Dünya siyasetinde bazen öyle çıkışlar olur ki ciddiye almakla gülüp geçmek arasında kalırsınız. Afrika’dan yükselen son ses de işte tam olarak böyle bir sınavdır. Uganda’nın önde gelen isimlerinden Muhoozi Kainerugaba, Türkiye’ye dönük sözleriyle diplomasiye değil, adeta kabile meydanına hitap ettiğini zannetmiş görünüyor.
Bir milyar dolar…
Bir de “Türkiye’nin en güzel kadını…”
Ve aksi halde ilişkileri kesmek…
Senle olan ilişki ne olacak be adam…
Bu söylem ne devlet ciddiyeti taşır ne de uluslararası hukukla bağdaşır. Bu, olsa olsa çağ dışı bir zihniyetin, sosyal medya kürsüsünde sahneye çıkma çabasıdır.
Fakat burada asıl mesele o sözlerin absürtlüğü değil.
Asıl mesele, bu sözlerin muhatabının kim olduğudur.
Karşısında Türkiye var mızrakçı başı!
Türkiye öyle bir ülkedir ki tarih sahnesine çıktığı günden bu yana tehditlerle değil, meydan okumalarla büyümüştür.
Mızrakla korkutulacağını sananlar, bu milletin kılıçla yazdığı tarihi ya hiç okumamış ya da anlamamıştır. Ha bu arada kılıç ile yaptığımız savaşlara bir göz atar mısınız mızrakçıbaşı!
Bir başka çarpıcı nokta ise Türk kadınına yönelik hadsiz ifadedir.
Türk kadını; tarihte devlet kuran, cephede mermi taşıyan, gerektiğinde vatan uğruna can veren bir iradenin adıdır.
Onu bir “talep” gibi dile getirmek, sadece diplomatik bir skandal değil, aynı zamanda büyük bir cehaletin ilanıdır.
Türkiye'de kadın, bir milletin şerefi ile eşdeğerdir. Ve o şeref, hiçbir masada, hiçbir pazarlıkta yer almaz.
Hülasa, Bu millet; Surları yıkmayı bilir, Donanmaları yakmayı bilir, Yoklukta var olmayı bilir.
Ama en önemlisi şunu bilir:
Onurunu pazarlık konusu yapmamayı velhasılıkelam…