Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Onca başağrısı

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Dünya dönüyor, onca başağrısı ne?

Sağduyu çağrısı, ulaşmadı mı?

"Vasat Ümmet" olma yolunda gayretler,

Yüreğiyle canlara dokunmadı mı?

Ey ifrat, ey tefrit; çık artık hayatımdan,

Bahar geldi, gonca güller açmadı mı?


GÜNAHKÂRIM

Günahkârım! Vebalim o kadar ağır ki!

Gecelerimiz, uykusuz geçmeliydi?

Vicdanlarımız acılarla titremeliydi!

Asıl günahımız, kalplere dokunamadık!

"Hakkı ve Sabrı tavsiye etmek!"

Son nefesimize kadar...


Ne oluyor?

Yapraklar çiçek açmadan soluyor

Acılara yürekler dayanmaz ki,

Anne-babalar saçlarını yoluyor!

Gözyaşımı içe dökmeye başladım

Öyle ki, için için ağlıyorum...

Ne oluyor; bunca fırtına, kasırga...


GÖNÜL KAPISINI

Gönül kapısını, Allah dostlarına aç

Kamil insanlardan nasibin olsun

Manevi ikrama, ülfete muhtaç

Çorak gönüller, berekete doysun...


BAĞRINI AÇ

"Cennet, annelerin ayağı altında"

Anne, makamların en ulu katında

Ey şefkat, ey merhamet ayağa kalk!

İzzet, ikram insana dünya yatında

Şefkate, ihtiramla bağrını aç!


SEVGİNİN ZIDDI

Sevginin zıddı, nefret

Nedir, nefrete hasret?

İçimdeki fırtına,

Eser, nedretten yana...

Ey zarafet, affet bizi!

Ruhum, incelikten yana...

Sevgi, "imandan bir cüz!"

Kalmasın sevgi, dünyada "öksüz!"


İMAM EFENDİLER

İmam Efendiler, Beyzadeler,

Hacı Hulusi Efendiler,

Yüreğimdeki ses, size hasrettir

Bu şehrin, manevi kimliğinde;

Kâh doksan üç harbi, kâh Çanakkale'de,

Tarihi yudum yudum içmek isterim!

Kafkasların yüksek doruklarına,

Bir daha kanatlanmak isterim

BİLGE

Bilge, ihlasla 'anne' der

Anne, bilgeler tahtında!

Anne, ruhumun 'bilgesi' der

Yollar, 'bilgelik bahtında'


ŞÖYLE DÖNÜP BAKTIM

Şöyle dönüp baktım bir geçmişe

Omuz omuza verdiğim dostlara

Yol var mıdır geriye dönüşe?

Eski baharları yaşamaya!

Yüzler su gibi duru içtendi

Sular kabında durmaz akardı..

Geçmiş, bir içim su gibi berraktı


SIRRINI...

Sırrını, sükûtun kalbine yükle

Sabırla, zaman makarasını sar

Gölgelerin seninle yürür, bekle

Rüzgâr, rahmet bulutlarıyla eser

Dünyanı, kendine etme sakın dar!

Ülfet, nimete şükrandır sana yâr


ÇORAK TOPRAĞAMI DÖNDÜ

"Eti sizin, kemiği benim" sözünde,

Ne büyük hikmetler var, görmedin mi?

Hikmetin muradına ermedin mi?

Ufkuna ferasetin sermedin mi?

Âlim, ârif, zarif bildiğim dünyalar,

Çorak toprağa mı döndü?


TOPRAĞIN SUSUZ MU KALDI

Kâh Ömer, kâh Fatih asrı dersin

Rahmet, minnet, şükranla yâd edersin

Yirmi birinci asır, "hikmetin" ne?

Yunus der, Mevlana, Ahi Evran der,

Sanki asırların nefesindedir!

Yirmi birinci asır, "nefesin" nerde?

Toprağın susuz mu kaldı?


KÂMİL İNSANLARI

Gözlerim, kâmil insanları arar

Kalbe dokunan mütefekkir insan

Terör sarmalından kurtulmak için

Aşkla deryaları bezeyen insan

Ruhumu mütedeyyin hülya sarar

İlmiyle ameli yol eden insan

Akıl, vicdan terazisinde karar

Adaleti rehber kılan insan


EĞİN DEDİKLERİ

Eğin dedikleri gurbettir, hasrettir

Rabbimizden dileğimiz nusrettir

Sılayı, gurbete omuzda taşır

Gurbette, vatan sevgisi minnettir

Sevgiyi paylaşmak nezakettir


ÇOCUĞA ÖĞRETMEN

Anne-Baba, çocuğa ilköğretmen

Ânne-Baba; âlim, zarif olursa;

İlmiyle maruf evlatlar yetişir

Hayata, zevk-estetik dokunursa;

Geleceğe, "erdemli insan" yetişir

Muallimin süsü ilim, marifet

Sözü, özüyle birlikte zarafet

Ahlakı, kendi özünde tarif et!

Geleceği, gayretinle maruf kıl


BU ÇOCUKLAR

Bu çocukları kimler yetiştirdi?

Bu kadar, bataklık nasıl oluştu?

Bu kadar marifet dışımızda mı?

Sorular-cevaplar, yürekler yakar!

Gözyaşından mahrum gönülleri...

Gördükçe, derinden bir ah çekerim!


SAMİMİYET

Samimiyet, içimde gizemli sandık

O sandıkta; sabrı, sükûtu taşırım

Sabırla, sükûtla; dürüstlüğü andık

İçi taş kesen yüreklere yandık!

Erdemli duruş, ahlak civanım hey!

Hergün, tevhit boyasıyla arındık


HÜZNÜ YAŞATMA!

Yarab, bu millete hüznü yaşatma

Aklım, idrakim, vicdanım bir şuur!

Şuurumla, içimden vicdanı atma

Esfeli Safilin düştüğü çukur

Gaflet içinde milleti yaşatma


BİRER SEMAZEN

Selimiye'de, kâinat okunur

Nakış nakış manasına dokunur

Kubbeler, ruhumu saran semazen

Güneş, ay, yıldızlar birer semazen

"Allah Bir “der, yüreklere dokunur

Madde, çekirdek dönüyor ahenkle

Ya Hâk, davudi sedayla okunur


ÖMER UN TAŞIR

Ömer sırtında un taşır, hayret!

Sen de gayrete gel, ha gayret

Taşı omuzunda, insan olmayı

Dert ile dertlenen yüreği seyret!

Devlet babadır, şefkattir, merhemdir

Kim demiş; "iyilik üç beş dirhemdir!"

Bil ki, bileğe güç veren yürektir/ imandır

Yazarın Diğer Yazıları