Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Hayata yürürüm

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Adım, cömerte çıksın, mertten yana

Söz anlamaz zalime sertten yana

Ariflere arkadaş fertten yana

Çileye tebessüm eder yürürüm

Sabır, dile kalbe sükûnet verir

Vakar, fikre zikre ciddiyet verir

Niyet, azim gayret emniyet verir

Hayata maşeri ruhla yürürüm

Ömür dediğin, uzun ince bir yol

Çileyi, öğüte öğüte giden yol

Dertlerle kavrula kavrula yanan yol

Âdeme inişli çıkışlı uzanan yol

Hayata, erdemli tavırla yürürüm


Ömrüm, gurbet sıla arasında gel-git

Mesrur eder, atadan aldığım öğüt

Rabbim vermesin içimize ağıt

Hayata, aşk dolu yürekle yürürüm

Gün oldu, çakılların arasında,

Gün oldu, kâmillerin duasında,

Şu kâinatın mana deryasında,

Deryaları süze süze yürürüm

Zulmün elinde, tırnaklar sökülür,

Bahar gelmeden, fidanlar sökülür,

Doğrular bir bir yerinden sökülür,

Hayata, binbir zahmetle yürürüm


Vatan, sadıkane bir yurt oldu

Bizlere aşikâne bir yâr oldu

Şu cana, mahirane haslet oldu

Safiyane bir coşkuyla yürürüm

Gözlerim, ömür boyu yaşlı geçti

Yürüdüm, olanca yol taşlı geçti

Ülkemde siyaset çok başlı geçti

Seherde esen rüzgârla yürürüm

Hayata, bulut bulut akar yürürüm

Hayata, gönül gözüyle yürürüm

Hayata, vuslat şarkısıyla yürürüm

BİTMEZ BU SINAV

Bitmez bu sınav, dert mi, işkence mi?

Daha ilkokul sıralarında, "test"

Es rüzgâr. "ne taraftan esersen es!"

Testin adına, mest mi desem, pest mi?

Papatya falına bakıp, jest mi desem!

En güzel yıllarında, "kelepçe vurmuş"

Düşlerimden bir türlü sökemedim!

Zincirlere vurulmuş esaretim!

UFUKLARA AÇ

Gözünü, gönlünü ufuklara aç

Dağlar ötesi maveradan ses gelir

Meydan meydan kutlu zaferlere aç

Açlığıma, ariflerden tok ses gelir

Bilgelerden, hamiyetli ses gelir

HAKSIZLIK

Haksızlık milletin başındaki ur

İnsanı çileden çıkarır gurur

Hadis, “kimin hakkı varsa gelsin alsın” der;

Hak yiyen azap içinde boğulur

UMUTLAR

Ne kadar da zormuş sana ulaşmak

O zorlu engelleri bir bir aşmak

Umutlar, hayal kurduğum umutlar!

Umutlarıma bahar güneşi açsa...

Buz tutan karlar erise ne olur?

MİLLİ HÜSRAN

Yirmi dört yılı, hasretle bekledik,

Büyük düşlerle güne gün ekledik,

Geldi o günler, kâbusu izledik!

Ah şu zaman, bizden yana gülmedi

TOP YUVARLAK

Top yuvarlak, akıllarda yuvarlak

Askıda kalmış, kafalar muallak

Her tarafı herc ü merc, allak-bullak

Yüreksizlerle bu yollar yürünmez

Aşkı olmayana zafer görünmez

YÜZÜNÜZ DOĞUYA DÖNSÜN

Yüzünüz biraz da doğuya dönsün

Gönlünüz biraz da atiye yansın

Doğudan esen muştulu rüzgârlar

O tatlı esintiler, ruhunu ansın

Anadolu'nun kilidi doğu da,

Kapısı, Malazgirt bin yetmiş bir de...

BABALAR GÜNÜNE

"Benim Babam" dedikçe kalbim yumuşar

Kanatlanır göğsüm pırıl pırıl uçar

Arkamda gizemli bir gücü hisseder,

Yılmaz kahramanlar gibi koşar

Elimde sazım tiz şarkılarla coşar

Şu âlem sanki etrafımda rakseder

O GÖZLERDE

Göz göze ilk defa babamla geldim

O gözlerde, merhameti kokladım

Ömür dolusu sadakati aldım

Vatan sevgisi, ata ocağında

Kutlu ocaklar, bizlere yurt olur

KALP GÖZÜ AÇIK

Kalp gözü açık, bütün ilimlere yakın

Toprak gibi mütevazı ol, cimrilikten sakın

İman etmek için bütün deliller kâinatta;

“Miskale zerretin” ayeti taşır, Hakk’a yakın

GURBET

Gurbet, dünyaya göz açışla başlar

Sıladan gurbete kaçışla başlar

Her ocağı tüttüren yiğit başlar

Gurbet, ata ocağından çıktığım gün

Dışarıda, meşaleyi yaktığım gün


MUŞ’TAN ELÂZIĞ’A

Muş'tan Elâzığ'a, Murat Vadisi

Düşlerimde, Ahlat; Harput mazisi

"Ete kemiğe bürünmüş" gezisi

Behram Beyoğlu, Belek Gazisi

Tarihi diyâr diyâr, soluklarım

O derin soluklarda, donuklarım

SICAKLAR

Baktım, sıcak bir yangına dönmüş

Kavrulan insan halden hale dönmüş

Yağmur bekler gönüller yaz olsa da

Sanki tepemizde yanardağ sönmüş

Masmavi bir atlas gibi gökyüzü

Bedri, gözyaşına süzülür yüzü

ŞAİR SÖZÜ

Sevda dolu yüreklerde pas tutmaz

Şiir, ‘ilham kaynağı’ gönüller besler

Şair, haram lokma, yalan söz yutmaz!

Gönül gözesinde, hıçkıran sesler

Bir ney sesidir o, feryadı bitmez

GURBET

Gurbetin kanayan yarasıyım ben

Bir garip çilenin darasıyım ben

Düştün mü gurbete, derin kuyuya;

Gurbette sılanın sızısıyım ben

Gurbeti içinde yaşayan bilir

Bir büyük çileyi taşıyan bilir

Dağ, taş kanat çırpan aşiyan bilir

Gurbette sılanın şarkısıyım ben

HARPUT'TAN ISTANBUL'A

Harput'tan İstanbul'a gönül yolu

Gül kokar yollar, hoyrat esintisi

İstanbul'un, Anadolu'da tepesi

Âlimler, ulemalar şürekâsı

İstanbul’un bir yüzü, Harput Kapı

Harput Beyefendisi, Belek tavrı

Fetih dilidir, Ahi Evran Yolu

Yürür asırlara, edipler kervanı

Yazarın Diğer Yazıları