Bir güncel kültür sosyolojisi
Rüveyda Sadak
Toplumun değerleri vardır. Kültürel, etik ve sosyal değerler… Gelenekselleşen bir alışkanlık vardır, mesela hâl-hatır bir değerdir. İfade edilen ve çokça tercih edilen birtakım sözcükler anlam oluşturur böylece anlatılanı, toplum için anlaşılır hale getirir. Söz konusu bir deyimden bahsedelim, hâl-hatır… Toplumsal değerler, samimi diyalog sonucunda hâlin, hatrı kapsamıyla durum hakkında bilgi edinilmesini sağlar. Nasılsın sorusunun detayı, toplumsal bir değer olan muhabbet kaynaklıdır. Toplumda, değere dair atfedilen bazı deyim ve atasözleri mevcuttur. Kültürel bir alışkanlık olup geleneğe dönüşen çay-kahve ayrıntısı, toplumumuzda oldukça önemlidir. Çay, muhabbettir. Ayrıca kahve çerçevesinde de yansıtılan bir sosyoloji, tabiî ki mümkündür. Kahve denince, ‘Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı vardır.’ Atasözünde belirtilen minnet, fedakârlık ve iyi niyet şeklinde anlam bulur. İyilik kavramını abartılı olarak değil de mütevazı oranda düşünmeli. Nitekim iyilik; herhangi bir miktar zarfı değil… Demek ki ölçülebilmesi de mümkün değildir. Toplumda yaygın bir kullanım vardır, mesela. Karınca, kararınca deyimi olarak bilinir. Miktar olarak, azlık belirtir fakat yardım konusunda ifade ettiği tevazu, takdire şayan bir görüntü oluşturur. Dolayısıyla iyilik; nicelikten değil, nitelikten bahseder. Hadis-i Şerif’te buyrulduğu gibi ‘Tebessüm, sadakadır.’ Öyle ki tebessüm bile bir iyiliktir. Toplumda, muhabbetin nezaketin saygınlığını ifade eden kahve bir kültür sosyolojisi olarak gelenekselleşmiştir. Bunu 40 yıl gibi bir sayısal rakam ile düşündüren hatır, kahveye atfettiği ikram ile kültürel özdeşim sağlar. Kahve bahane, deyişiyle muhabbetin kahve ayrıntısı tasvir edilir. Kamyon, araba vesaire araçların toplum olarak rutinlerinden sayılan araç arkası sözleri vardır. Kimi düşündürücüdür, kimi ise güldürü niteliğindedir. Aslında her biri özgün bir sosyolojidir. Eğitimci-Sosyolog Hocamıza dair bir atıf ile devam edelim… “Toplum olarak hepimiz her ne kadar edebiyat okumasak da edebiyat mezunu olmasak da her birimiz birer edebiyatçı yazar ve şairiz. Bu edebiyatçı ruhumuzu da taşlara, duvarlara, ağaçlara veya böyle araç arkası camlara, bagaj kapılarına yazıp ifade ederiz. Örneğin, benim kimseye borcum yok kahveyi de sevmem zaten..! biz çirkin dedikleri her şeyi üzerimizde güzelleştirip alkışlattık, bu da el âleme kâfidir, baba.” Kahvenin önemine ithafen, tezat tutum ile tebessüm ettiren birey gerçekliğinin diğer bir örnekte, çalışan azmin, ulaşılan başarı için sağladığı övgü, alkışlarla karşılandığını anlatıyor. Toplumsal değerlerin deyim ve atasözleriyle sağladığı kazanım; güldüren, düşündüren ve sosyolojiyi, insan ile toplum ile ve dolayısıyla sosyoloji ile bütünleştiren bir ifadeyi meydana getiriyor, açıklıyor.