Ağın İlçemiz, bizim yüreğimizde bir sevdadır Ağın-Saraycık-Konak Mezrasında, gözlerimizi dünyaya açmışız. Ağın Ekrem İsbir Konağı... Bu konağı herkes bilir. Ekrem İspir, rahmetli Babamın dayısı olurlar. Rahmetli eşleri Vasfiye İspir’de, halaları olurlar... Rahmetli Ekrem İspir Konağı gibi, sözünü ettiğimiz Konak Mezrasında da, “Hacı Osman, Hacı Keleş ve Hacı Mehmet Kardeşlere ait üç Konak...” vardı. Bizler, 1860’lı yıllarda inşa edilen, “Hacı Keleş Ağa Konağında!” (1860-2026) 7-8 nesil hayat sürmüşler.
Aile Konağı ve Mezarlığı da, “Diyarbakır Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü” tarafından tescili yapılmış bulunuyor. Bu tarihi mekânları ayakta tutmak bizlerin asli görevi... Bu tarihi konak ile ilgili sıkıntılar vardı. Ağın Belediye Bakanımızla bu sıkıntıları görüşmek bağlamında bir ziyaretimiz oldu.
Ağın, Elâzığ İlimizin kuzey batısında yer almaktadır. Elâzığ İlimize 77 km uzaklıkta olup, Yüzölçümü ise 268 km2’dir. 1954 yılında İlçe olan Ağın İlçemiz, Türkiye’nin ‘eğitimli insan faktörü bakımından...’ ilk sıralarda yer alan müstesna bir ilçesidir. Ağın İlçesinin dört bir yanında; Arapgir, Kemaliye, Çemişgezek ve Keban İlçelerini görüyoruz. Bu ilçelerimiz, Harput Kültür Havzasının müstesna köşeleridir. Ağın İlçesi, Keban Baraj Gölüne, 70 km kıyı şeridi bulunan, Karasu Vadisinin kapısı durumundaki Ağın İlçesi, “Türkiye’nin kayıp bir cennet köşesi...” olarak yorumlarsak yeridir. Tarihi ve Kültürel zenginliği ile birlikte Ağın İlçemizin bağrından çıkardığı müstesna insanlar hafızalarda yer almaktadır.
Kuzeyinde Hekemat Tepesi, Güney yönünde Osman Tepesi, Batı Yönünde ise Aliuşağı Tepeleri arasında yer alan irili ufaklı dereler, coğrafyayı yeşile bezemiştir... Bu müstesna İlçemizin, 2025 yılı sonu nüfusu, 2.532’dir... Bu bir hüzün kaynağıdır. Her bakımdan insanıyla birlikte, ‘müteşebbis bir ruha sahip...’ Ağın İlçemize sahiplenmeliyiz. Elâzığ İlimiz; İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Elâzığ Belediyesi, ‘yıllar içerisinde projeler geliştirmesinler!’
Ağın’ın bağrından çıkardığı, “Müderris Hüseyin Efendi, Fethi Gemuhluoğlu, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Abdullah Lütfi (tahtasız hoca), Hilmi Ziya Apak... ve şu sayfayı dolduracak nice önemli isimler...” Müteşebbis ruhun yanında, Ağın İlçesinde ne isterseniz var, efendim; “Kültür, Sanat, Edebiyat, Musiki, Güzel Sanatlar...” 2026 yılındayız, şehir olarak ne kadarına dokunabiliyoruz?
Geçtiğimiz gün, Ağın İlçesine gitme niyetiyle yola çıktık. Düşüncemiz, sabah vakti Ağın’a gider, işlerimizi görür, eş ve dostları ziyaret eder ve akşam döneriz... Ağın Garajına telefon açtık... Saat, 08.00’de, Ağın’a gideceğimizi söyledik. Bizlere verilen cevapta, “Elâzığ’dan Ağın’a sabahları araba olmadığı; gün içerisinde öğleden sonra, saat; 17.00’de ancak gidebileceğimiz belirtildi!” Akşam vakti Ağın’a gitseniz bile, Kamu Kurum ve Kuruluları kapalı olduğu için bir şey yapamayacaktık. Ve birgün Ağın’da kalmak durumunda kalacaktık. Kendimize göre bir formül bulduk. Sabahleyin, Keban İlçemize gittik Ağın İlçemizden bir yakınımız bizleri gün içerisinde, “Ağın ile Keban arasında gidiş-dönüş yaparak!” problemimizi çözdük! Bu bir geçici ve şahsi bir çözüm yolu...
Bizler, ‘hiçbir şey çözümsüz değildir’ inancına sahibiz. Ulaşım konusunda, sağlıklı çözüm yolu mutlaka bulunur. Belki en uygun çözüm yolu da, “Ağın ve Keban Belediye Bakanlarının bir araya gelerek bir protokol imzalamaları... Bu protokol çerçevesinde, hergün sabahleyin Ağın İlçemizden gelen yolcuları, Keban İlçesinde ki, Elâzığ’a işleyen minibüsler teslim alarak İl Merkezine ulaştırabilir...”
Keban ile Ağın İlçesi arası takriben 33 km... Gün içerisinde, Ağın-Keban arasında birkaç sefer bile yapılabilir. Yeter ki, iyi niyet sahibi olalım...
Keban İlçemize geldiğimizde yanımıza, Keban’lı Şair arkadaşımız Ahmet Demir’i de aldık. Ahmet Demir kardeşimiz bu yöreler için o kadar güzel şiirler kaleme almışlar ki, maşallahı var.
Ağın İlçemizde, İlçe Tarım Müdürlüğünü ziyaret ettik. Oradan, Ağınlı Bayanların yıllar önce kurduğu, “Ağın Kadınları Tarımsal Kalkınma Kooperatifine...” uğradık.
Artık karşımızda, “28 Ağınlı Kadının bir araya gelerek oluşturdukları istihdam ve üretim oluşturan bir kurum vardı; ‘S.S.Ağın İlçe Merkezi Beyelması ve Kaşpınar Köyleri Tarımsal Kalkınma Koop.’
Koop. Adına yetkili kişi, Samiye Genç hanımefendi...
Yol arkadaşlarımız, Ahmet Demir, Köylümüz Halil İbrahim Demir ile birlikte, Kooperatif Satış Sorumlusu, Sultan Nebahat Fırat’tan bilgiler alıyoruz. Alışveriş yapıyoruz. Koop. Ortak Sayısı, hâlihazırda 34 kişiden oluşuyor. Koop. Üyeleri, “Halk Eğitim Merkezinden Hijyen ve İletişim kurslarına katılıyorlar ve gerekli sertifikalarını alıyorlar!” Ambalaj ve paketlemede de, önemli adımlar atıyorlar.
“Baharat, Bitkisel Yağlar, Kuruyemiş, Sirkeler, Yöresel Ürünler” başlığı altında, 50 civarında, ‘Doğal Gıda Ürününün Pazarlamasını...’ yapıyorlar. Kooperatifin resmi sitesinde dikkatimizi çeken, “Annelerinizin elinden sofralarınıza...” sımsıcak ifadeler dikkatimizi çekti.
Koop. Tarafından satışa sunulan ürünler arasında; “Safran, Lavanta, Nane Kurusu, Ihlamur, Ağın leblebisi, Kırık Badem, Elma Kurusu, Dut Kurusu, Badem şekeri, Ağın Bademi, Alıç Sirke, Üzüm, Elma Sirkesi, Nohut Unu, Nohut Dut pekmezi, Sebzeli- Yumurtalı Erişte, Dut Kurusu, Un tarhanası, Domates Kurusu...” yer alıyor. Samiye Genç ve arkadaşlarına teşekkürler...
Ağın Belediye Başkanımızla, Ahmet Demir ve Halil İbrahim Beylerin de katılımıyla uzun boylu bir sohbetimiz oldu... Göçler, elbette Belediye Başkanımızın da canını sıkıyor.
Yıllar içerisinde, “Posta Teşkilatı, Telekom, Adliye, Ziraat Odası ve Maliye...” Her ne olursa olsun, bir İlçe için önemli kuruluşlar. Bir Ağınlı vatandaşımız, ‘kendi ilçesi dışında problemini çözmek için niye gitsin?’ Elbette, ‘devlet, vatandaşının ayağını gidecek’ Bu, tabii olan bir hizmettir. Ağın’dan şöyle veya böyle koparılan kurumların tekrar dönüşlerinin sağlanması en önemli muradımızdır.
Ağın Belediyesinin de artık, ‘halk ile bütünleştiğini görmekteyiz’ Ağın Belediyesine ait, “Leblebi üretim tesisi ve eleme tesislerinde geçtiğimiz yıl içerisinde 147 ton civarında ürün işleniyor. Tabi ki bunlar arasında, ‘arpa, buğday gibi her türlü hububatta yer alıyor’
Ağın İlçesinin dört incisi bulunuyor. Bunlar, “Ağın Leblebisi, Ağın Üzümü, Badem ve Nar...” Ağın’da, Badem üretiminde de çok önemli mesafeler alındı.
Ağın İlçemizde, dopdolu bir gün geçirdik. Ağın, Kemaliye, Arapgir, Çemişgezek, Keban İlçeleri, Fırat Havzasının önemli, ‘kültür limanları...’ Elâzığ Şehrinde bizler, ‘turizmin gelişmesini...’ arzu ediyorsak, öncelikle, Fırat Havzası ve bu havzanın her biri ilim muhiti olarak da anılan yörelerine önem vermeliyiz.
Göçlerin bilinen sebepleri var. O sebeplerin üzerine de, ısrarla gitmeliyiz. Ağın İlçesi, sadece Elâzığ İlimizin değil, ‘yörenin Safranbolu’su olabilir...’ Selam ve Muhabbetle...
Konak Köyündeki, Tescilli Konağın Kapısında Yer Alan Tarihi Yazı;
“Bu mihmanhane banisi el-hac Halil Ağa’yı her dem
Huda hıfz eyleyüb dareynde memnun eylesin anı
Ki zira bezl ü sarf itdi yerinde nakd-i mevcudun
Dahi hem-dem eylemiş Mevla Abdü’rrezzak ihvanı
Nalini Şerif makamıdır, kamunun hem nazargahı
Dua-yı hayr ile tezkar iderler ehl-i imanı
Bu canibde hoş yaratmış pür-ziba yer olmuş kim
Temaşa eyleyenler der eğer kasr-ı mülk-i Süleyman’ı
Girenler bu makam içre olur matlubuna vasıl
Hezaran… …idüb hem reşk…
Bu bir eşref makam olmuş cihanda misli yok asla
Kapansun çeşm-i a’dular Huda vermiş bu fermanı
Gelüb bunda ana tarih dedi hem Sabri Sivasi
…. … …. Aldı ya Hu bu meydanı”
Bu tarihi konağın girişindeki kitabede yer alan, “Nalini Şerif makamıdır, kamunun hem nazargahı Dua-yı hayr ile tezkar iderler ehli imanı…” mısraları bizleri tarihi bir döneme götürmektedir.
Sohbetler Kitabımızda Eğitimci- Yazar Yurdal Demirel’in bizlerle/ ailemizle ilgili yer alan yazılarında şu ifadelere yer verirler; “Hacı Keleş Efendi, Arapgirli arkadaşı Yusuf Kamil Paşa'nın Sultan Abdülaziz döneminde sadrazam oluşundan sonra onun vesilesiyle Sultan ile görüşmüştür. Hac dönüşü tekrar İstanbul’a uğramış ve saraydan kendisine saatler, kılıçlar, çakmaklı tabanca gibi değerli hediyeler verilmiştir.
Bu ziyaretinde ayrıca Peygamber Efendimizin hırka-ı şerifinden bir parça istemiş ve daha sonra kendisine gönderilen hırka-ı şerifi Arapgir’in Amberge Köyü’nde teslim almış ve evinde sergilemiştir.”
Burada sözü edilen Nalini Şerif makamının aileye teslim tarihi 17 Muharrem 1289/ 1869 tarihi… Bu konağın inşa edilmesinden takriben 7 veya 8 yıl sonra… Tarihi Konaklar üzerinde ne gibi akademik çalışmalar yapıldı. Bu çalışmalar üzerinde günümüzde ne gibi sağlıklı ve verimli değerlendirmeler yapıldı? Bu konuda fazla bir şey söyleyemem! Ama şu bir gerçek ki, Saraycık- Konak mezrasında yer alan ‘tarihi konaklar…’ kendi döneminde, ‘bölgesinin ilim ve irfan meclisine dönüşmesi…’ O dönemin şartlarında, ‘her bakımdan fonksiyonel oluşudur’ Bir şey daha var ki, Konak sahiplerinin o günlerin şartlarında Harput’ta Sultani/ veya Medrese tahsili görmeleri… Harput ve yöresindeki ilim ve irfan sahibi insanlarla sürekli teşriki mesai içerisinde bulunmalarıdır… Her bakımdan da birbirleri arasında çok önemli dostluklar dikkate şayandır. O dostluklar, günümüzde de nesilden nesile devam etmiş olması
önemlidir. Hadis, “iyiliklerin en değerlisi, insanın babası öldükten sonra baba dostunun ailesini kollayıp gözetmesidir!” İnsan fanidir, dostluklar bu fani hayatın ışığı olarak geleceğe doğru bir nehir yatağı misali akar… Dostlukların en güzeli de, muhabbetten doğan manevi dostluklardır. Belki de bizleri/ nesiller boyunca aileleri etkileyen de bu dostluklar ve onun geleceğe doğru iz bırakan hatıralarıdır. Pir-i Türkistan-ı Ahmet Yesevi ’den günümüze doğru en nahif bir şekilde akıp gelen, ‘hikmet derslerinin…’ rahmet bulutları misali asırlar boyu günümüze doğru akıp gelmesi ne mualla bir şey değil mi? O terbiye ikliminde, tarihi konakların en verimli çağlarını yaşadığını da söyleyebiliriz. Asrın büyük âlimi, Harput’ta medfûn Osman Bedrettin (İmam Efendi) Hazretlerinin halkı irşat için ihvanlarıyla birlikte Konak mezrasına gelişleri ve burada belli sürelerde kalışlarıdır. 1911 tarihinde Hacı Mehmet Efendinin iki kardeşi Hacı Keleş ve Hacı Osman Efendi ile birlikte Hac İbadetini yerine getirmeleridir. Hacı Osman Amcamızdan dinlemişizdir. İmam Efendinin Hacda, oradaki âlimlerle bir araya gelişleri ve öyle ki, fasih bir Arapça ile hutbe okumaları bütün dikkatleri kendi üzerinde toplamıştır…