Rüveyda Sadak

Kolay, sadeleşince doğal ve rahattır

Rüveyda Sadak

Modern hayatın motive ettiği, alıştırmış olduğu ve böylece alışkanlığa dönüştürdüğü bir durum söz konusu… İnsanları organikten uzaklaştıran modern dünya, “İşleyen demir, pas tutmaz.” gerçeğini göz ardı ediyor olmalı. Kitap, gazete ya da kişiye bilgi kazandıran herhangi bir gerçek nesneyi okumak, çoğu zaman gereksiz bir süre olarak nitelendiriliyor. Günlük rutinde seyredilen filmler ve bilgiye dair özellik sarf etmeyen programlar bir tür alışkanlık şeklinde görülürken, kapsamı fayda içeren bir belgesel izlemenin meydana getirdiği doğa, tabiatın gerçekliği ve doğallığı belki de çoğu zaman gereksiz görülebiliyor. Modern çağın tüketime yönelik kavramlarından satın alabilme gerçeği, robotlarla yapay olan modern bir dünya oluşturuyor. Çoğu reklamda belirtilen alışılagelmiş kelimelerden oluşan kolaylık, rahatlık ve tabir yerindeyse bir harikalar diyarı… Gerek olmadığı halde tüketim sektöründe sırf kolay ve rahat kelimesinin özeti sebebiyle bir peçetenin bile kolay, rahat kavramlarıyla olan sözde çaba ve umdurduğu rahatlık, meyveyi sebzeyi ya da ekmeği nasıl alırdınız sorusuna, taze mi değil mi mutlaka bilineceğini ifade eder. Öyle ki bozulmuş bir et ve süt ürünü tercihiniz olamazdı. Nitekim test ederek, taze ya da bozulmuş olduğu anlaşılırdı. Yapay zekânın konumlandırdığı kolaylık, insanların iletişim alanını çoklu diyaloglardan arındırıyor. Bir sınavdan sonra elde edilen başarının, puan ile sonuçlandığı tebessüm kavramının paylaşımını sağladığı mutluluk hali, gerçekliği yapay olanın değil aksine doğal olanın oluşturduğu bir kavram olmalı. Geçenlerde… 2026 kapsamında fayda sağlayacağını düşündüğümüz bir kavrama rastlamıştık, Friction-maxxing. Gerçeklik ve aslında doğalın tercihinden söz eden çerçevede; sanal, yapay, gerçek olmayan sosyali değil, çabanın oluşturduğu bir yaşamı tercih etmenin açıklandığı bir kavramdı. Örneğin, sınava hazırlanan bir öğrencinin motive olabilmesi ve başarılı ve verimli bir çalışma programını oluşturabilmesi için gerekli koşulların başında gelen televizyon, telefon ekranı ve gürültü, çalışmayı olumsuz etkileyen birtakım çevresel faktörlerdendir. Başarının sağlanabilmesi için doğal bir ders çalışabilme ortamının sağlanması gerekir. Ders çalışabilmek için uygun olan bir kitap bir kalem ve tabiî ki uygun ortam iken, sosyal medya detaylı dikkat dağıtan tasarruf, derse yönlendirici motivasyonu zorlaştıracaktır. Tüketim sektörünün artan stratejik buluşlarından sosyal medya ve ekran alışkanlığı yerine doğal olan bir defter, kitap ve kalem ile sağladığı imkânın sağlayacağı başarıdan bahsetmek, ders çalışan öğrenci sosyolojisi konusunda oldukça fayda sağlayacaktır. Kolaylığın moderne dönüşümüyle emek olmadan ekmeğin olamayacağı kavramını hayata geçiren yapay endüstri, kullan-at alışkanlığıyla topluma dahil oluyor. Oysaki yaşam, hayal olmayan bir gerçektir. Doğal bir örnek ile devam edelim… Bir fırın ve beklerken teneffüs edilen ekmek kokusu, pişirilince ikram edilen sıcak ekmeğin teknolojik imkânından neden bahsedilsin ki… Doğanın, doğalını yaşamak ve beklerken organik bir farkındalık oluşumunu seyretmek, doğanın organik gerekliliğidir. Çaba, verim, deneyim ve nihayetinde oluşan gerçek bir tecrübe, organik ve doğal başarının kendisidir. Söz konusu friction-maxxing, sosyolojinin gerçekleştiği toplum yaşamında, tüketimin kolaylıkla elde edilmesi değil, emek sonucu sağlanan pratik olarak nitelendirilir. Organik ve daha gerçekçi ve en azından bir çayın, kahvenin endüstriyel kapsamlı şeklini aldığı poşet kavramından ziyade demlenen çay ile oluşan doğal bir organizmadan bahsediyor. Bir farkındalık gereği çayın demlik ile kahvenin ise cezve ile doğal tercih oluşturabilmesi için teknolojiyle dönüştürülen değil, kültürümüzü yansıtan bir demlik ve bir cezve ile dönüştürdüğü bir sosyoloji.

Yazarın Diğer Yazıları