Hangi ağaç getirir, yaz'ı…
Rüveyda Sadak
Sadece ve öylesine kavramlarıyla nitelenen ev bahçesi, kapı önü ya da bahçe alanına dahil olan ve yaşanılan mekân… Doğa çerçevesinde evin bahçe gerçekliğinin farkında mıyız? Kimi meyve ağaçları ile desen oluştururken kimi ise sağladığı mütevazı tasvir ile akasya, çam, sarmaşık, iğde, gül, leylak, hanımeli ve doğada artan türleriyle envai miktarda kalıcı bitki görselini manzaraya aktarıyor. İlkbahar sonrası yaz mevsiminin çiçekler ve ağaçlarla belirgin bir farkındalık oluşturan zaman diliminden bahsedelim. Doğal şekliyle bahçe duvarlarından yere doğru adeta bir perdeyi andıran sarmaşık ve doğadaki yeşilin canlı tonunu tanımlayan çam ve kokusu ile bulunduğu alanın daha çok ayrıntı biçiminde doğal kokusu ile meydana getirdiği teneffüs, organik haliyle sadece bir hanımeli, leylak, iğde değil; ismi nadiren bilinen kadife çiçeği gibi bir geleneksel olup, rol bilincine davet ediyor, geçmişe yolculuk girizgâhıyla. Doğaya bakıldığında, karşı manzara seyredilir ve çoğu zaman da ağaç işte, söylemiyle belki de geçiştirilir. Fakat asıl önem, farkında olmaktır. Bir çınar ağacı, yılların eskitemediği dut ağacı, gölgesinde çayın keyfe dönüştüğü vişne, kayısı ağacı ve benzer örneklerle tasavvur edilen ve bahçelerin sabit renklerinden papatya... Doğa; kendiliğinden ve olduğu gibi kavramları ile özdeştir. Mevlana’nın, “Ya olduğun gibi görün ya da göründüğün gibi ol” misali. Doğalın doğallığı kavramı böylece tamamen doğal bir biçimde tanımlar, kendisini. Doğallıktan hep bahsediyoruz, yapay olmayan bir doğallıktan. Doğallık, bir efsane değildir. Öyle ki bir yol kenarında denk gelen bazı çiçekler vardır. Hatmi çiçeğinin renkleriyle pembe, eflatun, beyaz, sarı, mor. Renkleriyle bir koleksiyon oluşturduğuna seyirci olmayan yoktur herhalde. Bilimsel ve gelenekseli, organik doğa kapsamında betimleyerek topoğrafya desenleriyle yazıya aktaran, Eğitimci-Yazar Sosyolog Hocamızın dipnot niteliğindeki toprak bilimi çalışmasında da ifade ettiği detay; toprağın bereketini ve çeşitlilik arz eden aroma itibariyle yetiştirilen ürünleri coğrafi konumları ile değerlendirerek, isimleri farklı olmasına rağmen, ürünlerin doğasının daima aynı olduğunu teyit ediyor. Bir köyde, tarlada, bahçede doğal yapısı ile ortaya çıkan karahindiba çiçeği ve çoğu yerde çam kozalağı olarak ifade edilen sanatın sosyolojik resmi de bir bakıma aynı cümlenin öğeleridir. Ağaç, telaffuz ettiği anlam yönünden doğada dekoratif bir sergidir. Böğürtlenin, yaz aylarında bahçelerde teşkil ettiği değer, pek tesadüf değildir. Böğürtlenin dikenli yapısına rağmen toplayarak tüketmek ise apayrı bir geleneksel inceliktir. Doğanın doğallığını tarif etmek için bir ağacı seyretmek bile başlı başına yeterli bir sebep değeridir. Anlamı itibariyle orada yapay bir tanım yoktur. Doğanın ithaf ettiği doğadan gelen gerçekliği vardır. Yeşil alan ve çim ve fazla miktarda çiçek, resim yapmak için ayrıca oluşturulan bir tür ezber hobi değildir. Ağaçlar arasında etrafı seyreden bir kuşun seslendiği sesin, müzik ifadesine dahil olmak ve çiçek manzarası içinde yer alan kelebeğin seyre değer bir doğallık oluşturduğunun sağladığı farkındalık ile her biri bir doğa diyerek… Yazın, yaz olduğunu çağrıştıran ağustos böceği seslerinin bir düzen içinde sürekli devam ettiğini ve mevsimin sıcak yaz itibariyle bahçe mekânı başta olmak üzere, ağaçların sayıca fazla olduğu yerlerde, yaz seslerine rastlamak mümkün.