Mustafa Demirbağ

'Dr.Jekyll- Bay Hyde' İkiyüzlülüğü

Mustafa Demirbağ

Sağlam zemine oturtulmamış hiçbir siyasi veya askeri harekâtın başarılı olduğunu tarih yazmamıştır. Bunun için önce fikirler ve sağlam doktrinler geliştirilmelidir. Buna uygun beyin takımları oluşturulur. Ardından propaganda elemanları ile kitlelere nüfuz edilir, daha sonra ise eyleme geçilir. Anlayacağınız bu iş sağlam bir organizasyonu gerektirir ve bu oluşumlar da kısa sürede gerçekleşemez. Emek ve sabır ister.

Şimdiden söyleyeyim; belki biraz uzun bir yazı olabilir ama sonunda pişman olmayacağınıza eminim.

Bir fikrin kitlelere nüfuz edebilmesi için oluşturulan beyin takımlarının, günümüz dünyasında bu yayma işini kahve köşelerinde yapamayacağı aşikârdır. Kitlesel mitinglerin yapılabilmesi için ise tanınırlık ve bilinirlik esastır. Zira kimse tanımadığı birini ne izler, nede dinler. Eski usul birer ikişer ikna edilişlerin yaşandığı hücre evi oluşumları ise daha çok terörist faaliyetler için kullanılan bir yöntemdir. Bu uygulamaların da halkları kitleler halinde ikna edemeyeceği de muhakkaktır.

Peki, bu iş nasıl olmalı?

İşte macera tam olarak burada başlamaktadır. Günümüz dünyasında bunu başaran örnek oluşum, tahmin edeceğiniz üzere Siyonistlerdir. “Yahudi Devleti” başlıklı yazımda iki husustan bahsetmiştim; Yahudi derneği ve Yahudi şirketi oluşumları. İşte öncelikle tesis edilmesi gereken şey dernek kısmıdır.

Milattan önceki devirlerden itibaren insanlığın başına bela olan bu lanetli millet, hâkim güçler tarafından sürekli olarak sürgüne yollanmıştır. I. Süleyman Mabedi M.Ö. 586 yılında Babil Kralı Buhtunnasır (Nebukadnezar) tarafından yıkılmış ve Yahudiler Babil’e sürgün götürülmüştür. M.Ö. 516 yılında yeniden yapılan II. Mabet ise M.S. 70 yılında Romalılar tarafından yıkılmış ve yine sürgünler başlamıştır. Bu sürgünlerin tek sebebi Yahudilerin sürekli olarak çıkardıkları karışıklıklar, bölgede yaptıkları eziyet ve işkencelerdir.

19.yy’dan itibaren değişen dünya düzeni içerisinde bu lanetli toplumun strateji değiştirdiğini görüyoruz. İçinde bulundukları şartlarda, kaba kuvvetle başarılı olamayacağını anlayan Yahudi toplumu, varış noktasını değişmeden rotayı güncellemiştir. Öncelikli olarak akademik çevrelere ve sosyal alanlara yerleşmişlerdir. Akademik çevreler deyince yelpaze oldukça geniş olmasına rağmen, Yahudilerin çoğunlukla sosyoloji, psikoloji, felsefe ve toplum bilimleri gibi alanlarda yoğunlaştığını görüyoruz. Bunların çok az bir kısmı pozitif bilimlerle ilgilenmiştir. Çünkü buna gerek yoktur. Ya da “şimdilik gerek yoktur” görüşü hâkimdir. Yahudi sosyal bilimcilere birkaç örnek verelim: Karl Marx, Lenin, Freud, Erich Fromm, Martin Buber en ilginç örnekleri oluşturmaktadır. Şaşırdığınızın farkındayım. “Nasıl olur?” Dediğinizi de duyar gibiyim. Aslında şaşırmamız gereken şey bunlar değil. Kendi cahilliğimize ve körlüğümüze şaşırmalıyız. Bu öyle bir oyundur ki; mesela Lenin Rus Ortodoks Kilisesi tarafından vaftiz edilmiş bir Hristiyan’dır. Aynı zamanda, kaleme aldığı “Sosyalizm ve Din” kitabında da “sosyalizmin olduğu yerde dinden bahsedilemez” demektedir. Yani tam manası ile “bulunduğu kabın şeklini almıştır.”

Haydaaaaa! “Gel de bu işin içinden çık.” Diye düşünürken gazeteci Nedim Şener’in geçen günlerde kaleme aldığı yazısında bahsettiği “Müslüman Siyonistler” kavramı aklıma geldi. Demek ki oluyormuş. Yukarıda gördüğünüz üzere Hristiyan olanları da pekâlâ mevcut. Hatta ABD başkanı Trump bunun en güzel örneği. “Peki, Müslüman Siyonistler nerede?” Sorusu; belki de tarihin en ayan cevaplarını barındırmaktadır. Buna da sonraki yazımda değineceğim. Çünkü bu yazıyı daha çok uzatıp sabrınızı zorlamak istemiyorum.

Türkiye’de de çokça hayran kitlesi olan yukarıda birkaçını örnek verdiğim bu ve bunlar gibi daha nice Yahudi toplum bilimcinin amacı insan zihinlerine ve toplumsal kodlara nüfuz etmektir. Modernite ile ifade edecek olursak; gerçek bir “toplum mühendisliği” icrasını fevkalade bir şekilde ortaya koymuşlardır. Böylece, fikri zemin, tüm dünyada farklı şekillerde tezahür ettirilmiştir. Güzel süslü sözlerle, sahte gülümsemeler ve hoşgörülü profiller kullanılarak insan zihinleri kodlanmıştır. Sanat faaliyetleri ile entelektüel dünyaya ve eğlence sektörüne girilmiştir. Öyle ki birçok sanat yapımcısı Yahudi kökenlidir. Çünkü insanları bundan daha ucuz sömüremez, aynı anda hem parasını alıp hem de zihnine başka bir yolla bu kadar kolay giremezsiniz. Bize yüz yıl boyunca hep “Dr.Jakyll’ı” gösterdiler. Maalesef Gazze’de, İran’da hatta tüm İslam coğrafyasında yaşananlara rağmen hala bunların özündeki “Bay Hayde’ı” göremememiz tam manası ile bir gaflettir.

Hep ifade ediyorum ve buna bıkmadan devam edeceğim. Neden her yerde kendimize yabancı felsefecileri, psikologları, sosyologları referans alıyoruz. Anlatmak istedikleri çarpık bütüne bakmadan, süslü bir cümleyi cımbızla çekip boy boy reklamını yapıp, özünde Bay Hayde olanları sempatik Dr.Jakyllara kendi elimizle dönüştürüyoruz. Bunların öğretileri Müslüman toplumları kapsamaz-kapsayamaz bunu ne zaman anlayacağız. 1455 yıllık İslam tarihinde referans alacağımız hiç kimse gerçekten yok mu? Yahu hiç kimse yoksa Peygamber (s.a.v) de mi yok? Elbette her görüşten insanları okuyalım, okumalıyız da. Fakat önce kendimizi bilmeliyiz. Daha fikri olgunluğa erişmemiş körpe dimağlarımız, bizden önce bunları tanımamalı.

Çok özel bir hikâye ile yazımıza noktayı koyalım:

“Malkolm X, bilindiği üzere öncelikle Eliyah Muhammed adlı kişiden etkilenmiş ve İslamiyet’le ilk tanışması böyle oluştur. Ancak hac vazifesini eda ettikten sonra gerçek İslam’ı tam olarak özümsemiş, bu aydınlanma Eliyah Muhammed’in çarpık fikirlerini görmesine vesile olmuş ve ona karşı da mücadele etmiştir. İşte bu iki olay arasında yani hacca gitmeden evvel ziyaret ettiği Sudan’da Prof. Dr. Malik Bedri (İslam psikolojisinin babası olarak nitelendirilmektedir) ile tanışan Malkolm X, evinde bir hafta misafir olmuş, ondan oldukça etkilenmiştir. İslam’la gerçek manada tanışan Malkolm X daha sonra adını el-Hâc Malik eş-Şahbâz olarak değişmiştir.”

Başka bir şey söylememe gerek kalmadı sanırım…

Tüm İslam âlemine şuurlu bayramlar dilerim.

Yorumlar 3
Suzan 01 Nisan 2026 13:28

Sadece okumakla yetinilmez yazmak için biraz divan edebiyatı biraz halk edebiyatı çalışılabilir

Fatma 01 Nisan 2026 13:27

Biraz duygu hocam duygu….

ayşe 17 Mart 2026 23:09

Kuran'da bile İsrail oğulları lanetlenmiş teşekkürler kalemin kırılmasın

Yazarın Diğer Yazıları