Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Ağaç ol

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Ağaç ol,

Dalın, budağın olsun!

Çiçek aç, meyven olsun!

Güneşe siper ol, gölgen olsun!


Alçak olur,

Seven gönül alçak olur! .

Gözü gönlü aç, şükürsüz;

Nimete nankör alçak olur! .


Ben olmasın,

Al yanakta ben olmasın

Sen var iken, biz var iken

Her sözün başı ben olmasın


Zıtlar ikilem değil,

Hayatın senfonisi

Ak, karayla bilinir

Birbirinin hamisi! .


Çalmasın,

Türküler, biz/ siz çalmasın

Taşında çınlar feryadım;

Ülkemde çanlar çalmasın


Çekmeli, Göze sürme çekmeli

Akıl, izan olmayanı

Göz önünden çekmeli!


Yârin gözü iki çeşme

N’ olur yaramı deşme

Aşk gözünü doldurur;

Ab-ı hayat olur çeşme! .


Edep içre olmayan

Söze, saçma dersiniz!

Bir atımlık barutun

Adına, saçma dersiniz!


GIYBET OLUR

Gıybet olur,

Her kem söz gıybet olur

Yalanın adı, iftira

Sızlatır gıybet olur!


Hâkimdir! Kapın çalan ha, kimdir?

Er kişinin vicdanı;

Kendisine hâkimdir


Haksızlığa hak ister

Sızlayan vicdan hak ister

Işığıyla titrer mum,

Aydınlıktan hak ister!

Tuzak olur!

Toprak hâki, tuz ak olur

İlim/Hikmet göç etti mi?

Nefis cana tuzak olur!

Dağda şaki, yolda tuzak olur


KİMİN FERMANI

Kimin fermanı ıslahat

Yüz elli yıllık maslahat

Yakarışımız Huda’dan,

Bizi hayırla islah et


Kötü söz, od yatağında taş olur

Güzel söz, bal peteğinde aş olur!


TAŞ KESİLİR

Göğe yükselen başlar,

Kirlenirse taş kesilir!

Terk-i diyar edilen sevgi,

Hasrete nakkaş kesilir


Devedeki inadın,

Önünde yürür eşek! .

Taşır akıl yükünü;

Akıldan pay almaz eşek!


Parça bütünde güzel

Hakka esaret güzel

Dertlere şifa veren;

Hazreti Furkan güzel…


KARIŞTIRMA

Sapla samanı karıştırma

Sözü kinle yarıştırma

Bir dinlersen, on dinle;

Sükûtu korkuyla karıştırma


Kapanmaz! Dil yarası, kapanmaz

Açma, tefrikaya kapı;

Aralarsan kapanmaz


Boğazlar, Kıtalara, ‘köprü’ boğazlar

Felluce ’de, Telafet’te,

Eşkıya nice can boğazlar!


Boşalır, Vermeyen el/ boş alır

Mütevazı toprağa

Gökten rahmet boşalır! .


Canan Olmalı

Cihanda can olmalı

Cana, canan olmalı!

Aşktan gayri n’ola ki;

Hak yolunda olmalı

Cehaletin taassup kokan

Evladını gömdüğü o/ kuma

Pusatlanır kelimeler;

Kalbe huzur verir okuma

Dolanır, Ay menzilinde dolanır

“Keser döner, sap döner”

Taş ayağına dolanır!


Duman olur,

Zirveler duman olur

İçinde çığlık kopar;

Etraf toz- duman olur


Durulmaz, “Su, bulanmadan durulmaz”

Fitne, fesat, tefrika ile

Bulanan belde de durulmaz!


Düşte gör,

Dost, düşman kimmiş

Düş de gör

Hayal edemediğin,

Ülküleri düşte gör…


Edebiyatları enkaz

Götürdükleri kaz!

Az demeyin sakın ha;

Gölgenizde yobaz!

 

Eski Dostlar,

Anılarda Eski Dostlar

Mazi, perde perde açılır;

Işık gibi doğar, Eski Dostlar


Ey hırçın eda,

Ey kahpe seda,

‘darbe’ diyen dil;

Sizlere el veda!


Gömülür, Kumlara gömülür inat!

Bir seda; ey Süreka;

İçindeki kini at!


Gün ışırken semanın,

Altın kandilleri söner…

Vatansıza teslim olmaz;

Ne son kale, ne son er!


Harca,

İyilikleri harca,

Birgün sana döner,

Hayır, dualarla, âminlerle


Kanadım, Sanat, kolum kanadım

Kırılırsa kanadım,

Nerede kalır adım?

HER İNSAN BİR ÂLEMDİR

Elif, Allah

Lâm, Cebrail

Mim, Muhammed

ÂLEM


Elif, ayakta

Dal, rükûda

Mim, secdede

ÂDEM


Kanat ol!

Uçmak için kanat ol

Dosta güven ver, yar ol;

Yârine kol, kanat ol.


Kar beyazında esrarlı serinlik

Hamiyetli bakışlarda derinlik


Kâinat nefes,

Davut’a ses verir

Bir karınca, kararınca;

Süleyman’a ders verir!


Kurt dadanır,

Meyveye kurt dadanır

Kendi haline bırakılan;

Sürüye kurt dadanır…

NEHİR OLUR

Çay, pınar nehir olur

Hüzün yağmurları akara

Gönülden göze nehir olur

NİYET ET

Sen niyet et, talep et!

Hak yolunda talim et

“Niyet, akıbet hayrola!”

Yüreğini, âlim et!


Oku,

“İkra” ilk emir oku

Kelimeler ışıl ışıl;

İlmin sadaktaki oku!


Okul Olur,

Millete ocak, okul olur

Tüter bacası, nefesinden

İlme’l yâkin, o / kul olur

 


Örülür, Başa çorap örülür

Bin bir dolap peşinde,

Sinsi tuzak örülür…


Sanat dünün görkemi

Ezelden kalkan gemi

Götürür asırlara,

O şirin endamı!


SECCADEM

Seccadem taşır bütün yüreğimi

Yüreğim alnından öper seccademin


Sırrını ifşa etme

Ummadığın taş baş yarar

Post kavgasını çekme,

Zehirle pişmiş ‘aş zarar…’


Soldurma, Gülü kokla, soldurma

Halka tepeden bakıp,

Gönülleri soldurma!


Soldurur

Yürek yakar soldurur

Koltuk değneği ile

İktidarda sol/durur


Sür tarlayı!

Tohum at, sür tarlayı

Nerede yağmur varsa;

Oraya sür tarlayı


Toprak alır,

Acımı toprak alır

Bu vatan, bayrak için;

Tacımı şehit alır…


Taş koyulur!

Taş üstüne taş koyulur

Girme namert fendine;

Yol üstüne taş koyulur

 

Uyutulur, Anne kucağında yavru,

Ninniyle uyutulur…

Suni gündemle,

Millet uyutulur…


Yarınlara Taşınır yarınlara

Umut dolu bir nesil

Kültür ve Sanat ile

Taşınır yarınlara!


Yazmış yazın!

Kader yazmış yazın

Gönlünü hep ferah tut,

Kışa dönmesin yazın!


Makam ve mevki yolunda dostlarını terk edenler,

Gün gelir, yalnız kalırlar


Eski Dünya, huzuru çimlendirmekte

Yeni Dünya, mazlumu çiğnettirmekte!


Fatih’in topları düşerken surlara,

Bil ki, ferman okundu asırlara!


Küçük günahlar, büyük günahlara kapı aralar.

Bizleri büyük günahlara götürecek merdivenlerden uzak duralım


Hayatım seferberlik gibi geçti

Neferlik oldu, bize düşen yol…


Millete efendilik yoktur, ona hizmet vardır.

Bir millete hizmet eden onun efendisidir.


Sevdası olmayanın sevgisi de olmaz

Ülküsü olmayanın söyleyeceği türküsü de olmaz


RİYA

Aynalardan kaçıramaz yüzünü

Riya, insandan kaçırır kalbini

VİCDAN TERAZİSİ

Sözü, vicdan terazisine taşı

Tartıya gelmeyen söz akla ziyan

YEİS

Yeis, milletlerin kanser denilen en dehşetli hastalığıdır:

Yeis, korkak, aşağı ve acizlerin işidir


Baharda üşüdü, nevruz çiçeği

Yüreğime düştü, soğuk düşlerim


Ezan vaktidir, bize sükût düşer

Sükûtun serancamı ihlas düşer


Kan pıhtısında, kâinat gizemi

Hayran bırakır, o müthiş nizamı

Yazarın Diğer Yazıları