Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Deprem iki hece

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Deprem, iki hece
Bazen gündüz, bazen gece
Kur'an der, ismine zilzâl
Dehşet uyandıran hâl,
Kesilir insanda, mecâl!
İdraklar, hakkın gazabına lâl
Acı çığlıkların yarını muhal

Deprem iki hece,
Soramaz kimse şiddeti!
Hakkın gazabı, hiddeti
Geliyorum der, sanki âlameti
İçinde yaşadığım vahameti
Hak'tan iste ancak selâmeti
Korku, keder, elem, çığlık...
Tarif edemez o anı...

Deprem iki hece,
Nesillerin dramını taşır
Zaman bir çığ gibi düşer
Atamdan dinlediğim acıları
Anadolu'nun içli romanı...
Okuyamam, dokunamam!
Acılar, toprağa düşen sancılar
Yıkık duvarları bekler hancılar

Deprem iki hece
Erzincan, Marmara, Maraş, Elâzığ
Daha nice asrın felâketleri
Gözlerim dolu dolu anlatamam
Bu kadar vebali üstümden atamam
Titrerim, mısraları alev alır
Zihnimde acılarla dolu matem kalır
Acılarla dolu kederim, yürür

Deprem iki hece
Hecelediğim cümleler, kırık dökük
Nereden geliyor, bilmem bu sökük
Sağım, solum,  arkam, her yanım göçük
Hüzün, elem taşıyan yüzler bükük
Mekânlara sığmaz hülyalar çürük
Öyle bir ah ki, ne satıh, ne yatık...
Ey ihtiyar, elindeki o katık,
Âleme ibret, bir büyük derstir

Deprem İki Hece
Heceler, boğazda düğümlenir
Düğümler çözülür, toprağın mahşerinde
Kızıl çığlıklar çökerken,
Yerlerin inlemesi!
Deprem, küçük kıyamet!
Dehşetini yaşar, derinden derine…
Gözler dalar, ufuklar gerilir
İnsan çakılı kalır, olduğu yerde
“Ne oluyor” suali bile, / İçten içe dualı

Deprem İki Hece
Deprem iki hece, zehir kusan gece
Saniyeler sürecek... Kıyamet sireni!
On yedi Ağustos, zihinler boşalmış
Ülkem, insanım, feryadım, acılarım
Dağ inler, toprak inler, ülkem inler
Uzanır beş büyük şehrime, fay hattı
Yerin altını eler gibi üste attı!
Saniyeler, koca şehirler enkaza döndü

Deprem, iki hece!
Zilzal diyor, Kur’an adına…
Kıyametin akseden,
Soğuk mu soğuk yüzü!
Gecenin ayazı düşer içimize…
Çözülür bütün dizler,
Çöreklenir yerlere!
Yerlerde toz bulutu!
İnsan, dokunsan ağlayacak;
Çaresizliğin fırtınalı halinde
Gözlerde, korku okunur!

Deprem, iki hece!
Sağımda, solumda;
Ötemde, berimde;
Nuh tufanının habercisi sanki
Çığlığı içinde bir rüzgâr eser
Sükûtuyla ikrar eder kâinat;
Sancısıdır, dünyanın damar damar
İçinde ne varsa, dışına atar!
İlahi! Bir “ameliye”dır bunlar…
Karanlık her dem infilak halinde;
Uyandırır, gaflet uykusundan!

Deprem iki hece!
“Hecelerim hayatı” derinden…
Sıcağına yanar,
Serinliğine kanarım!
Hakk’ı hak bilir anarım…
Gölgeler, seccademdir!
Işığın raksında uzanır, kısalır…
Ne ben onsuz,
Ne O, bensiz…
Deprem, içimde;
İçimdeki düşlerimde gizemli!
Vicdana tesir eden korkularım,
Çığlıklara ram olur, sancılarım!
Acılar, feryatlar bendeki deprem!

DEPREM
Zilzal, "ne oluyor" ürperişin de,
İnsan, kalplerin küt küt atışında
İdrakim kaynar, derinden derine
Kızıl ufuklarda, gün batışında

DUALAR ÂMİNLER...
Dualar, Âminler, içten yakarışlar
Dille, sükûtla, kalbe dokunuşlar
Acılara, günaha, haykırışlar
Sükûneti bozmadan duruşlar,
Ey tevazu! Kanatlarını indir
Arınarak, durularak ben geldim

BUGÜN DERTLİYİM
Bugün dertliyim, dert yüreğim çalar
Bulut bulut nağme gözlerim dolar
İçimde fırtına, nereye kadar?
Es rüzgâr es, eseceğin yerlere...
O yerler, sözün bittiği yerler
Cümle nehirlerin aktığı yerler
Feryadın, ferdanın, aktığı yerler

SEVGİ DOLU YÜREKLER
Sevgi dolu yüreklerdedir huzur
O yüreklerde misafirdir, Hızır
Gönüllere şifa sofrası hazır
Aşk şarabını içmeye geldim yâr
Marifet, infaktır cümle âleme
Hakikat şafaktır,  nuru kâleme

BEŞ VAKİT EZANIN
Beş vakit ezanın manası,
Alır götürür bizi imlası,
Canlara dokunur nağmesi,
Her cümlesi, tekbir aşkına
Sakın, dönmeyesin şaşkına
İfratla, kapılma taşkına
Sükût et dinle, tekbir aşkına

ÇEKİRDEK VARLIĞIN HÜLASASI
Kâinat, bir ağaç gibi
Âdem, kâinatın soy ağacı
Ağaç, bir çekirdek gibi
Çekirdek varlığın hülasası
Cennet, bir bahar gibi
Bahar, Hak'tan rahmet muştusu
Bahar, bir çiçek gibi
Çiçek, vuslatın nur perdesi

SÜKÛT NEDİR…
Sükût nedir, deryalarda yaşamak!
Deryalarda,  döne döne ışımak!
İçimdeki fırtınalara sordum?
Sırrını,  hikmet kabında taşımak!
Sükût nedir, özü bal ile çalmak!
Gönül gözüyle,  âlemden ders almak!
İçimdeki fırtınalara sordum?
Cihadı,  nefsi terbiyede bulmak!

Yazarın Diğer Yazıları