Sosyoloji bağlamında sebzenin değişim hali kızartma
Rüveyda Sadak
Yaz ve haziran ile başlayan mevsim temasını geleneksel ve yerelde yoğunlaştıran ‘Kızartma’ alışkanlığı; taze yaz sebzelerinin biber, patlıcan ve domates ile alışılan ve yaygın olarak özellikle yaz günlerinde tercih edilen ve sağladığı özdeşim açısından toplum olarak yaza dair mevsimsel bir alışkanlık şeklinde bilinir. Sabah ve akşam saatlerinde kızartma kavramı ile bütünlük oluşturan yoğun aromalı kokunun, yaz sebzelerinden kaynaklandığını ve mevsimin kendine has organik yapısının mevcut görselde yer aldığını söylemek; yaz geldi, hoş gelsin söylemini şekillendiriyor. Eğitimci-Yazar Sosyolog Hocamızın sosyoloji bilimindeki önemli çalışmasını anımsatan, “Sebzelerin çeşitliliği çerçevesinde biber, patlıcan ve domatesin ayrı yapılarda olduğu halde, sosyolojik literatürde kavram adıyla belirlediği ‘kültürleme’ tanımı” yönünde önemli bir güncel atıfta bulunuyor. Hocamıza teşekkür ediyoruz. Kızartma, kültürümüzdeki çok çeşitliliği itibariyle yaz boyu hamur kızartmalarına alternatif biçimde geliştirilmiş günlük ve hafif öğün olarak gelenekselleşen, kültürel bir öğe ve değerdir. Sadece bir kızartma olmaktan ziyade sosyolojik olarak farklı sebzelerin bir araya getirilmesiyle oluşturulan sosyolojik sunumuyla bir kültür işlevini yerine getirerek kültürleme olarak adlandırılıyor. Her bir sebzenin doğası, değişik figür ve tat yönünden farklılıklar ifade etse de aynı anda bir tabakta birleştirilen patlıcan, biber ve domatesin sağladığı farklılık kavramının aynı kelimesinde bütünlenen gerçek sosyolojiyi yansıtıyor. Kızartma derken, alışılagelmiş bir rutin olan patates kızartmasının dışında bir bilinenden bahsediyoruz. Aktörümüz, yaz sebzeleri ve domates, biber, patlıcan… Geçmiş yıllara ait olan çağrışımı ile mahalle ve sokaklarda tanıdık gelen ve bir süre devam eden bu seslenme, zamanla geleneksele dönüşen toplumsal ve dolayısıyla sosyolojik bir atıf ve ilettiği iletişimsel samimiyettir. Ürünleri satın alan birkaç komşu ile gerçekleşen muhabbetin isim başlığı yalnızca fiyatların muhasebesi değil, tanımladığı sosyolojik bir havadan, sudan alışkanlığının hayata geçmesidir. Sokağın nabzını, arz-talep terimleriyle belki de toplumsal olarak tanıtan ilk örneklem, sebze-meyve satışını gerçekleştiren, ‘Tablacı’ adının ifade ettiği geleneksel kavramdır. Arzın, miktarıyla sunulduğu ve talebin ise biber, domates vesaire sebzelerin kilo usulüyle satıldığı piyasada, böylece mevsim ve memnuniyet itibariyle talebi tekrarlatan bir ekonomi sosyolojisi açıklanıyor. ‘Domates var, biber, patlıcan var…’ hatta sonrasında bu söyleme eklenen ‘Salatalık var’ seslenişi, toplum odaklı bir değer sosyolojisini, organik olan farkındalık ile ifade ediyor. Yaz denince soğuk sözcüğünün ağırlık resmetmesi ise bir tesadüf olmasa gerek. Söz konusu kültürel ve geleneksel içeceklerimizden ayran, yaz mevsiminin olmazsa olmaz bir değeridir. Soğuk demişken klasik örneği ve sempatik görünüşü ile bilinen, külahta dondurmanın da yaz sezonunun karşılayıcılarından olduğu aşikârdır. Yaz, sosyolojik olarak sıcak ve soğuk kavramlarına aynı mevsimde tek kare resim olarak ayrıca sanatsal bir boyut kazandıran özgün bir mevsimdir ve yaz, sıcak olsa da ayrıca soğuk ve serindir. Ağaç gölgesi, akarsu, dere vesaire yaz olan her nesnenin, mekânın coğrafyasıdır, Yaz.