Öğrencisin değil mi, sen?
Rüveyda Sadak
Geçenlerde toplumsal bir farkındalık deneyi ve dolayısıyla analizi yapıldı. Sosyoloji için toplum sahası, mekân itibariyle tutum ve davranışları gözlemleyebilmek konusunda bireysel ve toplu bir yorum gerektirir. Ramazanın son günleri bayram öncesinde, Elazığ merkezinde sosyal bir deney yapıldı. Amaç ise bir durum karşısında psiko-sosyal tepkinin, nasıl oluştuğunu sorgulamaktı. Bu bir film ya da bir senaryo değildi. Planlı bir kurgu ve hazırlanan roller yoktu. Tamamen doğallığın uyumu çerçevesinde gerçekleştirilen ve her şeyden önce toplumsal olan, günlük hayatın gerçekliğinde denk gelinen toplum hali, insanlık haliydi. Ve toplum ki böyle bir sosyolojidir ve sosyolojinin kendisidir. Bireysel bakış açısını yorumlamak olan bu sosyal deney, görünen o ki toplumsal değer ölçütlerinin etik, kültürel ve geleneksel tanımda değişmediğini ve aynı samimiyette devam ettiğini gösteriyor. Sorulan soru ve vicdanın varlığını canlandıran tebessümler ile gündeme gelmişti, Ekmek, simit ve çiğköfte… Öğrencinin temsili bir müşteri olarak sorduğu fiyat ve öğrencinin az meblağ ile alabileceği ürün olan ekmeğe karşılık, toplum olarak samimi vicdan ve cömertliği, Elazığ’da ve aslında Anadolu coğrafyasındaki her bölge ve şehirde merhamet kavramını saygınlık ve olgunlukla kanıksatıyor. Bir şehir düşünün ki memleketinden uzak, eğitim sebebiyle ikamet eden bir öğrenci… Öyle ya ‘Komşusu açken, tok yatan bizden değildir’, hadisinin kültürümüzde edindiği önem, toplumsal dayanışmanın iyilik kapsamına dahil oluşunu açıklıyor. Elazığ’ın ramazana özgün ürünlerinden nohut ekmek ve simit ile yapılacak bir iftar ve çiğköfte ile bütünleşen ramazan akşamı, oruçluya iftar ettirmiş olmanın kazandıracağı sevabın, kazancını vicdan ile sağladı. Böylelikle manevi rahatlık, iyilik, yardımlaşma ve dolayısıyla dayanışma kavramlarının toplumsal hoşgörüsü resmedildi. Öğrenci olduğunu ve dışarıda iftar yapacağını dile getiren sosyal deneyci, nohut ekmek satıcısının eklediği çok sayıda simit ve cömertlik kavramıyla toplumsal bir farkındalık geliştirdi. Aslında konu simit değildi, ekmek de değildi. Önemli olan vicdani sorumluluktu. Lokanta esnafının, kendisine uzatılan paraya hitaben, ‘onu koy, cebine’ söylemiyle saniyeler içinde hazırlanan iyilik paketi, niyetin doğal halini iyi niyet şeklinde seyrettirdi. Tamamen gerçek olan bu toplumsal yansımanın, toplum olarak öğrenci kapsamında yardımseverlik, iyilik yorumu, etik bir sorumluluk gereği bilinir ve uygulanır. Toplumumuzda bu farkındalık, oldukça önemlidir ve böylece teşkil ettiği tutum bir kişi değil, toplum olarak öğrenciye karşı hoşgörülü anlayışı benimsetir. Yardımlaşma, dayanışma kültürümüzde yeri olan bir kavram olmuştur. Yurdum insanı kavramı ile hemhal olan bir özdeşim bir doğallıktan söz ediyor; iyiliğin, tutum ve davranışa atfettiği ve eklediği değer ölçüsü.