstişarede rahmet ve bereket...
Danışanlar, daha kazançlı...
BU DÜNYA...
Bu dünya çalışma, üretme yeri
Kazanca, nimete, şükretme yeri
Nefsi, hevesi, kini yenme yeri
Manasıyla, tam bir hazırlık yeri
İbadettir bize dünyanın hali
BU DÜNYA
Bu dünya hem çetin hem de metin
Ömür boyu besler seni ümidin
Ümidine yelken açar niyetin
Dünya derya; deryada serüvenim
Serüvenim, kâh çetindir kâh metin
BUGÜN İÇİN
"Bugün için ne yaptın" sorusunda,
Azmi, iradeyi, gayreti bulur
"İki günü eşit olan zararda!"
Sorusunda, asıl yolunu bulur
Güneş gibi ışıl ışıl yükselmek,
İnsan, içindeki hasreti bulur...
COĞRAFYAYI
Coğrafyayı gönül evi yapalım
Gönülden yollar, köprüler yapalım
Sevgiyi, evimize harç yapalım
Gönülsüz işler muradımız değil
DOKUNSUN
Sözü içten söyle, kalbe dokunsun
Mısralar, bir kilim gibi dokunsun
Aşkın, Ferhat'ça dağlara dokunsun
Fütüvvet dilini, âlem okusun
DÜRÜSTLÜK
Dürüstlük, eski anılarda kaldı
Yalanın kiri, öbek öbek çiçek
Soğuk düştü bahara, düşler yandı!
Şefkat sürgünde, mazlum garip kaldı...
Bedri, tomur tomur açmaz mı çiçek?
Baharın çelengi, gönlümde kaldı
DÜŞLERİM
Dinmedi, dinmeyecek düşlerim!
İndimde, inlemeyecek düşlerim!
Sefer bize hayatın her adımı
Kutlu idealle yeşerdi düşlerim
Hayal değil, hayatın her adımı
Yüreğimin nakışı düşlerim
DÜŞÜN
Düşün bir, su gibi akan zamanı
Seni, sende yakan yaman bir anı
Dün, geçti; bugün, halde; yarın esrarı
Üç güne sığar, bir ömrün kararı
Ellerin, ateşi tutan mangal mı?
Vesveseler, idrakine engel mi?
Fani bir dünya, gurbet yıllarım!
İhtiyar halime her acı alarm!
EDEP ÜZRE DÜŞÜNÜRÜM
Edep üzre düşünürüm hayatı
Edebin dışında gör, sefahatı
Şu âlemde ne Ahi Evran ruhu,
Ne de Lokman Hekim'in nasihati
Kalmadı, vefalı yürekler sürgün!
Hamiyetli sözler bitap ve yorgun
Düşer yerlere, inciler dağılır
Karanlık gecede, düşler sağılır
GÜZEL DÜŞÜN
Güzel düşün, düşlerin gül koklasın
Sevgi harmanında kalbin yoklasın
Güzel düşlerde umutlar yeşerir
Umutlar, sabırla bizi beklesin
Yeşeren umutlar, baharı saklasın
Hep içimizde, baharı saklasın
GÜZEL SÖZ
Güzel söz, meyve veren ağaç gibi
İnsanlık, güzel sözlere aç gibi
Ufuk açan yollara muhtaç gibi
Gönül açıcı sözleri taç eyle
Özünden kaynasın toprak kokusu
Azimle kısalır, hayat yokuşu
Yokuş gibi görünse de evladır!
HANGİ NİYET
Dünyaya, hangi niyetle bakarsın
Hangi niyetle savrulur akarsın
Kimi çöl, kimi çölü gülzâr eder
Kimi gözü yaşlı, kinle yakarsın
İKİ GÜNÜ EŞİT OLAN
"İki günü eşit olan zararda"
Her gün bir adım daha ileride,
Atacağın her adımın kararda,
İz bırakacak; ötede, beride...
Ey yürekli nesil, yürü demeli
Kâh fikrin, kâh inancının hamalı!
Durmak atalet, geriye gitmektir
Her fetih, her yenilik gayret ister
Gayretin, bugün meyve veren fidan
Fikrin, düşüncenin yeşermesinde,
Gönüllerde yaşar, hayat bulursun
İLİM HAKKI BİLMEKTİR
Söyleriz, sözümüzü halk içinde
Edeple, 'bilgeler yolu' içinde
Moralle, adaletle yürünmeli
Sevdamız, 'birlik şuuru' içinde
İlim, hakkı, halkı, ölçüyü bilmek
Bir büyük dava ruhu içinde
İNSAN SÖZÜNE
İnsan sözüne, emanetle bakar
Güvende kalır, huzura ererdi!
Asır mı değişti, yoksa insan mı?
Aman vermeyen yüze, nasıl bakar!
KEŞKELER
Keşkeler, bir anlık fırsatlar mı?
Atlar süzülür, sanki ruhumuzdan
Bağını kopardığım fırsatlar mı?
Gözyaşıyla süzülen ufkumuzdan
Keşkeler, düğümü elimde kalan...
Hala cevabını bekleyen sorular!