Rüveyda Sadak

Manzaranın doğallığı

Rüveyda Sadak

Renklerden grinin ağırlık gösterdiği bir kavram vardır. 2000 yılı itibariyle tanıtımı yapılan ve ‘Milenyum’ olarak belirlenen kelime, bilinen renklerden griye doğru şekil almıştı. Toplumda kullanılan her tür nesne, eşya ya da örneğin telefon, televizyon, kıyafet vesaire her şeyi tek renk gri biçiminde tasarımlayan milenyum kavramı modern dönemde rağbet görünce tasarım mimarisi griye eğilimli olarak devam etti. Bir anlamı vardı grinin, tek renk sabitliğiyle. Modern dönem, günümüz, gelişmişlik türevleriyle bilinen, milenyum ve gri uyarlaması… 2000 öncesi ve sonrası şeklinde eskiden yeniye bir değişim, gerçekleştirdiği renklerin kapsamıyla eskinin renkli, yeninin ise renksiz ve çoğunlukla siyah, beyaz ve gri tonlarından oluştuğu bir modern tabiatı belirginleşmeye başladı. Modern intiba, gelişmişliği tasvir eden, anlatan resimleriyle karışık ve çok renkli anlatımlardan siyah, beyaz ve gri biçiminde küresel, toplumsal ve bireysele motive olan gri alışkanlığını geliştirdi. Televizyon, telefon ve bilumum eşyaların rengini griye dönüştüren modern kavramından devam edelim. Sokak arası renkli mağazaların ve muhabbet diyaloglarıyla samimiyet ifadesini günün her vaktinde güncelleyen, toplumsal alışkanlığın rutin sorusu: Nasılsın… Tebessüm ile değere bir kaynak oluşturan muhabbetler, öyle ki her konuşmada sabit olan bir dili samimiyet ölçütünde değerlendiriyor. Gri rengin etkin olduğu pencereden görülen yoğunluk, modern dönemi gerçeğe aktaran bir betimlemeydi. Söz konusu bir sokak simidinin gerçekten taze olduğunu yorumlayabilmek için makineleşme kavramına gerek yoktur. Fırından yeni çıktı cümlesini doğal bir güven ile karşılayan tüketicinin, ürüne dair olumlu yanıtları, organik bir gerçeklik meydana getiriyor. Hayatın rengi böyle bir samimi renkten bahsediyor. Renk, muhabbette devamlılığı ifade eder. Tek renk ile iletilen konu, canlılıktan arınıp gerçekten uzak bir resmi motive eder. Rengârenk kalem, kitap, masa ya da tabak, bardak gibi eşyaların griye dönüştüğü mekân, ilk olan gerçeğin samimiyet dilini anlatıyor. Nitekim mahalle kavramının, modern ile bütünleştiği bireysel kapsam, kutucuklara atfedilen apartman örneğini modern süreç şeklinde açıklıyor. Bakkaldan markete geçiş döneminin modern dönem ithafı, devasa alışveriş merkezleri ile post modern çarşılara dönüşümü tanımlıyor. Mağaza vitrinlerinde alışılagelen tabloların sezon geçişi, modern levhalarda 2000 yıllarına denk olan metal tonundaki gri renklendirmesiydi. Renklerin de bir anlamı vardır. Koleksiyon, kreasyon kavramlarının ifade ettiği özgün anlam, modern görselde griden bahseden bir niteliktir. Geçmiş yazılarımızda sanat, resim ve doğallığın insana fayda sağladığını anlatmıştık. Bu konuda Osmanlı sanatının tasavvur ettiği her desen, resim, figür sadece bir resmi değil, gerçek hayatta yer alan ayrıntıyı açıklar. Çiçek desenlerine oldukça fazla rastlanan Osmanlı sanatında; lale, gül, karanfil bunlardan birkaçıdır. Kültürümüzde bahsedilmesi geleneksele dönüşen bir meyve vardır: Nar. Bolluk, bereketin artarak çoğaldığı nar imgesi, çini sanatında ve birçok eşya tamlamasında kullanılan yaygın bir figürdür. Kullanılan desenlerin kırmızı, yeşil, mavi gibi renklerle anlattığı hikâye her karede sağladığı uyum ile görsel sanatı canlandırır. Doğal; rengiyle renklenir. Ağaç ve çiçek, samimiyetiyle bir topluma manzara rengi oluşturur.

Yazarın Diğer Yazıları