Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

N'olaydı

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

N'olaydı, derdime derman olaydı

İnsanım, bir akıl, yürek olaydı

Özünde nefsini yenmiş olaydı

İkilik zarar verdi, hüsran verdi

Ayrılık tohumu hep hicran verdi


MUŞ’UN BAHARI

Muş'un baharı, sevdaya açılır

Seher rüzgârı, semaya açılır

Bulut bulut rahmet akar, ovaya

Hu der, lâlezârı; tevhide açılır


Aşk ile nazar edersen âleme

Ruhunu şad eder, döner erdeme

Dört yanıyla ışık olur kâleme

Hu der, gülzârı; tevhide açılır


KÂMİL MÜ'MİN

Âlemde, iz bırakan yüreklerden!

Söyle, geçer mi akıl eleklerden,

Âminler bir ağızdan, dileklerden...

Evladır niyetim, hasreti dinsin

Rabbim bizi, "kâmil mü'min" edinsin!


PENCERE VAR

Pencere var; kimi geniş, kimi dar

Kimi pencere ışık alır, kimi kör!

Gözlerde öyle, kimi ufka bakar

Kimi düşleri garip, nisyan eder


İNSANIMIZA

İnsanımıza, ufka bakın deriz

Uzun, çetin yolda sebat ederiz

Bu yolda bizlerde birer neferiz

Bazen sükût ve Lâhâvle çekeriz

Doğru bildiğimiz yoldan dönmeyiz


İNSANDA KUSUR ARAMA

İnsanda, kusur arama

Her kusuru sürme, yarama!

Yaram kanar, durmaz akar

Yaralı halimde arama!

Her seher, arınma vakti

Hakk'a verdiğimiz akti

Yanmada gönül, yanmada!

Gönül gözü ufka aktı...


KARS’TAN EDİRNE’YE

Kars'tan Edirne'ye bu vatan bizim

Şehit kefenleriyle yatan bizim

Kalbi, bu aşk, sevdayla çarpan bizim

Tevhid bayrağına, boyanan bizim

Biz olduk, her anı ibadet bilen

 

TÜRKÇE’MİZİ

Türkçe'mizi, bayrak yaptık cihana

Fetih dili, gönül dili Türkçe'miz

Hikmetinden sual olur, divana;

Cihanı kuşatır, güzel Türkçe'miz


Ana sütü kadar saf ve durusun

Mevla'm seni kirlilikten korusun

Şiirim, Sanatım, Zevkim, Hars'ım;

Yüceliklerin seninle yürüsün


BİZİM SAFIMIZ

Bizim safımız, hakkın çizdiği saf

Sabır ekseninde döner insaf

Bizleri, bizden olan anlar sarraf

Sarraf diliyle bak, sözümüz şeffaf


GÖNLÜMDE

Gönlümde pırıl pırıl bir Elâzığ

Spor, kültür, sanat, edebiyatı

"Manevi azığı bol il, Elâzığ"

Asrın yükselen değeri, hamiyeti!

Gönül alkışlarına selâm eder

İsmiyle anılır, maneviyatı


ZAMANLA

Zamanla yarışanlar

Hayatla barışanlar

Deryaya karışanlar

Âlemde iz bıraktılar

"İki günü eşit olanlar"

Sözüm ona reşit olanlar

İsrafta, sefih olanlar

Âlemde köz bıraktılar


ÇİFTÇİMİZE

Senden, ‘toprak kokusunu’ alırım

O kokuda, ‘fıtratım’ mayalanır

Bedri der ki, ‘toprak yüzün ağartır’

Helâl kazancım onda mayalanır


AŞK SÖYLER

Şimdi anladım sabrın ne demek olduğunu

Güllerin neden bu kadar erken solduğunu

Açlık değilmiş gaye, insanı kâmil yolu

Aşk söyler kendini, deryalarda bulduğunu...


KIYAMDA...

Kıyamda, rükûda, secde de;

Halden hale geçeriz bizler

Sabır, sükûtla selâmette

İlden ile göçeriz bizler

Maziden atiye yol alır;

Kâh açan, kâh solan gülleriz


HAYAT...

Hayat, dur- durağı olmayan koşu

Bazen inişi zor, bazen yokuşu

Çileye talim eden yürek ister,

Kâh savaş, kâh sulha döner akışı

Erdemli bir insanda cennet gibi

Hayat, yozmuş insanda cinnet gibi


İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

İklim değişikliğinden dem vuranlar

Bağışıklığı bozulmuş gafiller

Rızka kefilim der, Yüce Yaradan

Yağmur, yağmur rahmet iner semadan

Suya gark olur, yurdun dört bir yanı

Takva sahibi ancak buna kani

Ah! Basiret kapalı sefiller...

Kalbini tasdik edemeyen diller


ÜÇ MAYISLARDAN

Üç Mayıs'tan, on sekiz Mayıslara,

Güneşin kıpkızıl doğduğu günler...

Gözyaşlarına bulanan düğünler

İdeallerin, Türklüğün, Turan'ın,

Tarihin kurşunlandığı Mayıslar...

Tabutluklar, ölüm kusan sürgünler...

Halden, halde; tecelliden tecelliye...

Dün suçlu olanlar, bugün kahraman...

Turan illeri, filiz verdi, sürgün verdi

Büyük ülküler muradına erdi...


YÜREĞİMİ GERİ VER

“Yüreğimi geri ver, Yeşil Tuna!”

Hani, Fırat senin ‘öz’ kardeşindi?

Nerede, ‘Firavunları boğan’ Nil?

O eski anılarınla sözleştim!

Gül kokulu diyarını özledim


MAZİDE KÖKLERİM

Mazide köklerim, sırrım sükûtum...

Kökleri üstünde gövdem dallarım

Tarihim, cihana hükmeden anım

O anılarda, ideâlim, umudum...

Fikrim, zikrim, ifadem bulut bulut...


GELMEDİ HALA

Bahar sıcaklığı gelmedi hala!

Börtü-böcek yüzlere gülmedi hala,

Çoban kavalını çalmadı hala,

Bulut bulut yürümekte mevsimler


SÖZLERİN

Sözlerin gri midir, yeşil midir?

Mevsim bahar mı kokar, kış mı kokar?

Sözlerin dikenlikte, gül müdür?

Muradın rüzgârlar da, düş mü kokar?

Âhu zârın yüreklerde, zor mudur?

Müptela olan derdin dost mu kokar?

Yazarın Diğer Yazıları