Rüveyda Sadak

Doğal, değerlidir

Rüveyda Sadak

Bahar, yağmurdur ve yağmur ile gerçek bir berekettir. Kuş seslerinin nüfuzunda açan çiçeklere konan huzurdur, ilkbahar. Tüm doğallığı içinde, doğal haliyle kısa süreli bir yürüyüş düşünün. Buradaki konu sadece doğallıktır, doğalın resmettiği ifadedir, modern dönemin alışkanlıklarından internet ya da sosyal medya değildir. Bir ağacı, çiçeği hatta bir kediyi seyretmektir. Böylece doğanın, doğallığında yol boyu ve alabildiğine doğa ve ağaçlar, kuşlar, bahçelerde, sokaklarda her şeyin tamamen doğal olanı anlatan doğallık, modern bir yapaylığı değil gerçek doğallığı tercih etmek, değiştikçe doğala dönüştüren ve dönüştükçe de doğallığın gerçekliğini özümsemektir. Güneş ışığını seyretmek, yürüyüş yapmak, geleneksel rutinlerden hal-hatır sormak ve muhabbet etmek, sosyal kavramına motive olmak için gereken değerlerdir. Her zaman doğallığın, doğadan gelen bir kapsam olduğunun farkındalığı ile merhaba diyebilmek ve nasılsın sorusuna toplumsal bir değer olarak bakabilmek, geleneksel toplum yapısına zarif bir örnek oluşturuyor. Sobalı evler bilir ki hatırlattığı, soba üstünde kaynayan bir demlikten gelen çayın fokurdama sesi ve mandalina kabuklarıyla sobanın üstüne yerleştirilen doğal meyvenin kokusu gerçek bir değer idi. Değer, iletişimi sağlayan kelimelerden merhaba diyerek seslenmektir, nasılsın sorusunu sorabilmek ve iyi temennilerde bulunabilmektir. Doğanın ortam olarak doğallığı, insanın doğallığı… Yürürken denk gelinen bir tanıdık ile ayaküstü ve geleneksel alışkanlıklardan olan muhabbetin desteklediği motivasyonun, modern ya da gelişmişlik kavramlarıyla ilgili değil de tamamen doğal ve kendiliğinden, toplumsal bir alışkanlık olduğunun farkındalığı toplumsal bir değerdir. Yerel, geleneksel ayrıca kültürel değer dahilinde yer alan nasılsın sorusu, cevabıyla iyiyim şeklini nesilden nesile daima ifade etmektir. Yerelin doğallığı ve özgünlüğü, gelenekselliği, teşekkürün tanımladığı minnettarlığı bir tebessüm ve samimiyet ile dile getiriyor. Yemek için yetiştirilen ürün bir besin ya da çay, kahve vesaire her şey doğadandı öyle değil mi. Doğanın doğallığından bahsediyor, ekosistem içindeki gerçek olan doğa. Söz konusu ekilen bir tarladan bahsedelim, bu bir buğday tarlası olsun. Mevcut alanda yetiştirilen buğday, un ve çeşitli tasarruflar ile sofraya gelen aşamaların toplum için fayda içeriği sağlanır. Çocukken yapılan bir toprak oyunu, deneyimi vardır. Topraktan alınan bir miktar ve az su ile bir çamur hazırlanıp gayet mütevazı minyatür benzeri küçük eşyalar yapılır. Sonra yere düşen yapraklarla süsleme metodu sonucunda oldukça özgün bir mimari sanatı oluşturularak pratik bir beceriye dönüşen bu geleneksel çocuk yaş grubu sanat, doğal oyuncakların her zaman ilki olarak bilinir. Ayrıca yetenek, kabiliyeti sanata dönüştüren günlük ev ortamı çerçevesinde alternatif oyunlardan klasik olarak bilinen isim-şehir diyip geçmemek gerek. Çocuk yaş için en ideal oyunlardan biri olan isim-şehir, kelime dağarcığını geliştiren etkili ve önemli bir oyundur. Öğrenilen anlam bilgisi, belirgin şekilde doğallık atfederken; isim, şehir, bitki vesaire sütunlara yazılan anlam, telkin ettiği ifade ile özdeşim sağlar. Hep doğallıktan, değerden, gelenekten bahsediyoruz. Toplumsal değerlerimizin farkında olmak için değeri, değerli bilmek için önemli bir faktördür. Bir çocuğun eğitsel yönden fayda içerikli, verimli bir dönem geçirebilmesi için gereken ölçüt, doğal olmasıdır. Modern dünyanın makineleşme ile beraberinde getirdiği teknolojik değişim, çocuk kavramını internetli telefona küçük yaş çocukluk dönemlerinde maruz bırakarak, geleneksel örf, kültürel kapsam ve etik sorumluluğu gelişmeye bağlı, yapay bir makine olan telefona ve aslında internet, sosyal medya ortamlarına duyulan sempati, toplumsal değer kavramından uzaklaşarak bir tür yabancılaşma ve bireysel kavramı ifade etmeye çalışıyor. Modern, kendisi dolayısıyla geleneksel değerini eski ile şimdi arasındaki farklılığı açıklıyor. Çocukluk, en içten ve samimi mahalle oyunlarında gerçekleştirilen doğal isimlerden saklambaç, çizgiler, topaç adlandırmalarıyla ithaf ettiği çocuk ve anlam terimlerini kendi içinde tanımlayan, doğal bir samimiyettir. Matematiğin rakam değerlerini yere çizilen çizgiler oyunu ile fark eden ve dairenin içindeki sınır kavramını, misket oyunu ile tasvir ederdi. Kız çocuklarında ellerle bir bakıma alkış şeklinde oynanan oyunlar, erkek çocuklarda topaç ve misket olarak tanımlanırdı. Yüzlerdeki gülümseme, mutluluğun yer aldığı mahalle oyunları, ekmeklere sürülen salçalı ekmeklerle taçlanırdı. Bu bir lüks değildi çünkü her çocuk aynıydı yani her yüzde bir tebessüm konuşurdu. Bunlar bir matematik değildi aksine gerçeğin zaten kendisiydi. Oyun konusunda bir parantez ile temayı yoğunlaştıralım. Oynarken aynı zamanda eğiten, öğretici oyunları tercih etmek gerekir. Mantık ve problem çözme yetisini geliştiren birçok oyunun mevcut olduğunu örnekleyen puzzle ve satranç, eğitici yönüyle değer atfeden oyunlardır. Modern kapsamlı makineleşme sürecinin yapaylığı, fayda sosyolojisini teyit eden internet detaylı sosyal kavramına tezat bir tutum ile faydayı sessiz kılıyor. Oysaki doğalın, her şeyin doğal ile olan imkânını dönem itibariyle nostalji kavramı açıklıyor, yapay değil doğal kavramıyla. 

Yazarın Diğer Yazıları