29 Mayıs tarihinde İstanbul’un fethinin 573. Yıldönümün idrak ettik. O tarihi heyecanı bütün Türkiye olarak yaşadık. Arif Nihat Asya’nın “büyük bir huşu ve huzur içerisinde dinleriz!” Sözleri dolu dolu dersler veren ve bizlere tarihi yaşatan bu şiirde, şairimiz şöyle seslenecektir;
“Yürü; hâlâ ne diye oyunda, oynaştasın?
Fatih’in İstanbul'u fethettiği yaştasın!
Şu kırık âbideyi yükseltecek taştasın;
Fatih’in İstanbul'u fethettiği yaştasın”
Fatih, İstanbul’a sevdalıdır... Büyük bir aşkla bu sevdasını, ‘fetihten sonrada imar ve inşa ile İstanbul’un ruhunu fethedecektir!’ Şairimiz, ecdadın o sevdasına işaret eder, ‘Fatih’teki engin ufkun yaşatılmasını isteyecektir’
Hüzün gözyaşları içerisinde ifade etmeliyim ki, İstanbul’un eşsiz tarihi siluetini betonlaşma, gökdelenler ve denetimsiz yapılarla maalesef dönüşü zor zararlar verdik. Tarihi mimari zevk ve estetiğini koruyamadık.
Tarihin kadim şehri, İstanbul’un ilk Belediye Başkanı Kim? Cihanşümul bir idrak içerisinde bir daha İstanbul’u düşündüm. İstanbul’un, ‘Belediye Tarihi’ İstanbul’un fethiyle birlikte başlayacaktır.
İstanbul’un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmet Han, İstanbul’a Belediye Başkanı olarak, Mehmet Hızır Bey’i (Çelebi) atayacaktır. Tarihler, 30 Mayıs 1453… İstanbul’un fethinden sadece, ‘bir gün sonra’ Belediye Başkanı atanacaktır. Fatih’teki hassasiyet... O hassasiyetle gönlünü verdiği şehir üzerinde ki, titreyişi... Cihan Şehri İstanbul, 573 yıl öncesinde Belediye Başkanına kavuşacaktır…
Fatih, İstanbul’u asıl fethi; İstanbul’u imar ve ihya hareketi ile başlayacaktır…
O imar ve ihya hareketi, ‘doğayla bütünleşerek’ yürüyecektir
Osmanlı tarihi döneminde, İstanbul’un başına; 475 Belediye Başkanı geliyor…
Cumhuriyet Döneminde, 33 Belediye Başkanı geliyor…
İstanbul’un Cumhuriyet dönemi ilk Belediye Başkanı, Ali Haydar Yuluğ Bey’dir.
“Yuluğ Tigin” ismini bilirsiniz? O isme de hayranım... Ali Haydar Yuluğ Bey de, ismi ile müsemma olan bir şahsiyettir.
Biliyorsunuzdur, “Kül Tigin ve Belge Kağan abideleri Yulug Tigin tarafından yazılacaktır!”
Tarihimizle bütünleşen isimleri yaşatalım…
Ali Haydar Yulug Bey, Mart 1923 tarihinden Haziran 1924 tarihine kadar; 14 ay süreyle İstanbul Belediye Başkanlığı ve Valiliğini birlikte yapacaklar…
Ali Haydar Bey’in, hayat hikâyesi önemlidir…
En sıkıntılı dönemde, “Milli Mücadele Hareketine” destek verecekler.
1921 yılında, Milli Mücadele Hareketinin önemli merkezlerinden biri olan, Sivas’a Vali olarak atanacaklar…
Ali Haydar Yulug Bey’in en büyük icraatı, ‘nitelikli eğitim ve okullaşmadır’
Sivas’ta, 1,5 yılı bulan görev süresi içerisinde, “35 okul yaptırmış…” Dönemine göre, bu bir rekordur…
Aynı başarılı hizmetlerini İstanbul’da da gerçekleştirecekler…
İstanbul’da birçok ilklerin de imzası olan şahsiyettir.
Nedir bunlar?
“İlk et buzhanesi… Halka Ucuz ilk Et Mağazası… İlk Halk Ekmek…
İstanbul Belediyesine İlk Matbaa… Halk Sağlığı için Kimyahane…”
Allah Resulünün (sav) 8 asır öncesinde; “Fethini müjdelediği şehir…”
Sözümüz nedir, “Biz gönlümüzü verdiğimiz şehir İstanbul’u severiz…”
Öyle ki, “İstanbul, Türkiye'nin toplamıdır…”
Yani, İstanbul demek, “Türkiye demektir…”
Sanatın yedi renginde, İstanbul en güzel eserlerini verdi…
İstanbul’un en nadide eseri nedir, “gül koklayan Fatih resmidir…”
Bu bir niyettir, ‘gülü soldurmayalım…’
En güzel romanlar, İstanbul için yazıldı…
En güzel şiirler, İstanbul için yazıldı…
İstanbul, yerküresinin en nadide tablosu…
İstanbul, en güzel bestelerle bizleri büyüledi…
İstanbul, 86 milyon insanımızın ‘ufuk şehri…’
Gönül çeşmelerini besleyen yegâne şehrimiz…
İstanbul bizim hem ruhaniyetimizi besleyen ve hem de gönlümüzü şad eden muhterem ve mualla bir şehrimizdir. İstanbul’a, Fatih’in nazarıyla bakalım, o nazarla geleceğe taşıyalım.
ARADIĞIMIZ İSİMLER...
Aradığım isimler; Kimliğim olsun diyorum... Karakterim olsun diyorum...
Günümüzde en çok aradığım isimler; Emin/ veya Güven…
Allah Resulünün lakapları nedir?
“Muhammed’ül Emin”
Yani, ‘Güvenilir Kişi…’ Hasretim, O güzelim, nezih isimlere... İçimizden gelen o sıcak çağrılara...
Bu yıl içerisinde, anneler ve babalar evlatlarınıza; Adil/ veya Adalet ismini koyunuz!
“Adil Yüzlü Beyler…” gelsin dünyamıza...
Hz. Ömer’in lakabı nedir?
“Faruk…” “Haklıyı haksızdan ayıran, adaletli” anlamına geliyor...
“Vefa” sadece İstanbul’da bir semt adı...
Bir şarkımız vardı; “Vefalı Türk geldi yine/ Selam Türk’ün bayrağına…”
Özümsediğimiz isim budur işte; “Ahde vefa göstermek…”
“İsmet…” asrımızda cımbızla aradığımız isimler arasında...
İsmet nedir?
“Ahlak kurallarına bağlı kalma durumu” “Dürüstlük, temizlik…”
“İsmet…” Peygamber sıfatıdır... Bu isimler veya sıfatlar, ‘yaşatılmalı…’
Ne kadar duru, ne kadar berrak ve içten değil mi?
Artık bizlerin de, ‘durulanmaya…’ ihtiyacı var.
Önceliğimizde, ‘ahlak’ diyoruz... “Âlim” İlim sahibi olan...
Hadis, “Ben ilmin beldesiyim, Ali O beldenin kapısıdır”
“Âlim” veya “Hikmet” bizlere yakışır isimlerdir.
O isimlere, o isimlerle bezenmiş kahramanlara, o kadar çok ihtiyacımız var ki...
Peygamberlerin dualarında; “Gelecek nesiller” vardı.
Geleceğimizin, isimleri “Âlim” olsun, “Hikmet” olsun...
Geleceğimizi, o sıfatlarla çağıralım…
Vefa kadar, bu asırda; “Sadakat” sahibi insanlara ihtiyacımız var.
2026 yılında vereceğimiz isimler arasında; Sıddık ve Sıdıka’larda olsun...
Hz. Ebubekir’in lakabı, Sıddık, “Yalan söylemeyen” “doğru” anlamlarına geliyor...
Sadık ise, “Doğru sözlü, özü, sözü bir” Vakarlı, Edepli ve de doğru sözlü olmak.
Bu bir eğitim işidir. Bu büyük bir seferberliğin adıdır... Bu bir yürek işidir.
“Özü, sözü bir olmak…”
Bizim yolculuğumuzun adı, “Sadakat Yolculuğudur…”
Sadıkların ve de sıdıkların yoludur!
Bir ömür boyu sürecek, “Sadakat Yeminine…” ne dersiniz?
“İsminle bin yaşa” deriz.
“İffet” ve “İzzet” isimleri...
“Utanma…” o kadar vakarlı bir duruş ki!
Hayranım o vakar sahibine; O vakar sahibinin duruşuna...
Bir şiirimizde ne diyoruz;
“Hicabın sevda da adı naz” olur, utanacaksınız efendim! Sıkılacaksınız efendim!
Edepten, sırılsıklam olacaksınız...
“Hacip” veya “Hicabı” isimlerinin çağrılışı da güzel...
Aradığımız isimler; Bizleri, ‘tefekkür’ ettirmelidir, efendim.
Bizlere, ulvi gayeleri yüklemelidir.
Eğitim ne kadar, ‘idealist’ olursa; Geleceğin nesilleri de, o oranda idealist olurlar.
İsimler, içimizde esen fırtınalardır.