Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Dede Nüzhed'i anlatmak

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

İnşallah nasip olursa, 14 Şubat 2026 Perşembe Günü, Manas Yayınevi’nde, Şener Bulut’un Koordinatörlüğünde TBMM 1. Mecliste bulunan, o dönemin Ergani Milletvekili Ahmet Nüzhed Saraçoğlu’nu bütün yönleriyle konuşacağız. Nüzhed Dede ile ilgili iki eser kaleme alındı. Bu eserler,

Dr. Naci Onur ve Doç. Dr. Şahin Yedek Hocamıza ait geniş hacimli çalışmalar. Her iki hocamıza da müteşekkiriz.

Gazi Atatürk’ün kendilerine, “Meclis’in Gülü” dedikleri, Milli Mücadeleye her bakımdan destek veren 1. Dönem TBMM Ergani Milletvekili Dede Nüzhed, 1860 yılında Mamuretülaziz vilayetine bağlı Çemişgezek Kasabasının Mescit mahallesinde gözlerini dünyaya açarlar.

Annesi Rahime Hanım, Babası eski Kuzican (Pülümür) Kaymakamı İsmail Hakkı Efendidir.

Dede Nüzhed, Çemişgezek İlçesinin ileri gelen/ tanınmış/ eğitimli/ donanımlı bir aileye mensuptur. Ahmet Nüzhed, ilk ve orta eğitimini doğduğu ilçede, ‘Çemişgezek Medresesinde’ tamamlayacaktır.

Ahmet Nüzhed, bir ilim muhitinde, kendisini çok iyi hazırlayacaktır.

Dede Nüzhed, 1878 yılından itibaren devlet hizmetine memur olarak katılacaklar. Nahiye / Bucak Müdürlükleri yapacaklar. Çemişgezek Kaymakam vekilliği yaptığı yıllarda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarafından TBMM üyeliğine davet edilecektir. TBMM’nin 1. Dönemi için 24 Nisan 1920’de yapılan seçimlerde Ergani Milletvekili olarak 1 Haziran 1920 tarihinde Meclise katılacaklar.

Dede Nüzhed’i bizler, torunu rahmetli Erhan Saraçoğlu’ndan defalarca yaptığımız programlarda dinledik. Rahmetli Babamızda, “Dede Nüzhed ile ilgili hatıralarından sıklıkla bizlere bahsederlerdi!”

Dede Nüzhed, ‘aldıkları eğitim, bulundukları ilim muhiti, kıvrak zekâsı, nüktedanlığı, mizahı seven güçlü yanıyla da...’ bir dönemin fotoğrafıdır. Her şeyden önce, ‘inanmış bir aydın/ veya aksiyon insanıdır’ Onda, Yeis/ veya nokta büyüklüğünde ümitsizlik yoktur. Ne diyorlar, “Ben bu dava uğruna yola çıktım geri dönemem. Ya zafer kazanır döneriz yahut ölüp kaybolup gideriz.”

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1. Dönem mebuslarından ve aynı zamanda Milli Mücadeleye başından beri destek veren İleri gazetesinin de sahibi olan Celal Nuri Bey, Ahmet Nüzhet Bey’i hayat tarzı, kılık ve kıyafeti açısından “Şarkın Diyojen’i” olarak tanımlamış düşünce derinliğinden dolayı da “Şarkın Nietzsche’si” olarak değerlendirmişti. Benzer bir şekilde İshak Sunguroğlu "Harput Yollarında" adlı eserinin bir dipnotunda Ahmet Nüzhet Bey'i kısa boylu olarak tarif etmiş, cilt ve sakalının rengi ile de Avrupalılara benzetmişti.

Dede Nüzhet yaşadığı dönemin önemli isimlerinden, tabir yerinde ise, bu coğrafyanın ‘abide şahsiyeti’

Bu yazılarımızda Dede Nüzhed ‘in şahsında; 1.nci TBMM’sini, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile olan yakınlığını, Cumhuriyetin kazanımlarını ve özellikle de Dede Nüzhed ‘in, “derin bir tasavvuf kültürüne sahip oluşu, Harput’ta metfun İmam Efendi ile olan yakınlığını…” bir çerçeve içerisinde ifade etmek istiyorum.

Ahmet Nüzhet Saraçoğlu (1862-1942) Şehrimizde, ‘Nüzhet Dede’ olarak bilinir. İmparatorluğun son dönem Padişahları; Abdülaziz (1861-1876), V. Murat (1876-1876) 11. Abdülhamit (1876-1909),

V. Mehmet Reşat (1909- 1918) Ve V1. Mehmet Vahdettin (1918- 1922) hayatının önemli kesitidir!

Bu dönemler, ‘edebi hareketlerin’ yoğun olduğu dönemlerdir!

Bu dönemler, ‘siyasi çalkantıların’ imparatorluğu içten içe kemirdiği dönemlerdir!

Nüzhet Dede, İmparatorluktan Milli Devlete geçiş sürecini; O sürecin bütün sıkıntılarını duyan ve yaşayan bir şahsiyettir. Çemişgezek Kaymakam Vekilliği yaptığı yıllarda, TBMM’nin 1. Dönem Ergani Milletvekili olur… Atatürk’ün yakınında yer alır… Bu dönemle ilgili çok canlı hatıraları vardır! ‘Hicivleriyle…’ ön plana çıkacaktır… Harput’ta meftun, İmam Efendi ile akrandır… Bu büyük Veli’ye bağlı kalmış; Sohbetlerinde bulunmuştur.

Uluslararası 12. Hazar Şiir Akşamları, (23-25 Eylül 2004) ‘Dede Nüzhet’ anısına yapılmıştır…

Şiirleri, Sanatı, Edebi Şahsiyeti hakkında; toplantılar düzenlenmiştir…

Nüzhet Dede, ‘cesareti, sözünü asla esirgemeyişi ve hicivleri’ ile halkın sevgisini kazanmıştır…

Şöhretten sürekli kaçmıştır! Dede, ‘soğukkanlı ve metanet sahibidir’

Şöyle der; “Bebekliğimde ağlamışımdır. Ancak kendimi bildikten sonra, Ağladığımı hatırlamıyorum” der! Dede Nüzhet ’in, 80 yılı bulan yaşam öyküsünde; Asrın olanca sıkıntılarına karşı, nasıl dirençli olduğunu görebiliriz… O bir iman ve aksiyon insanıdır!

İlk Meclis, İdealist bir meclistir! Bir inanç etrafında toplanılmıştır; “Memleketin esaretten kurtarılması” Olağanüstü şartların meclisidir… Vekiller, sıkıntıları omuzlamışlar!

Kahraman bir meclistir… Kültür seviyesi çok yüksektir! TBMM, kurucu bir meclistir… Dirayetli ve liyakatli bir meclistir! İlk Anayasa’yı çıkaran meclistir… ‘milli devleti’ kuran meclistir!

O meclis, günümüzde de ‘takdirle yâd edilmektedir!’ Böyle bir yüksek moralle Cumhuriyetin ilanına gidilecektir. Gazi Atatürk’ün sevdiği iki kavram vardır; “İrade-i Milliye!” ve “Hâkimiyeti Milliye…” Sivas’ta çıkarılan gazete, “İrade-i Milliye” Ankara’da çıkarılacak gazetenin adı ise, “Hâkimiyeti Milliye…”

İnsana değer veren, onu merkeze alan, ‘erdemli bir bakış ve düşünce…’ Cumhuriyeti bu millete kazandıracaktır. “Seçme ve Seçilme hakkı, Milletin İradesinde…” Cumhuriyetle birlikte bizler, o iradeyi teneffüs ediyoruz.

Dede Nüzhed ’in Mustafa Kemal Atatürk’e yazdığı şiir tarihi bir vesika özelliği taşır.

“Tarihte ser-varaktır, ser safha-yı cemalin.

Kandîl-i nûr-i haktır; ey Mustafa, kemalin.

Estikçe bad-ı nusret, İslam’a geldi kuvvet,

Verdi semaya ziynet, mevci kızıl hilâlin.

Başından eksik olmaz, seng-i Bela Bilal’in

Bak sayende daimdir, Ezanı Zülcelal'in

Ey Kâbe’nin hadimi, vey ülkemin hamisi

Kâfirleri ürkütür, bile senin hayalin.

Her kişver-i Müslüman, Efkan-ü Hind-ü İran

Akvam-ı ehl-i iman, nalende-yi visalin.

Envar-ı şems-i âlem, kapansın da velakin,

Ayineler kırılsın, göstermesin zevalin.

Bu hak-i pake karşı, ettin feda hayatın

İmdadına yetiştin, bu halk-ı bi-mecalin.

Hariçte sildin ahir, her fitne vü fesadı

Sayende yok vücudu, dâhilde ihtilalin

Sende o hüsn-i niyet, bende bu dua varken,

Hanki teres bükermiş, ol kadd-i nev-nihalin?

Nüzhet, dilin dolaşmış, giysû-yi dil şikâre;

Ol ukdeyi çözer mi, bu nazm-ı bî-mealin?

1- Ser-varak: Baş sayfa, 2- Safha-yı cemal: Güzel yüzünün görüntüleri, 3-Bâd-ı nusret:İlahi yardım yeli 4- Mevc: Dalgalanma, 5- Kızıl hilâl: Al bayrak, 6- Seng-i Bela:Bela taşı, 7- Kişver-İ Müslüman: Müslüman ülkesi 8- Akvam: Kavimler, 9- Nalende-yi visalin: Seni görmek için çırpınır, 10- Envar-ı şems-i âlem: Güneşin ışıkları, 11- Hak-i pak: Temiz toprak, kutlu vatan,12- Bi-mecal: Güçsüz ve sahipsiz 13- Kadd-i nev-nihal: Taze fidan boylu, 14-Giysû-yi dil şikâr: Saçları örgülü ceylan, 15- Ukde: Düğüm, 16- Nazm-ı bî-meal: Bu manasız şiirler.

Dede Nüzhed’in, Saraçoğlu soyadı ise dedesi Saraçzade İbrahim Efendi'den gelmekteydi. Kendi yazdığı özgeçmişinde dedesinin ismini Hafız Alizade Efendi olarak belirtmişti. Dedesinin saraçlık mesleği ile uğraştığı ve buna istinaden babasının da saraçlık yaptığı bilinmekteydi. Soyadı kanunu ile de “Saraçoğlu” soyadını almışlardı. 12 Aralık 1942'de öldü.

BİRİNCİ MECLİSTEN CUMHURİYETE

Tarihi iyi okumalıyız. Kaynaklarına nüfuz etmeliyiz. Elbette ki, “insanoğlu hatadan beri değildir!” Özellikle tarihi referanslarda kendimizi zorlayacağız. Milli Mücadele bu milletin hayati serüvenidir! O serüveni en bariz şekliyle Atatürk özetlemiştir, “Ya İstiklal, Ya Ölüm!”

Ruhumuzdan yükselen o seda nedir, “Ya Hürriyet, Ya Şehadet!”

19 Mayıs 1919’dan, 27 Aralık 1919’a… Samsun’dan Ankara’ya ‘tarihi serüven’

O tarihi serüven, Milletin kendi istiklaline yürüyüşü…

Kurtuluş Savaşının temellerinin atıldığı, TBMM’nin kuruluş çalışmaları ki, 3 Nisan 1920’de TBMM’si açılacaktır… 13 Ekim 1923 tarihinde, Ankara Başkent olacaktır. Ankara’nın Başkent oluşunu, Müştak Baba, 70 yıl öncesinden ebcet hesabıyla haber verecektir.

Mondros’tan (30 Ekim 1918) Mudanya Mütarekesine (11 Ekim 1922) Bu tarihler, bir milletin; ‘Milli Mücadele Tarihidir’ Mudanya Mütarekesinden bir yıl sonra İstanbul, 6 Ekim 1923 tarihinde düşman işgalinden kurtulacaktır!

1.Dünya Savaşı sonrasında, İtilaf Devletleri ile Osmanlı İmp. Hükûmeti arasında, Sevr Antlaşması( 10 Ağustos 1920) imzalanacaktır! Milli Mücadelenin (Kurtuluş Savaşı) devam ettiği yıllardır.

Tarihin en karanlık yıllarıdır…

15 Mayıs 1919’da Yunanlılar İzmir’e girecektir…

Urfa, Antep, Maraş, Adana, Antalya işgal edilecektir!

“19 Mayıs 1919 Samsun’dan 27 Aralık 1919 Ankara’ya…”

Bu tarihi serüvende çok hızlı bir toparlanma dönemidir;

22 Haziran 1919’da Amasya Genelgesi…

23 Temmuz 1919’da Erzurum Kongresi…

04 Eylül 1919’da Sivas Kongresi…

Milletin iradesi, “Milli sınırlar içerisinde vatan bir bütündür…”

27 Aralık 1919 tarihi ve sonrası… Milli Mücadelenin merkezi, Ankara olacaktır…

TBMM’si, ‘Milli Mücadeleyi kararlılıkla Yöneten… Cumhuriyeti bu millete kazandıran Meclis…

Dahası, Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren, “Ekonomik istiklal mücadelesini veren Meclis…”

Ankara’nın Başkent oluşu… O, ‘oluşa’ bu milletin manevi rıhtımı da diyebiliriz…

Müştak Baba, 1759-1832 yıllarında yaşamış bir sufi şair.

Bu zat, Ankara’ya uğrar… Hacı Bayram Veli’nin türbesini ziyaret ettiği sırada, Gönlünü dolduran ilhamla, ‘asırlara seslenir’ O seslenişte, Ankara’nın Başkent olacağı müjdesi vardır.

İstanbul’un fetih müjdesini, Sultan Murad’a Hacı Bayram Veli verecekler.

İstanbul’un fethini ne sizler ve ne de ben dahi görmeyeceğim…

Bu kutlu fethi, “şehzadeniz Mehmed ile bizim Akşemseddin’e nasip olacaktır!”

Hacı Bayram Veli’nin mürşidi Şeyh Hamidi Aksarayi (Somuncu Baba) dır.

Somuncu Baba’yı, Bursa Ulu Cami’nin açılışındaki, ‘ruhani iklimden’ biliyoruz.

Ulu Cami’de, ilk hutbeyi okuyacaklar. Bu hutbe de, Fatiha Suresini;

‘yedi manada tefsir edecekler’ Bu tefsirde herkes nasibine düşeni alacaklar.

“Samsun’dan Ankara’ya…” o tarihi serüveni düşünmenizi isterim…

O serüvende, “bin yıl İslam’ın bayraktarlığını yapan bu milletin” Şehadet yolculuğudur, efendim…

Nisa Suresinin 69. Ayetinde ne buyruluyor; “Kim Allah’a ve Resul’e itaat ederse işte onlar, Allah’ın kendilerine lütuflarda bulunduğu; Peygamberler, Sıddıklar, şehitler ve sâlih kişilerle beraberdir. Bunlar en güzel arkadaştır” Anadolu’nun manevi iklimi bizleri sürekli tefekkür ettirir… Aklımızdan, fikrimizden, zikrimizden o ruhani iklimi çıkarmayalım…

Bizlere, ilk meclisle ilgili ve sonrasındaki gelişmelerle ilgili en önemli kaynak, Birinci Mecliste görev alan büyük ilim ve irfan ehli Çemişgezekli Dede Nüzhet…

Dede Nüzhet ’in torunu rahmetli Erhan Saraçoğlu ile birlikteliklerimiz oldu. Manas Gönül Evi’nde tarihe şerh düşeceğimiz sohbetlerimiz oldu. Kanal 23 Televizyonu’nda, “Fikir Bahçesi…” programlarında bir araya geldik. O yıllardaki, “Meclisin üstlendiği tarihi görevleri” Dede Nüzhet‘in Atatürk ile olan yakınlığını rahmetli Erhan Saraçoğlu’ndan dinledik.

Erhan Saraçoğlu, bir Eğitimci, mükemmel bir idareci, disiplinli bir çalışma anlayışı, müthiş bir hafızası… Milli duygulara çok önem verirlerdi. Özellikle Çemişgezek’te, Lise Müdürlüğü yaptığı yıllarda, “29 Ekim Cumhuriyet Bayramına…” ve diğer Milli Bayramlarımıza, “büyük bir coşku ile hazırlanır” Çemişgezek Lisesi’nin mehteran takımı, Bando Trompet Takımı dillere destan olmuştu. Tiyatro ve Müsamere Kulübü büyük bir titizlikle Ulusal Bayramlara hazırlanırdı.

Bizler, Erhan Saraçoğlu ile genellikle, “Dede Nüzhet’i, İmam Efendiyi, 93 Harbini, Milli Mücadele Yıllarının, İlk Meclisin Açılışını, Cumhuriyetin İlanına doğru tarihi serüveni konuştuk…

İlk Meclis, Hacı Bayram Veli Camiinde Cuma namazı kılındıktan sonra, Dualarla açılacaktır!

İlk Meclise şöyle bir baktığımızda; Yüzdeler olarak, Yüzde 23 Sivil İrade, Yüzde 15 Asker,

Yüzde 5 Eğitim, Yüzde 13 Hukuk, Yüzde 4 Doktor, Yüzde 2 Gazeteci, Yüzde 1 Veteriner,

Yüzde 12 Ticaret, Yüzde 6 Tarım, Yüzde 1 Bankacılık, Yüzde 17 Din, Yüzde 2 Diğerleri…

1. Dönem Milletvekillerinin 288’i yükseköğrenim görmüştür. 94’ü orta öğretim mezunudur. Yukarıda da belirtildiği üzere meslek dağılımında; 162 serbest meslek, 133 devlet memuru, 54 asker, 32 din adamı, 30 aşiret reisi, 7 teknik eleman, 16 sağlık görevlisinden oluşuyordu!

İlk Meclisteki Milletvekillerinin o dönem ülke şartları dikkate alındığında; Yüksek bir Eğitim düzeyine sahip oldukları görülür!

Mecliste, Avrupa’da tahsillerini yapmış; Birkaç üniversite bitirmiş; Doktora yapmış milletvekilleri vardı! O dönem milletvekillerinin yüzde 30’2’si bir yükseköğrenim kurumunu bitirmiştir.

İlk Milletvekillerinin yüzde 42’si herhangi bir yabancı dil biliyorlar…

Bu diller arasında Fransızca yüzde 23,8, Arapça yüzde 19,2 Farsça yüzde 13,5; İngilizce yüzde 4,8; Almanca yüzde 4,8; Rumca 2,3; Rusça, 1,8 vs.

İlk Meclis, 23 Nisan 1920 tarihinde toplanacaktır… İlk Meclis, Olağanüstü Meclistir!

İlk Meclisin çalışma esasları arasında;

“TBMM’nin üstüne bir kuvvet yoktur

“TBMM yasama ve yürütme yetkilerine sahiptir”

“Padişah ve halife bulunduğu baskıdan kurtulduktan sonra meclis tarafından belirlenecektir.”

“TBMM, ‘Kurucu Meclis’ özelliğindedir. Olağanüstü yetkilere sahip bir ihtilal meclisidir”

İlk Meclisin Gerçekleştirdiği Faaliyetler Arasında;

“Hıyanet-i Vataniye Kanunu, İstiklal Mahkemeleri kuruldu, İsyanlar bastırıldı,

Batı Anadolu’da düzenli ordu kuruldu,

Doğu, Güney ve Batı cephelerindeki zaferlerle Anadolu işgalden kurtuldu,

1921 Anayasası ve İstiklal Marşı kabul edildi, Saltanat kaldırıldı,

Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı, Lozan görüşmelerine başladı…”

Tarih şuuru bizleri o anları yaşar gibi vakarlı bir duruş kazandırır.

Yazarın Diğer Yazıları