Orada bir yer var… filmde bir mekân ki
Rüveyda Sadak
Şimdi 2026 ve itibariyle bir mekân… Mekke gibi fakat şehrin mekânı, İzmit. Film için oluşturulan yapay ve bir o kadar da gerçek gibi tasarlanmış değer ifadesi, Mekke. Her ayrıntının dönemsel olarak eski’yi tasvir edebilmek için teknolojik anlamı sepya olan nostaljik bir kahverengi ve tonlarını aktaran, zamanın dönemsel nostaljisi hatırlatılıyor. Özellikle çok eski dönemlerin ithaf edildiği filmlerde seyredilen renkten oluşan kahverengi yapılardan giyime, evlerde kullanılan eşyalara kadar dönemi gerçekçi şekilde yansıtması açısından, şimdilerde büyüklerden çokça duyulan, nerde o eskiler... Eski kavramı, bilinen bir nostalji ve çoğu zaman da antik ve antika çerçevesini genişleten otantiği canlandırır. Modern ile kullanılan günlük araçlar karşısında, büyük ölçüde kahverenginin ağırlık gösterdiği toprak renginden bahsediliyor, itibariyle 1400 yıl öncesi Mekke döneminin anlatılacağı film. Söz konusu yapım olan ‘Sancı: İslamiyet’in Doğuşu’ filminde, mimarisi ile gerçekliğini ifade eden kimyanın resmedildiği bahsi geçen dönem; tıpkı kavramını, benzer şekilde açıklıyor. Eski dönemin yapılarından bir nostalji yolculuğu ile taş yapıların nostaljisinin ağırlıkta olduğu mekân, Mekke coğrafyasına dair hurma ağaçları, devrin döneminin kompozisyonuna uygun biçimde canlandırılmış. Gelişen ve değişen dönem itibariyle günümüz betonarme yapıların, geçmişi seyir şeklini aldığı filmin ayrıntıları ile devam edelim. Mekke denince, akla gelen şüphesiz ‘Kâbe’dir. Filmde, İslamiyet’in doğuşunun tarihsel bütünlüğü içinde sancı kavramı ile özdeşleştirilen, İslamiyet öncesi ve İslamiyet ile gelen mevcut dönemin koşullarını, zorluklarını anlatan bir geçmiş düşündürülüyor. Filmin mekânı, zeminde toprak ve taş yapılı ve gerçekte var olan somut örnek; zemzem kuyusu ile doğrunun, düşünceden anlatıma doğru her yaş grubuna ve özellikle de çocuk yaş grubunun idrak edebilmesi yönünde pedagojik imkân sunarak topluma hitap ediyor. Bilgi-değer kapsamında dini ve kutsal değerlerin özümsenebilmesi açısından faydalı bir sosyoloji ve dini değerlerin zamanlamasını tarihsel olarak anlatan başarılı bir çalışma gerçekleştiriliyor. Faydalı bilgiler çerçevesinde, nasıl bir dönemden günümüze nasıl gelindiğini betimlemek konusunda, iyi bir senaryo olduğu söylenebilir. Geçmiş yazılarımıza ait kaleme aldığımız, Kâbe’de Hacılar ilahisi ile toplumdaki yediden yetmişe herkesin diline aşina olan akım ve ramazan itibariyle de manevi yönlü bir ‘ne, nedir’i kolayca anlatabilmek noktasında, iyi bir fırsat arz ediyor. Değer, Kâbe’de Hacılar ilahisindeki söylem itibariyle Kâbe kavramını, toplumda her bireyin söylediği bir değer-din ve etik dahilinde değerlendirdi. Sosyal medya platformlarındaki fayda dışında bir modern alışkanlık gereği, her şey gider umursamazlığı ile rencide edilen değerin, değersizleştirilmesini yine ve yeni bir değer ile atfettiği itibar, önemin mükâfatı kanıksattı. Değer kavramı bir film ve bir ilahi ile her alanda önemli olduğu gibi öğrenilmiş bilgilerin tasvirini böylece somut şekilde özümseterek gerçekleştiriyor. İyi seyirler.