Present Bu, Past Değil… Maske, Sağlık İçin
Rüveyda Sadak
Görünürde statik ama…
Ve dair stabil (!) kararlılığıyla bir bitmeyen Korona…
Vaka sayılarında artış!
11- 17 Temmuz itibariyle…Bitti sandığımız Koronaya elveda demeye çalışırken, Mars’a uçuş gibi bir şey olduk. Vaka artışlarının katlanmasının negatife düşüşü yine bireysele bağlı bir tasarruf.
Pandemi, süreç boyunca alanda çeşitlilik yönünden farklı farklı görüntülere sahne olmuştu.
Neden mi bahsediyorum? Bir nesneden.
Nedir o? Tabiî ki maske. Maske, evet.
Önceleri kullanımı asla kabul edilmeyen maske; gün, hafta, aylar geçtikçe bir transformasyon netice. Malum, koronaya bağlı maske; ilk dönemlerde öyle pek bir ciddi boyut görülmediğinden olsa gerek, herhangi’lerden biriydi, bunu inkâr edemeyiz.
Derken…
Zaman içerisinde maske artık gündelik aksesuarlardan biri olarak görülmeye başlandı. Marx’ın, Kapital’de belirttiği “Meta fetişizmi”ni hatırladık bu noktada. Nesneye anlam yükleyip bir nevi kutsallaştırmak nedir?
Bunu anlamak her çeşit çelişki. Şöyle ki başlangıçta tek renk olan beyaz maskede tutarlılık sergileyen sabit, medyatik bir fenomen olmayı başardı. Market, mağaza, akla gelip gelmeyen her mekân alanlarda, bol çeşit repertuar renk ve ton figürlerle ‘o da bizden biri’ formatına dahil oldu.
Burada amaç, sağlık mıydı? Ya da bir tür görsel effect mi? ‘Ne için’ler, cevapsız!
Ve artık o bir maske değil, meta fetişizmine dair primitif bir öğe.
Kapitalizmin geldiği noktaya bakın. Bir nesne ki amacından tamamen bağımsız, kantitatif kazanım oluşturma dizaynı üzere.
Ve fakat…
Son bir hafta boyunca… Toplumsal olarak kayda değer iyi görüntülerden diyebiliriz, ‘maskeler geri dönüyor’ şeklinde.
Bireysel önlemlerle üstesinden gelinebilir bu süreci atlatabilmek, toplumsal olarak alınabilecek önlemlerle en aza indirilebilir.
‘Maskeleniyoruz bir tekrar’
İyi olan şeyleri de söylemek gerek öyle değil mi?
Yeniden toplumda nüfuz edinmeye çalışan korona; yükselişe ortam yapmadan spontane bir biçimde, geldiği gibi gerisin geri diyelim… Umarız.