Rüveyda Sadak

Bulmaca diyerek…

Rüveyda Sadak

Aslında bir nostalji değil, günlük gazete ve 90’ların takvim arkası fakat daha çok gazetelerin merak ve keyif ile çözdürdüğü, karelerin boş bırakılmasından ziyade tamamlamaya yönelik bir tür genel kültür ve bir antrenman olmuştur, ‘Bulmaca’ Çeşitliliği artan çengel, su doku gibi isimlerle anılsa da ilk ismi kare bulmaca olarak bilinir ve genelde tercih edileni çengel bulmaca olmuştur. Bulmacanın pratik bilgileri yorumlamaya dair sorulan sorulara verilen cevapları bir katkı değer olarak genel kültür seviyesinde kelimelerin ifade ettiği bir tür beyin jimnastiği olarak düşünülmüştür. Belli bir süre içinde sorulan sorulara verilen cevabın sağladığı genel bilgi düzeyindeki doğalın samimiyetine dayalı bilgin keyif, teknoloji kapsamındaki telefon, sosyal medya gibi alternatiflerin hiçbirinde yer almıyor. Günlük rutin alışkanlıklardan kelime bilgisini ölçen bulmaca kapsamında, en çok kullanılan kavramlardan lityumun simgesi, demirin simgesi, gelenek, bir nota ve bir bağlaç vesaire sorulardan zorluk derecesine göre tamamlanan bir bulmacanın olumlu bir değer oluşu, her günü merak ile çözdüren alışkanlığa dönüştürüyor. Öğrencilik yıllarında kitap, makale, ders, sınavlar derken hobi kavramına dahil olan bir gazete alıp okumak ve gazetenin günlük bulmacasını çözmek, iyi bir keyif olurdu. Böylece doğal bir yöntem ile hem okuyup hem de bulmaca sorularını çözerek bilgiye dair önemli bir birikimin gazete yönlü oluşunu anlatırdı, gazetenin her sayfasındaki okumanın minnettarlığı. Bir sosyolog bir yazar olarak kitap, gazete gibi okunabilir alan oluşturmaya çalışmanın son derece önem teşkil ettiğini düşünüyorum. Nitelik, okumak iledir ve bunu başka hiçbir platformda bir bakıma sosyal medyanın teknoloji ile bütünleştiği çok türlü internet mekânlarında düşünebilmek, neredeyse olanaksız ve olasılıksız bir tabir ifade ediyor. Kitap, iyidir ve okumak iyidir. Kitap, gazete ve okunan her bilgi, değerlidir çünkü değerli olan, bilginin kendisidir. Geçenlerde bir bulmacayı çözerken bir kelimeye denk gelmiştik, yağmurdan sonra tabiatta ortaya çıkan toprak kokusunun adıymış, petrikor. Psikolojideki rol bilinci kavramına denk olan koku farkındalığının karşılığı bu olabilirdi. Çocukluk ya da anısı hatırlanan herhangi bir dönemi anımsatan bu gibi türlü örnekler mevcuttur. Nitekim ilkbaharı hatırlatan kirazın gülümsettiği tebessüm, yazı selamlayarak kokusuyla gerçek bir ‘yaz’ olan karpuz ve kavunun tanıttığı mevsimin tabiî ki yaz olduğu, doğru ve kokusuyla geleneksel olan kurutulmuş biber kokusu ve kültürümüzü açıklayan tarhana, kış mevsiminin bilinenlerinden birer misal olmuştur.
 

Yazarın Diğer Yazıları