Neydi Şimdi Bu? Kolektif Fırsat mı?
Rüveyda Sadak
Dünya, evrensel bazda bir gıda krizinin yükselişiyle karşı karşıya…
Ülkeler bu krize yönelik, farklı şekillerde çözüm arayışı içerisinde.
Ülkemiz ise bu krizi çözüme dair, Türkiye için neler yapılabilir konusunda çalışmalar gerçekleştiriyor. Her biri takdire şayan çalışmalar, tebrik ediyoruz.
Çoğu ülke özellikle tedarik kapsamında sıkıntı yaşadığı ‘un’ konusu ile ciddi gündem oluşturuyor. Türkiye’nin tahıl üretimi için elverişli topraklara sahip bir iklimde yer almış olması ve yıllık yağış oranı gibi unsurlar, tarım konusunda bir rahatlık sağlıyor.
Tarıma dayalı bir iklim ve buna bağlı gelişen üretim biçimleriyle de tarımsal üretimdeki çeşitlilik, yadsınamaz bir doğru. Öyle ki…
Türkiye hem ülke çapında hem de ihracat kapsamında iyi çalışmalar içerisinde yer alıyor.
Tarımda üretime dair, pratik adımlarla ilerleyen iyi çalışmalar ve umut veren iyi şeyler bunlar.
Bu komuda özgün bir tarzımız var, kabul edelim… özgün ve istikrarlı.
Ve gıda sektöründe özellikle de tahıl konusunda,
anlatmaya zaten hiç gerek…
Herkes görüyor, maşallahı olan verimli topraklarımızı.
Böylesi iyi çalışmalar yapılırken gururlanmak güzel tabiî ki
ve öte yanda…
Bazı bazı kolektif alışkanlıkları ve fırsatçılığı görmek de maalesef mümkün.
Nedir o alışkanlıklar ve ya da fırsatçılık kavramı?
Fırsatçılığın artık bu kadarına da yok artık diyoruz.
Yan yana iki market. Biri kapatıp, taşınmış. Buraya kadar normal değil mi?
Normal standart yükseliyor şimdi…
2 gün önce 6 liraya satılan su…
Birdenbire nedeni belirsiz bir şekilde yükseliyor…750 TL fark ile.
Sebep mi?
Yandaki marketin kapanışını fırsat bilip, kendi ürünlerini almaya teşvik konusunda yapılan değişik türden birtakım atraksiyonlar…
Fiyattaki artışa sebep olarak artık rutin bir geleneğe dönüşen fırsatçılığın, ‘nasıl olsa ve illaki almak zorundalığı’ kavramlarıyla da toplumsal olarak yanlış bir yönlendirmenin sağlanmamasını umut ediyoruz.