Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Elazığ'da şiir diliyle Ramazan

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

18 Şubat 2026 Çarşamba Günü, Şehrü’l Ramazan’a, on bir ayın Sultanına, “BİSMİLLAH” dedik

‘ilk teravih ve İlk Sahur’ ile birlikte, Ramazan Ayının, ‘maddi ve manevi ihramını kuşandık’

Ramazan Ayının ilk günüyle birlikte, 19-20 Şubat Gecesi ilk Cemre düşüyordu. Cemreler bizlere, “Dirilisin- Baharın bizlere müjdesini!” veriyordu Recep ve Şaban ayları ve bu ayların içerisinde yer alan, Regaip Gecesi (Recep Ayının ilk Cuma Gecesi), Mir’aç Gecesi (Recep Ayının 27nci Gecesi), Berat Gecesi ( Saban Ayının 15nci Gecesi) Bizleri, tıpkı cemreler misali Ramazan’a hazırlar

A’râf Suresi 26ncı ayette öyle buyrulur; “Ey Âdemoğulları! Size avret yerlerinizi örtecek giysi ve süslenecek elbise verdik, Takva (Allah’a karsı gelmekten sakınma) elbisesi var ya, iste o daha hayırlıdır Bu (giysiler) Allah’ın rahmetinin alametlerindendir Belki öğüt alırlar (diye onları insanlara verdik)

Ramazan Ayı/ veya Oruçlu Günler bizlere, ‘Takva Elbisesini’ giydiriyor. Bizleri, içerisinde rahmetle dolu bu kutlu günlere taşıyan Yüce Mevla’mıza hamd ü Senalar olsun.

Ramazan ayı, Oruç ayıdır, Kur’an ayıdır, dua ve yakarış ayıdır, infak ayıdır,

Ramazan ayı, Tevbe, ibadet, şükür ayıdır, tesbih ve tefekkür ayıdır,

Ramazan ayı, Selâm ve selâmet ayıdır, birlikte saf olma ayıdır,

Ramazan ayı, mü’minler için rabıta ayıdır…

Rahmetli Sezai Karakoç, bu ay için “İslam baharı” diyorlar. Ne güzel/ veya nezih bir ifade;

“Ey oruç, diriltici rüzgâr, İslam baharı

Es insan ruhuna inip yüce ilham dağından”

Bir gaye, ufuk açıcı, gönüllerin yüceliklere kanat çırptığı kutlu aya/ on bir ayın Sultanına Merhaba...

Necip Fazıl Kısakürek bir şiirinde ‘bu ay’ için şöyle diyecekler;

“Karagöz seyri değil, gözyaşı dökme ayı;

'Bilinmez'i bilirler, bilseler ağlamayı...”

Ramazan ayını idrak etme şuuru bizlere manevi ihramı giydiriyor. O ihram içerisinde konuşmak ne evla bir şey... Tamamen dedikodudan uzak... Dilin, kalbin, vicdanın aynı ritimde attığı güzel günler...

Faruk Nafiz Çamlıbel bir şiirinde şöyle seslenirler;

“Alnımız secdede bulsun bizi her lahza ezan

Ve hazin ömrümüzün her günü olsun Ramazan”

Bu güzel şiir bizlere, “Asr Suresini” tefekkür etme ilhamını verdi.

“Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla/ Asr’a yemin olsun ki, / İnsan mutlaka bir ziyandadır/ Ancak iman edenler, salih amel ( iyi işler) işleyenler, birbirine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.”

Ramazan ayı/ veya günleri bizleri sabırla buluşturuyor. Hakkı tavsiye eden kâmil insanlarla buluşturuyor.

Hikmet pınarlarının gürül gürül çağladığı bir ayın idraki ne kadar güzel ve de nezih...

Oruç, sabır ve şükür yüklü bir gemi!

Dalga dalga gelen belaya kalkan!

Dualar, ufuklarımıza kanat; / Oruç, göğsümüzü açan kanaat!

Oruç ayı ile birlikte manevi rıhtıma yanaşıyorsunuz. Sizlere, içinde birçok ecirlerin bulunduğu bir tatlı serüven/ veya yolculuk başlıyor. Öyle bir yolculuk ki, her adımında bir imtihan, her adımında bir lezzet ve bedeni bir bakıma alınıyorsunuz... Şu bedeniniz, ilahi bakıma alınıyor, O bakım ile birlikte tabir yerinde ise muhteşem bir atölye çalışması...

Bizler, “Merhaba!” şiirimizle 12 Ayın Sultanına gönül alkışlarımızla karşılıyoruz;

“Reyhan kokulu günlere merhaba

Sabrı yudum yudum içmeye geldim


Gül desenli yüzlere merhaba

Kadir kıymet bilen dostlara geldim


Merhaba Şehr-i Ramazan merhaba

Sukutla hasatı biçmeye geldim


Dualarla yıkanan fecre merhaba

İplikten iğneye geçmeye geldim


Bir yürek olmuş saflara merhaba

Sabırla namazı edaya geldim


Teravih, sahur günleri merhaba

O kutlu çağrıya, sedaya geldim


Tekbirler aşkına, canlar merhaba

Canlar için şu nefsi fedaya geldim”

Bir diğer şiirimizde ise şöyle bir yürek seslenişimiz olacaktır;

Oruç, sabır ve şükür yüklü gemi!

Dalga dalga gelen belaya kalkan!

Selam sana Ey Şehr-i Ramazan(ın),

Kadri kıymetiyle donanan zaman!

Cennet kokusu taşıyan nefesler!

Selam, hayra gönül veren nefesler!

Şu kâinat, semaya açılan dualarla yıkanıyor... Yakarışlarla, gönüller arınıyor...

Tebessüm eden yüzlerde, yaralar/ veya bereler sarılıyor... Gönüllerin arzu ettiği, ‘vuslat şehrine’ varılıyor. Koskoca şehir, bir anda, “yedisinden yetmişine iyilikler denizine dönüşüyor...”

Ailelerde, iftar vaktinin bir ayrı güzelliği, sahur yemeğinin bir ayrı güzelliği/ veya muhabbeti var.

Kalpler mutmain olduğu zaman dilimi... Sokağımızda, mahallemizde, şehrimizde, gönül coğrafyamızda;

‘bir sevgi seli akıyor...’

Ramazan ayı ile birlikte o nezih kavramlar birlikte terennüm edilecek;

“İmsak, Sabır, Sükût, Çile, Tebessüm… İftar, Sofra, Şükür, Dua Yakarış…

Cami, Cemaat, Saf, Kıyam, Rükû, Secde ve Selam… Sadaka, Zekât, Rahmet, Bereket, Sıla-ı Rahim...

Ramazan ayı ile birlikte bütün güzelliklere, erdemliklere birlikte, “Merhaba Ey Şehri Ramazan” dedik

Allah’ın Resulü (sav) bu ay için neler buyuruyorlar; “Ramazanın ilk on günü rahmet, ikinci on günü mağfiret (af, bağışlama), Üçüncü on günü cehennemden kurtuluştur!”

Üstat Necip Fazıl’ın Sakarya Şiirinden;

“İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya;

Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

Su iner yokuşlardan hep basamak basamak;

Benimse alın yazım yokuşlarda susamak...”

Susamak! Açlıkla imtihanımız... Göz önündeki perdelerin kalkışı... İnsanın bir bakıma manevi huzura erişi... Manevi bir gıdayla bakıma alınması... Her adımında, her basamağında bir faklı güzellik...

Hz. Âdem’den günümüze bütün ümmetlere ‘Oruç farz kılınmıştır’

Allah Resulü(sav) buyuruyor; “Oruç kalkandır, Oruçlu kötü söz söylemesin, Oruçlu, kendisiyle dalaşmak isteyenlere iki defa, “ben oruçluyum” desin”

Ramazan ayı içerisinde, evlerimizle; camiler/ mescitler arasında kurulan; ‘ibadet, hidayet, imaret, hasenat, inayet (iyilik) köprüsü!’

O cami/ veya mescitlerde; Kıyam, tekbir, rükû, secde, selam, tesbih, dua…

O cami/ veya mescitlerde; saflar, murakabe, müşahede, mağfiret, musafaha…

Ramazan ayı, mü’minler için rabıta ayı…

Bizlere bu ay içerisinde, ‘büyük bir rikkat, dikkat, şuur ile bu günleri idrak düşüyor’

İnşallah ramazan ayı içerisinde manevi terbiyeden büyük bir huşu içerisinde geçeriz.

İbadetimiz sadece Allah rızası içindir.

Sofra ve Sohbet bizlerde apayrı bir kültür... O sofrada, empati vardır, paylaşma veya üleşme vardır

Yolda/ veya darda kalanı, zayıfı, mazlumu, kimsesizi, ilim tahsil yapanı, ihtiyaç sahibini, yetimi ve öksüzü ayağa kaldırmak, insana odaklanmak... Bu bizim, insanlık kültürümüzdür.

RAMAZAN GELDİ...

Ramazan geldi, haneme şen geldi

İftar sofralarında, neşen geldi

Sahur vaktinde, ayrı bir güzellik,

Hayır ve hasenatta coşan geldi


Sahurda bereket, iftarda nusret

Gün boyu sabırda, şükrana hasret

Yedisinden yetmişine meserret

Hasretle iyiliğe koşan geldi


Ramazan ayının manevi zırhı,

Öyle bir koruyucu kalkan ki,

Cehennemden azad olma mührü,

Gönül kafesinde hissedersin!


Kalbi huzur, kalbi sükûn muradın,

O murada vasıl olma durağın!

Kâh imsak vaktidir, kâh iftar vakti...

Geceler, sükûtun sessiz çığlığı

Tesbih tesbih ruhuma işler zaman

Sabırla, tahammül çeker varlığı


Kâmil insan olmanın özleminde...

Maveraya tebessüm eder düşler


KAPALI ÇARŞI

Kurulur tezgâhlar büyük özenle

Açılır her dükkân hayır duayla

Paylaşır yürek tartısı mizanla

Aşk ile şevk ile işine hayla

Layıktır şehre tarihim izanla

Işığı Elâzığ’ın doğasıyla,

Çarşımız tadını rengini taşır

Ak alınlar ter döker adaletle

Resmini çizer, bu gönül hasretle

Şarkısıdır, “dükkânlar karşı karşı”

İçinde eser şehrin latif rüzgârı

Yazarın Diğer Yazıları