Hak bize dünyada bir ömür verdi
Aşk, sevgi, gönül, hasret, vuslat verdi
Kâinat, içre koca saray verdi
Helâl haram iki ayrı yol verdi
İman gibi bir büyük servet verdi
Resul gibi iki cihana önder verdi
Sabır, şükür, rıza, sükûnet verdi
TAASSUP
Taassup, kopkoyu düşler içinde
Göz, göre göre bataklığa saplanır
Marifetten kaçar, hüsran peşinde
Balçık üstünde temele saplanır
Dünya, yası içinde şer bırakır
Şerle boğuşacak beşer bırakır
KORKARIM RİYADAN
Korkarım neden, riyadan nifaktan?
Hayırdan, ihlastan kaçan infaktan!
Yüzünde nur, gün öncesi şafaktan
Kararmış umutlar çekilsin aktan
Safi bir yürekle bahtımı açsın
Nur yüzlü semadan ışıklar saçsın
İmanla doğrul, Ebreheler kaçsın
HAK BİR
Hak bir, hakikat bir, vicdanı bir
Bu yolların sonu, mizanı bir
İkilik zehrinde gaflete düşer
İlmin, idraki maruf, izanı bir
BU DİYARLARIN
Bu diyarların, "Şehr- i Yârı" kimdir?
Edep Yahu diyen, Vefalı Dostu!
Kalplere dokunabilen, alp kişiler
Söz ehli, kelâm ehli divaneler!
Ararım, "erdemli- kâmil insanı!
DERVİŞ GAZİLER
Derviş- Gaziler dönemi bitti mi?
Yunus'un asası dağda mı kaldı!
Köroğlu, Ayvaz; Çamlıbel'e yitti mi?
Sözüm, sohbetim, meclisim nerede?
Kâh Alp, kâh Eren olarak anıldı
Şefkati, merhametiyle anıldı!
GÖSTERİŞ
Gurur, kibir, azametle yürüme!
Öfke dünyası altında çürüme...
Her hamlesi, içten içe pörsüme
Tartıdan kaçmak, fırsata yol açmak...
Etrafı, kendine pervane görmek
Riyadan riyaya yollar örmek...
Yolları emeline kurban etmek!
Şekildedir, özünü saklayanlar!
GÜN GECE GİBİ DOĞAR
Bazılarına, gün gece gibi doğar
Aydınlığı bile âdemi boğar
Bazılarına gece ayın nuruyla,
Âdeme huzur nağmesiyle doğar
Huzuru gecenin rahmine düşer
ŞÜKÜR NİYAZINI
Sabırla, çile azap olmaktan çıkar
Sükûtla azap bentlerini yıkar
Tahammül kanat germeli hayata
Gözyaşı, şükür niyazını döker
KURBAN, HAKKA TESLİMİYET
Kurban, hakka teslimiyetin öznesi
Kâbe, öznenin manevi beldesi
Sekiz milyar âdemin kasidesi
Fikrin, zikrin, ruhuyla yönelişi
Tevhidin nurani istikameti
Orada, kâinatın âlameti
Biz mü'min kullarının nedameti
Hakkın ihsan ettiği merhameti
Fikri, zikriyle ruhun selâmeti
BEN, DEME
"Ben" deme, nefsin esiri olursun
Bütünden kopar, kesiri olursun!
Sadakat rüzgârıyla es, ey gönül;
Fani âlemin, veziri olursun
AĞIN İLE EĞİN
Ağın'la Eğin birbirine kardeş
Karasu Vadisinin iki incisi
Gurbet sancısını birlikte dertleş
İki küçük şehrin, kalmadı hancısı
Bu sevda, bizlerde sönmez bir ateş
Genci, yaşlısında sıla sevinci...
İki küçük şehirde doğan güneş...
Yoktur içinde asla dilencisi
Bilgeler, kentlere temel taş
Çoktur, atasözü, hoyratı, manisi...
Ekmeğini, taştan çıkardığı aş,
Baldan daha tatlıdır, her lokması
Münevver insan, ilme irfana yoldaş
Bu yolun, nesiller boyu sürmesi...
Ey candan, edepli iki arkadaş,
Huzur verir, adım adım gezmesi...
DOST ÇAĞRISINA
Dost çağrısına, dağları aşarım
Ufuktan ufka, yol alır, taşarım
Dervişliktir bizim ata yolumuz
Sevgiyi harman eder yaşarım
İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
İklim değişikliğinden dem vuranlar
Bağışıklığı bozulmuş gafiller
Rızka kefilim der, Yüce Yaradan
Yağmur, yağmur rahmet iner semadan
Suya gark olur, yurdun dört bir yanı
Takva sahibi ancak buna kani
Ah! Basiret kapalı sefiller...
Kalbini tasdik edemeyen diller
DAĞLAR...
Dağlar, gönül dağımızdır
Oralar, yurt bağımızdır
Sıra dağlar, omuz omuza;
En kutlu otağımızdır
Dağlar, Köroğlu'na destan
Düşer o yollara sevdan
İnleyen nağmeler neyden!
Devran devran çağrımızdır
ŞAHIM DEME
Şahım deme, piyon olmaktan kurtul
Ahım deme, oyun kurmaktan kurtul
Günüm deme, sorun olmaktan kurtul
Kurtuluş, kendi özüne dönüştür.