Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hak bize ömür verdi

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hak bize dünyada bir ömür verdi

Aşk, sevgi, gönül, hasret, vuslat verdi

Kâinat, içre koca saray verdi

Helâl haram iki ayrı yol verdi

İman gibi bir büyük servet verdi

Resul gibi iki cihana önder verdi

Sabır, şükür, rıza, sükûnet verdi


TAASSUP

Taassup, kopkoyu düşler içinde

Göz, göre göre bataklığa saplanır

Marifetten kaçar, hüsran peşinde

Balçık üstünde temele saplanır

Dünya, yası içinde şer bırakır

Şerle boğuşacak beşer bırakır


KORKARIM RİYADAN

Korkarım neden, riyadan nifaktan?

Hayırdan, ihlastan kaçan infaktan!

Yüzünde nur, gün öncesi şafaktan

Kararmış umutlar çekilsin aktan

Safi bir yürekle bahtımı açsın

Nur yüzlü semadan ışıklar saçsın

İmanla doğrul, Ebreheler kaçsın


HAK BİR

Hak bir, hakikat bir, vicdanı bir

Bu yolların sonu, mizanı bir

İkilik zehrinde gaflete düşer

İlmin, idraki maruf, izanı bir


BU DİYARLARIN

Bu diyarların, "Şehr- i Yârı" kimdir?

Edep Yahu diyen, Vefalı Dostu!

Kalplere dokunabilen, alp kişiler

Söz ehli, kelâm ehli divaneler!

Ararım, "erdemli- kâmil insanı!


DERVİŞ GAZİLER

Derviş- Gaziler dönemi bitti mi?

Yunus'un asası dağda mı kaldı!

Köroğlu, Ayvaz; Çamlıbel'e yitti mi?

Sözüm, sohbetim, meclisim nerede?

Kâh Alp, kâh Eren olarak anıldı

Şefkati, merhametiyle anıldı!


GÖSTERİŞ

Gurur, kibir, azametle yürüme!

Öfke dünyası altında çürüme...

Her hamlesi, içten içe pörsüme

Tartıdan kaçmak, fırsata yol açmak...

Etrafı, kendine pervane görmek

Riyadan riyaya yollar örmek...

Yolları emeline kurban etmek!

Şekildedir, özünü saklayanlar!


GÜN GECE GİBİ DOĞAR

Bazılarına, gün gece gibi doğar

Aydınlığı bile âdemi boğar

Bazılarına gece ayın nuruyla,

Âdeme huzur nağmesiyle doğar

Huzuru gecenin rahmine düşer


ŞÜKÜR NİYAZINI

Sabırla, çile azap olmaktan çıkar

Sükûtla azap bentlerini yıkar

Tahammül kanat germeli hayata

Gözyaşı, şükür niyazını döker


KURBAN, HAKKA TESLİMİYET

Kurban, hakka teslimiyetin öznesi

Kâbe, öznenin manevi beldesi

Sekiz milyar âdemin kasidesi

Fikrin, zikrin, ruhuyla yönelişi


Tevhidin nurani istikameti

Orada, kâinatın âlameti

Biz mü'min kullarının nedameti

Hakkın ihsan ettiği merhameti

Fikri, zikriyle ruhun selâmeti


BEN, DEME

"Ben" deme, nefsin esiri olursun

Bütünden kopar, kesiri olursun!

Sadakat rüzgârıyla es, ey gönül;

Fani âlemin, veziri olursun


AĞIN İLE EĞİN

Ağın'la Eğin birbirine kardeş

Karasu Vadisinin iki incisi


Gurbet sancısını birlikte dertleş

İki küçük şehrin, kalmadı hancısı


Bu sevda, bizlerde sönmez bir ateş

Genci, yaşlısında sıla sevinci...


İki küçük şehirde doğan güneş...

Yoktur içinde asla dilencisi


Bilgeler, kentlere temel taş

Çoktur, atasözü, hoyratı, manisi...


Ekmeğini, taştan çıkardığı aş,

Baldan daha tatlıdır, her lokması


Münevver insan, ilme irfana yoldaş

Bu yolun, nesiller boyu sürmesi...


Ey candan, edepli iki arkadaş,

Huzur verir, adım adım gezmesi...


DOST ÇAĞRISINA

Dost çağrısına, dağları aşarım

Ufuktan ufka, yol alır, taşarım

Dervişliktir bizim ata yolumuz

Sevgiyi harman eder yaşarım


İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ

İklim değişikliğinden dem vuranlar

Bağışıklığı bozulmuş gafiller

Rızka kefilim der, Yüce Yaradan

Yağmur, yağmur rahmet iner semadan

Suya gark olur, yurdun dört bir yanı

Takva sahibi ancak buna kani

Ah! Basiret kapalı sefiller...

Kalbini tasdik edemeyen diller


DAĞLAR...

Dağlar, gönül dağımızdır

Oralar, yurt bağımızdır

Sıra dağlar, omuz omuza;

En kutlu otağımızdır

Dağlar, Köroğlu'na destan

Düşer o yollara sevdan

İnleyen nağmeler neyden!

Devran devran çağrımızdır


ŞAHIM DEME

Şahım deme, piyon olmaktan kurtul

Ahım deme, oyun kurmaktan kurtul

Günüm deme, sorun olmaktan kurtul

Kurtuluş, kendi özüne dönüştür.

Yazarın Diğer Yazıları