Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Ağın Ekrem İspir Konağındayız

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

23 Haziran 2026 Salı Günü, Elâzığ İl Kültür ve Turizm Müdürü Kadir Atıcı, Araştırmacı Yazar Sedat Çağlayan, Kardeşim Prof. Dr. Haluk Keleştimur ve bizlere ev sahipliği yapan Ağın Belediye Başkanı Şeref Çakar ile birlikteyiz.

Destanların Efendisi ne de güzel söylemişler; “Nerde Eğin, Çemişgezek’ler?/ Bu elleri bizim Ağın bezekler,/ Burcu, burcu vatan kokan tezekler, / Sözümüz gerçektir, SIR gibi değil!”

Elâzığ İlimizin bu şirin ve en küçük İlçesi Ağın’da, gözleriniz yeşilin her rengine aşina olmuştur. Mimari dokusuyla birlikte sizleri cezbeden Ağın ismi, toprağının beyaz olması nedeniyle AĞ YURT anlamına geliyor. Ağın kelime olarak da, güzel Türkçemizde, “akıcı, cereyan anlamına geliyor!”

Ağındaki birlikteliğimizin asıl amacı, ‘yakın bir gelecekte hizmete açılacak olan Merhum Ekrem İspir Konağıdır!’ Bu tarihi konak, tarihi kimliği ile birlikte yakın bir gelecekte hizmete açılacak. Aynı zamanda bir sanat tarihçisi de olan Kültür Müdürümüz Kamil Atıcı ve tarihi konaklar üzerinde önemli bilgi birikimine sahip Sedat Çağlayan Beyefendiler, “Ekrem İspir Konağının Ağın İlçesine çok önemli katma değer getireceği görüşünde ittifak ettiler!” diyebilirim.

Ağın’da bulunan, “Ekrem Bey Konağı…” rahmetli babamın dayıları olurlar. Merhum Ekrem İspir, 1947-1960 yılları arasında, Ağın Belediye Başkanlığı yapacaklardır. Belediye Başkanlığı döneminde, birçok yenilikleri/ veya güzellikleri Ağın’a taşıyacaklar. 1940’lı yıllarda, Ağın Nahiye Müdürü, Azerbaycan’ın muhacir edebiyatçılarından vatan şairi Almas Yıldırımdır. Her iki idareci birlikte, ‘eğitimle içiçe olmuşlar’

Bir neslin yetişmesi üzerinde de büyük gayretleri olduğunu bilmekteyiz. Ağın İlçesinin Gemuhu Köyü nüfusuna kayıtlı Fethi Gemuhluoğlu ’da, “bütün gayretlerini Üniversite Gençliğine verecekler…” Binlerce Üniversiteli Öğrenciye burs imkânı sağlayacaklar.

Ağın Belediye Başkanı rahmetli Ekrem İspir’in dayıları, Hacı Mehmet, Hacı Keleş ve Hacı Osman’ın, şimdiki Ağın İlçesinin Konak Mezrasında da, “her birine ait Konakları…” döneminde, önemli roller üstlendiğini görmekteyiz. Avluları, ayvanları, şahnişinleri olan bu konaklar, kış mevsimine dayanıklı bir yapı arzederler. Hacı Mehmet Efendiye ait olan Konağın 1861 tarihinde yapıldığını biliyoruz. Konakta göze çarpan, taş işçiliği, pencere pervazlarındaki ahşap işçilik, odalardaki ahşap oymacılık, Divan/ Sedirler, şahnişinler… Sizleri farklı bir âleme götürür. Öyle ki, Arapgir, Kemaliye, Ağın evlerinin birçok benzerlikleri tarihi bir kültür dokusuna götürür. Rahmetli Babam anlatırlardı, “Dedem Hacı Mehmet Efendiye ait Konağın yapım tarihi 1861 yıllarıdır!” Yedi nesil bu tarihi konakta dünyaya geliyorlar. Bu konakta kimler ağırlanmadı ki… Harput’ta metfun İmam Efendi Hazretleri her yıl Konağın misafiri olurlar… Döneminin aksaçlıları, bilge kişileri, âlimleri, devlet adamları… Konak iki bölümden meydana geliyor… Selamlık ve Haremlik Bölümü… Selamlık Bölümü tamamen dışarıdan gelen misafirleri ağırlamak içindir… Çemişgezek, Arapgir, Kemaliye, Ağın ve çevreden birçok insan burada ağırlanmışlar… Sohbetlerde bulunmuşlar…” Konak Kültüründe, sürekliliği olan bir sohbet kültürü vardır.

Bu sütunda kaleme aldığım, “Tarihi Konaklar” yazımızda da, belirttiğimiz gibi, “Elâzığ Ağın İlçesine gittiğinizde, “Ekrem İspir Konağına…” uğrayınız. Ekrem İspir Konağı ile birlikte Ağın-Saraycık Köyü Konak Mezrasında, “Tarihi Konaklar…” artık hafızalarda yaşamaktadır. Günümüzde artık sadece bir kısmıyla ayakta durmaya çalışan bu konakların tarih kokan efsanevi hikâyeleri bile yazılmadığı/ anlatılmadığı için unutulmaya terk edilmiş durumdadır. Bu bizim tarihimizin de bir cilvesi olarak ifade edilir. Kendi tarihimize, kültürümüze, köklerimize yüzümüzü pek dönmeyiz. Aile fertleri içerisinde ‘geçmişe dair tarih sohbetleri kültürümüz oldukça zayıftır’ O sebepledir ki, geçmişle olan bağımız bir iki nesil sonrasında bütünüyle kopmaktadır. Kültür dinamiklerimizden de böylece uzaklaşmış oluyoruz.

Geçmişe dönmek istiyorum. Bir türlü koruyamadığımız ecdat hatıralarına… O hatıraların bizim üzerimizdeki sosyal ve kültürel etkilerine… O tarihi mekânlarda bizler bu coğrafya üzerindeki, ‘aydın hareketini de…’ yorumlayabiliriz.

Ağın İlçesinin ilk Belediye Başkanı merhum Ekrem İspir’in Dayısı Hacı Mehmet Efendi ve kardeşleri Hacı Halil Keleş ve Hacı Osman Efendinin Saraycık Köyü Konak Mezrasında bulunan tarihi konakları Ağın, Arapgir, Kemaliye, Keban’ın aksaçlıları iyi bilirler. O aksaçlılar bir nesildi… Bizlere geçmişi dolan gözlerle anlatırlardı… Geçtiğimiz son yirmi yıl içerisinde bir nesil göç etti… Bu yaman bir göçtür… Rahmetli Babam ve o dönemin insanları dopdolu hatıralarıyla birer yıldız gibi aramızdan kaydılar. Onların birikimlerinden yeterince istifade ettik mi? Geleceğe taşıyacağımız önemli hatıraları kaleme aldık mı? Maalesef… O sebepledir ki, ‘keşkeklerimiz yıkık bir duvarı…’ andırıyor.

Rahmetli Elâzığlı Şairimiz Dr. Ahmet Tevfik Ozan’ın merhum babamızla Konak Köyündeki, 1862 tarihinde inşa edilen Konakta yaptığı sohbeti dikkatle dinliyorum. Bu sohbet, 2013 yılının Kasım ayında

Kanal Fırat Televizyonu tarafından çekimleri yapılarak yayınlanmıştı. Youtube Kanalında da arzu edenler izleyebilirler. “Eski Konaklar” isimli şiirimizde şöyle diyoruz;

“Esrarını korur hala eskiler

Sohbetimi saklar eski konaklar

Kale surları gibi taş duvarlar

İçine uhrevî bir huzur dolar

Kimbilr kaç nesli saklamış konak

Orda irfan meclisi asırlara

Nedamet diler o eski mekânlar

Aslına rücu eder, ebed bizim

Konaklar elbet sıla-i rahim bekler”

1862 tarihinden günümüze, “benim, babamın, dedemin, dedesinin doğduğu taş konak…”

Dile kolay değil mi? 164 yıl önce inşa edilen bu tarihi eser için elbet konuşulmalı… Yer yer taş işçiliğinin ve özellikle de, ‘ahşap işçiliğinin…’ evin dokusuna kattığı inceliği, sadeliği, zarafeti üzerinde de titizlikle düşünülmelidir. O mekânlarla bütünleşen insanımız ve onların halet-i ruhiyesi sizlere neler anlatmıyor ki?

Bu tarihi konaklar, bazen bizleri derin düşüncelere alır götürür. “tarihle, zaman tünelinden geçtim/ Bir bade, ‘erenler elinden içtim’/ bir nehir gibi aktım asırlara/ hikmet dersleriyle, ‘deryadan geçtim!”

İçerisinde yaşadığımız şehrimi, insanımı, asırlarca ayakta durmaya çalışan tarihi konakları sürekli düşünmüşümdür… İşte, o tarihi konaklar içerisinde ecdattan bizlere miras olarak kalan muhteşem yapıyı…

Bu tarihi mekânın kapısının üzerindeki, ‘tarihi kitabe…’ birkaç yerini maalesef okuyamadık. Bu kitabe bizlere eser hakkında da belli bilgileri vermektedir.

“Bu mihmanhane banisi el-hac Halil Ağa’yı her dem

Huda hıfz eyleyüb dareynde memnun eylesin anı

Ki zira bezl ü sarf itdi yerinde nakd-i mevcudun

Dahi hem-dem eylemiş Mevla Abdü’rrezzak ihvanı

Nalini Şerif makamıdır, kamunun hem nazargahı

Dua-yı hayr ile tezkar iderler ehl-i imanı

Bu canibde hoş yaratmış pür-ziba yer olmuş kim

Temaşa eyleyenler der eğer kasr-ı mülk-i Süleyman’ı

Girenler bu makam içre olur matlubuna vasıl

Hezaran… …idüb hem reşk …

Bu bir eşref makam olmuş cihanda misli yok asla

Kapansun çeşm-i a’dular Huda vermiş bu fermanı

Gelüb bunda ana tarih dedi hem Sabri Sivasi

…. … …. Aldı ya Hu bu meydanı”

Bu tarihi konağın girişindeki kitabede yer alan, “Nalini Şerif makamıdır, kamunun hem nazargahı

Dua-yı hayr ile tezkar iderler ehli imanı…” mısraları bizleri tarihi bir döneme götürmektedir.

Sohbetler Kitabımızda Eğitimci- Yazar Yurdal Demirel’in bizlerle/ ailemizle ilgili yer alan yazılarında şu ifadelere yer verirler; “Hacı Keleş Efendi, Arapgirli arkadaşı Yusuf Kamil Paşa’nın Sultan Abdülaziz döneminde sadrazam oluşundan sonra onun vesilesiyle Sultan ile görüşmüştür. Hac dönüşü tekrar İstanbul’a uğramış ve saraydan kendisine saatler, kılıçlar, çakmaklı tabanca gibi değerli hediyeler verilmiştir. Bu ziyaretinde ayrıca Peygamber Efendimizin hırka-ı şerifinden bir parça istemiş ve daha sonra kendisine gönderilen hırka-ı şerifi Arapgir’in Amberge Köyü’nde teslim almış ve evinde sergilemiştir.” Burada sözü edilen Nalini Şerif makamının aileye teslim tarihi 17 Muharrem 1289/ 1869 tarihi… Bu konağın inşa edilmesinden takriben 7 veya 8 yıl sonra…

Tarihi Konaklar üzerinde ne gibi akademik çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar üzerinde günümüzde ne gibi sağlıklı ve verimli değerlendirmeler yapıldı? Bu konuda fazla bir şey söyleyemem! Ama şu bir gerçek ki, Saraycık- Konak mezrasında yer alan ‘tarihi konaklar…’ kendi döneminde, ‘bölgesinin ilim ve irfan meclisine dönüşmesi…’ O dönemin şartlarında, ‘her bakımdan fonksiyonel oluşudur’

Bir şey daha var ki, Konak sahiplerinin o günlerin şartlarında Harput’ta Sultani/ veya Medrese tahsili görmeleri… Harput ve yöresindeki ilim ve irfan sahibi insanlarla sürekli teşriki mesai içerisinde bulunmalarıdır… Her bakımdan da birbirleri arasında çok önemli dostluklar dikkate şayandır. O dostluklar, günümüzde de nesilden nesile devam etmiş olması önemlidir. Hadis, “iyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra baba dostunun ailesini kollayıp gözetmesidir!” İnsan fanidir, dostluklar bu fani hayatın ışığı olarak geleceğe doğru bir nehir yatağı misali akar… Dostlukların en güzeli de, muhabbetten doğan manevi dostluklardır. Belki de bizleri/ nesiller boyunca aileleri etkileyen de bu dostluklar ve onun geleceğe doğru iz bırakan hatıralarıdır. Pir-i Türkistan-ı Ahmet Yesevi ’den

günümüze doğru en nahif bir şekilde akıp gelen, ‘hikmet derslerinin…’ rahmet bulutları misali asırlar boyu günümüze doğru akıp gelmesi ne mualla bir şey değil mi? O terbiye ikliminde, tarihi konakların en verimli çağlarını yaşadığını da söyleyebiliriz.

Asrın büyük âlimi, Harput’ta medfûn Osman Bedrettin (İmam Efendi) Hazretlerinin halkı irşat için ihvanlarıyla birlikte Konak mezrasına gelişleri ve burada belli sürelerde kalışlarıdır. 1911 tarihinde Hacı Mehmet Efendinin iki kardeşi Hacı Keleş ve Hacı Osman Efendi ile birlikte Hac İbadetini yerine getirmeleridir. Hacı Osman Amcamızdan dinlemişizdir. İmam Efendinin Hacda, oradaki âlimlerle bir araya gelişleri ve öyle ki, fasih bir Arapça ile hutbe okumaları bütün dikkatleri kendi üzerinde toplamıştır…

1900’lü yıllarda, Çemişgezek, Kemaliye, Ağın, Arapgir, Keban ve çevre muhitlerden dönemin önemli şahsiyetlerini bir araya getiren bir, ‘sohbet muhiti…’ olarak da, tarihi Konakları değerlendirebiliriz.

23 Haziran 2026 Salı Günü, misafirlerimizle birlikte Ağın İlçesi Saraycık Köyü Konak Mezrasında tescilleri yapılan; “tarihi Konak ile tarihi mezarlığı” birlikte gezdik/ veya tarihe dokunduk. Bizler içinde şüphesiz faydalı bir gezi oldu. Tarihe dokunmak, geçmişi birlikte soluklamak çok farklı bir huzur veriyor, insana... Ecdadın, zevk, estetik, incelik ve bilumum değerlerini nasıl ve ne şekilde, kâh taş oymacılık, kâh ahşap oymacılıkla mekânı yaşanabilir zarafete taşıdığını görüyoruz.

“Ağın, Ekrem İspir Konağındayız

O ruhani iklimin çağındayız

Geçmişe birlikte yolculuk yapmak,

Hatıralarda, eski Ağındayız.

Eski ile yeni arasındaki farkı,

Gördüm, özümde yaşadığım barkı.

Yarım asır içinde dönen çarkı,

Anlatan, Ekrem İspir Konağındayız.”

Yazarın Diğer Yazıları