Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

İyiliğe çağrı yapalım

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Bir yeni güne, Cumaya merhaba

Bir saf olan gönüllere merhaba

Gül kokulu rayihalar merhaba

İyiliğe yürüyen adımlar merhaba

Takva sahibi yüzler merhaba

Hayırlı, ihlaslı günler merhaba

BERRAK SULARDA

Berrak sularda, sırrıma bakarım

O gizemli akışına bakarım

İftirasın, yakışına bakarım

Kendini görmeyene aşk olsun

Dünya hayatı zevkine meşk olsun

Gönül tahtını ağırlayan köşk olsun

İYİLİĞE ÇAĞRI YAPALIM

Geliniz, iyiliğe çağrı yapalım

Hakkı hak bilerek, hakka tapalım!

Kimse demesin, "hayırda topalım"

Ey can, sırlar birgün aşikâr olur

Şu naçiz beden sana şikâr olur

Boynuna dolanan hilekâr olur

Kar bildiğin ateşe odun olur

HAYIRLI ÜMMETTİR

Hayırlı ümmettir, Sahabe Yolu,

Gökteki yıldızlar, Sahabe Yolu,

Gönül, bu yola, canlara hasretim!

Sahabe yolu, muttakiler yolu

Asıl bu yola, rağbetimiz olsun

Aşk çilesine, hasretimiz olsun

Güzel bir niyet, gayretimiz olsun

KALEM, HOŞ SEDADIR

Kalem, edep içre bir hoş sedadır

Vatan, bayrak, millet, ezanla edadır

Fikirler bizde asude bahardır

Sansür, "asude bahara" vedadır

Her veda, öksüz kalmış bir nidadır

BEŞİKTEN MEZARA

"Beşikten mezara kadar ilim öğren"

Bu yolun çilesi, devranı güzel

Hikmetle, âlemin sırrını gören

Gözlerin içi de, seyranı güzel

Feraset, ufuk ötesini süzen,

Cemal hasretinde, hayranı güzel

YALAN HİKÂYELER

Hikâyeler, baştan aşağı yalan

Açmış kendisine koskoca alan

Omurgası güven, hesabı talan

Vurdumduymaz olunca ahvalimiz

Yangın yerine döner halimiz

NE GÜZEL

Ne güzel insanların selâmlaşması

Nefsini, gururunu aşması

Huzur, güven, moral, aşkla taşması

Bir akıl, yürek olup buluşması

Ey erdemli günler, sana hasretim

MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE

"Müslüman mahallesinde salyangoz satmak"

Olmaz demeyin, sükût edersen olur!

Mahalle, nice teraneci bulur

Sokaklar, mahzun bir edayla bakar

BASINDA SANSÜRÜN

Basında, sansürün kalktığı günde;

Geçmişe bak, "künde üstüne künde"

Kalem üstüne, oynanan oyunda

Ben de yokum, ben de yokum demeli!


HIRSIZLIK...

Hırsızlık, yolsuzluk haksızlık ve de...

Nasıl kaynar, kötülerin kazanı

İblisler mi, bu yolun kazananı?

Ahi Evran mektebi kapandı mı?

Bu nasıl devran, nasıl heyuladır?

İYİLER ÇEKİLMİŞ

İyiler kabuğuna çekilmiş

Toprağa türlü melanet ekilmiş

"Bırakın geçsinler" nasıl akılmış?

Yiğit olmayana, iyilik yamadır

Sözün, kelâmın gözyaşı, amadır.

KÂMİL İNSAN

Kamil insanın edası da zarif

Sözü, çağlayan su; arif mi, arif

Hoş seda da, muğlak kalmasın tarif

Kamil insanın dostluğu ebedi

Altın ayarını geçer senedi

ÖYLE İÇTEN

Öyle içten, candan türkü söyle ki,

Beni derinden sarsın, sarmalasın

Can kulağıyla dinlerim şöyle ki,

Derdime bir merhem gibi yarasın


Dünyanın gönül yüzü hüzün kokar

O hüzne müptela gözyaşı döker

Şafak kızıllığı ne zaman söker?

Kızıllığında gönlümü deresin

ŞİİRİN HİKMETİ

Şiirin izzeti, hikmetindendir

Dokunaklı manası suyundandır

Mısralara, "bir içim su gibi" der;

Hafifliği, kalemin huyundandır

Ey asil, dokunaklı söze hayran

SÖZÜ AKIL İLMEĞİNDE

Sözü, akıl ilmeğinde süze süze

Gönül deryasında, yüze yüze

Hikmet defterine yaza yaza

Manasında yoğurarak söyle


Sözün, mayalanma çilesi vardır

Elbet, durulanma süresi vardır

Kalplerin sükût durası vardır

Söz cevherini dura dura söyle

TARİHİ CAHİLLERLE...

Tarihi, cahillerle konuşamam

Vatansızlarla birlikte koşamam

Ateşten gömlek giyen milletini,

Pusulu yolların eziyetini,

Görmeyen, cürümlü marifetiyle,

Çamur atanlarla hiç yürüyemem

RABBİNİ GÖRÜR GİBİ

Rabbini görür gibi yaşamak,

İhsandır bize lütfu keremi

Nehir gibi içten içe çağlamak,

İhlastır, içimden alır öfkemi

Derde, merhem süre süre taşımak

Sırrım ben de, sükûtum sessiz gemi

SEHER VAKTİNE

Seher vaktine duası yakışır

Bir kahve içimi, gönlüm yatışır

Saba rüzgârı, nağmesi akışır

Gelin dostlar, güne selâm edelim


Şu garip gönlüm zamanla yarışır

Nice keder, sevinçlerle tanışır

Âdem, kendi gölgesiyle bakışır

Gelin dostlar güne selâm edelim

BAHARIN İLKİNİ

Baharın ilkini, sonunu da severim

Coşkusunu, neşvesini de severim

Esen rüzgârı, serinliğini de severim

Baharın, çelengini, tacını da severim

Bahar cennet misali, kokusunu alırım

KARANLIK BİR YORGAN GİBİ

Karanlık, bir yorgan gibi serilir

Sükûtun en deruni halinde

Düşlerim, uyku nöbetine serilir

Gözlerim, yarı kapalı halinde,

Bir zaman uzdırabına serilir

Mahzun, masum yakarışlar halinde

VAKARINLA

Vakarınla birlikte yakar

Bak, nasıl sular derin akar

Garibin eli ayağı sakar,

Kimbilir aklına neler takar

Kurtul nefsinden, esaretten!

“BİZE KARANLIK!”

Bize karanlık, anlamayız Beyim!

Bilmediğim sırda, başımı eğim!

Söz gelir hergün haddi hesabı belirsiz

Hele kafa yorup elekte eleğim

Bizlere, aşikâr sözü bileyim

KALBİNİ YORMA

Kalbini yorma, birgün yenik düşersin

Kimbilir, neler neleri düşlersin?

Kalbini yorma, düşlerinde yaşa

Efkârı bırak, türküler söylesin

Yanık yüreğin; öğle veya böylesin

"Merhem sür" gazeli türküler söylesi

Yazarın Diğer Yazıları