"Şiir olmasa dünya çöl olurdu"
Hikmet yıkamasa gök kül olurdu
Şiir aşktan doğar, ruhu yüceltir
Aşktan uzaklaşsa arz zül olurdu
ŞİİR HASBİHALDİR
Şiir, hasbihaldir
Hal ehli ile kelâmdır
İlham kaynağı gönüllerde,
Rahmet damlalarıyla maveradan,
Cümle âleme bir esintidir
Şiirde, hikmet var!
Sözün selâmı, selâmeti, hayratı
Bir içli nağmede hoyratı
Şiir, aşk nehri, sevda nehri
Her insan bir âlem
Âlemin rıhtımında hak ereni,
Gönül gözüyle görür mualla şehri...
ŞİİR VE ŞAİR
Resul’ün hırkasını taşır, şair
“Şiirde hikmet gibidir” der, Resul
Anladım, “sanat Allah’ı aramak…”
Bildim, “çelik çomak işimiş, sair…”
Şiir, dua gibi süzülür gönlümden
Hikmet pınarı gibi kaynar özümden
İlham kaynağı gibi taşar özümden
YALAN SÖZ
Yalan söz söyleyeceğine lâl ol
Sözü hikmetle kalbe taşı, bal ol!
Derya içinde gönüllere sal ol
Ulu gövdeye, meyve veren dal ol
Olmak sırrıyla kâinatı oku
"Kâinat insan için yaratıldı"
YALANCININ NARASI
Dinleyin yalancının narasını,
Açarmış iki kardeş arasını!
Yalan kılıfına sarılan dünya;
Dökermiş iki de bir safrasını…
YAR OLMAYANLAR
Aklı kendisine yâr olmayanlar
Başkalarına nasıl yâr olsun ki
Kendi gönlünce huzur bulmayanlar;
Başkalarına nasıl huzur versin ki?
İKİNDİ VAKTİ
İkindi Vakti, muhabbeti uzun
Vuslat şarkısını söyler grubun,
Garibim dünyada, çilesi hüzün,
İKİNDİ VAKTİ
“Yavuz’un ömrü ikindiye benzer”
İkindi vaktinin gölgesi uzun
Hey küheylân koş yeni fetihlere
Fetihler, gönül kalemine/ kalesine benzer
Rüzgâr sert esermiş ikindi vakti
Gün batarken ufukta, Kızılelma
Mana iksirinde ikindi vakti!
DÜN HELALİ-HARAMI
Dün, helali-haramıyla birlikte tarih
Hafızamızda hikmetiyle sarih
Ey geçmiş, dilim himmetinde fasih...
Muhasebesini yaptığım günün,
Edep dolu dersiyle onurluyum
BİZ NEYE LAYIĞIZ
Biz neye layığız, neleri bulduk?
Ümitle doğarız, eyvah batarız!
Deryada kayığız, poyrazı bulduk
Ufuklara bakar, marazı atarız
VARDIM BUGÜN ÇARŞIYA
Vardım bugün çarşıya aksataya
Pazar içimizde nasıl bir aşksa,
Pahasına kaşlarını mı çatsa?
Daha kasaya uzanmadan caysa
Gönül ne kadar rahat eder bilmem!
Önce akıl, sonra vicdanında tartsa
Bu ne hak, hukuktur diyerek yazsa!
Fitne ateşini şöyle bir yaksa,
Gönül ne kadar rahat eder, bilmem?
GÜN OLUR
Gün olur, niyet kapısı açılır
Her zaman hayra, helâle niyet et!
"İstikamet doğru, akıbet hayrola!"
İnsaftan, şefkatten yana niyet et!
Ameller niyete bahar kapısı
HAZAR BULURUZ
Her gün duayla yıkanır, arınır
Takva boyasıyla huzur buluruz!
İman, islâm atlasında barınır
Şükür niyazında huzur buluruz!
İhlasla, hak menziline sarınır
Gönüller seferde hazar buluruz!
SULH VE BARIŞ İSTERİM
Âlem barıştan yana durulmadı
Barış için öfkeler durulmadı!
Bizden sonraya sual sorulmadı
Hiç kimse huzur için yorulmadı
Haksız yere her savaş cinayettir
İnsan katletme nasıl bir niyettir?
Böyle bir romanın adı, ‘cinnettir’
YÜKSELMEK
Yükselmek, ne dalsız ne budaksız olur!
Yükselmek, ne kolsuz ne kanatsız olur
Ümitler fışkırır, dalgalar kadar sert;
Yükselmek, ne alsız ne yüreksiz olur
SEVGİ DERTLERE HEKİM
“Dışı içine esir, içi dışına hâkim”
Korku vicdana tesir, sevgi illete hekim
Şiirden taşan nesir, mısralar asıl rakım
Payda da ortak kesir, ortak gayeye hâkim
Gölgeler mi bize sır, aynaya düşmüş resim
BU SEVDA
Bazen yol bekler, bazen yolcu bekler
Gurbette düşler bazen sıla bekler
Hasretin gözyaşı hüzünle akar
Toprağın kokusu yağmuru bekler
Ne gönül, ne toprak çorak kalmasın!
Bu sevda rüzgârsız, bitap kalmasın
DERMANIM GİTTİ
Gök boşluğuna gözlerim dalıp gitti
Sonsuz azametine dermanım gitti
Örümcek yuvasını yapmaktan aciz
İdrakim ilahi vecdi tadıp gitti