İbrahim Kayaoğlu

Rozet değişiyor, peki ya siyaset o da değişiyor mu?

İbrahim Kayaoğlu

Türk siyasetinde yine hareketli günler yaşanıyor. Bir yandan yeni partiler kuruluyor, diğer yandan milletvekilleri Belediye başkanlari meclis uyeleri bir partiden diğerine geçiyor. Dün birbirine en ağır sözleri söyleyenler, bugün aynı karede gülümsüyor. Seçildiği partinin rozetiyle milletin karşısına çıkanlar, bir zaman sonra  başka bir partiye geciyor ve o rozeti o kadar rahat yakalarına takıyor.

Peki değişen gerçekten fikirler mi, yoksa sadece rozetler mi?

Çok partili hayata geçtiğimiz 1946'dan bu yana sayısız siyasi parti kuruldu. Kimileri milletin umudu oldu, kimileri seçimlere bile giremeden tarihin tozlu raflarında yerini aldı. Kimi liderler gerçekten yeni bir siyasi anlayış ortaya koydu, kimileri ise eski hesapların yeni tabelalarından öteye geçemedi.

Bugün yaşanan tablo ise sadece yeni parti kurulmasıyla sınırlı değil. Asıl dikkat çeken, seçmenin emanetini taşıyan milletvekillerinin ve belediye başkanlarının peş peşe saf değiştirmesidir.
İnsan ister istemez soruyor:

Bu geçişler gerçekten bir dava değişikliğinin sonucu mu?

Yoksa iktidarın imkânlarından daha fazla yararlanabilmenin hesabı mı yapılıyor?

Belediyelere daha kolay kaynak bulabilmek için mi bu tercihler yapılıyor?

Yoksa bazıları, "Gerçek lideri şimdi bulduk." diyerek geçmişte söylediklerini unutmayı mı tercih ediyor?

Daha da önemlisi, toplumda dillendirilen başka bir soru var:

Acaba bazı isimler, üzerlerindeki hukuki veya siyasi baskılardan kurtulmanın yolunu iktidara yakınlaşmakta mı görüyor?

Bu konuda delil olmadan kimseyi suçlamak doğru değildir. Adalet, dedikoduyla değil hukukla işler. Ancak siyasetin, vatandaşın zihninde böyle sorular oluşturması bile başlı başına bir güven problemidir.
En büyük zararı ise demokrasi görüyor.
Çünkü vatandaş, oyunu bir kişiye değil; bir fikre, bir programa ve bir partiye veriyor. Seçildikten sonra bu iradenin kolayca değiştirilebilmesi, seçmenin kendisini aldatılmış hissetmesine yol açıyor.
Diğer taraftan şu gerçeği de görmezden gelemeyiz: Ülkemizde birçok belediye başkanı, iktidar partisinden olmadığında hizmet üretmekte zorlandığını ifade ediyor. Eğer bir belediye başkanı, vatandaşına hizmet edebilmek için parti değiştirmek zorunda hissediyorsa, burada sorgulanması gereken yalnızca o başkan değil, siyasal sistemin işleyişidir.
Demokrasi, sadece sandığa gitmek değildir. Demokrasi, sandıktan çıkan iradeye sonuna kadar saygı göstermektir.

Siyaset; rüzgârın estiği yöne göre yer değiştirmek değil, fırtına çıktığında da ilkelerini koruyabilmektir. Gerçek liderlik, güçlü olana yaklaşmak değil; doğru bildiğinin arkasında durabilmektir.

Bugün yeni partiler kurulacaktır, yarın yeni ittifaklar oluşacaktır. Siyasetin doğasında bunlar vardır. Ancak unutulmamalıdır ki milletin hafızası, sanıldığından çok daha güçlüdür.
Seçmen her şeyi görür.
Kimin inancı için yürüdüğünü de görür, kimin imkân için yön değiştirdiğini de...
Ve günü geldiğinde son sözü yine sandık söyler.

Yazarın Diğer Yazıları