İbrahim Kayaoğlu

Kent Konseyi'nde Yarış Bittiğinde Elazığ Kazanmalı

İbrahim Kayaoğlu

Elazığ Kent Konseyi bugün önemli bir seçime sahne oluyor.
İki başkan adayı yarışıyor. 28 kişi yürütme kurulu üyeliği için aday. Sandıktan bir başkan ve 12 kişilik yürütme kurulu çıkacak.
Heyecan yüksek, ilgi yoğun.
Ama bu seçimi sadece “kim kazanacak?” sorusuna indirgemek, bence asıl meseleyi ıskalamaktır.
Çünkü kent konseyi bir makam mücadelesi değil, şehir adına sorumluluk alma yarışıdır.
Önce hakkı teslim edelim.
Bu seçime aylar öncesinden ciddi bir hazırlık yapıldığı açıkça görülüyor. Karar defterlerindeki işlemlerden yaka kartlarına, listelerden salon düzenine, ikramlardan diğer organizasyon ayrıntılarına kadar ciddi bir emek ortaya konulmuş.
Geçmiş seçimlerle kıyaslandığında hem ilginin hem katılımın hem de organizasyon disiplininin daha iyi olduğu kanaatindeyim.
Bu nedenle başta Nafiz Koca olmak üzere emeği geçen ekibi alkışlamak gerekir.
Çünkü bir seçim sadece sandık kurmak değildir. Seçimin sağlıklı, düzenli ve herkesin kendisini değerli hissettiği bir ortamda yapılabilmesi de başlı başına bir iştir.
Divan heyetinin de hakkını teslim edelim.
İrfan Demirtaş ve Musa Timur Gök, divan görevini adalet, düzen ve gerektiğinde otoriteyi koruyarak yürüttüler. Böyle seçimlerde divanın tarafsızlığı ve salona hâkimiyeti son derece önemlidir.
Fakat bana göre günün en güzel tarafı başka bir yerdeydi.
Delegelerin hasbihalinde…
Farklı adayların yanında duran insanların aynı salonda birbirleriyle sohbet edebilmesinde…
Selamlaşmasında…
Birbirine gönül koymadan yarışabilmesinde…
İşte kent konseyinin ruhuna yakışan görüntü tam da budur.
Çünkü Seçim sadece sandık değildir.
Seçim, sandık kurulmadan önce de sonra da birbirinin yüzüne bakabilme kültürüdür.
Bugün bir aday kazanacak, bir aday kazanamayacak.
Birileri yürütme kuruluna girecek, birileri giremeyecek.
Fakat hiç kimse kaybetmiş olmayacak.
Çünkü bu bir bayrak yarışıdır.
Bayrağı bugün bir arkadaşımız taşır, yarın başka bir arkadaşımız.
Mesele bayrağın kimin elinde olduğu değil, Elazığ adına ne kadar ileri götürüldüğüdür.
Tam da burada seçilecek başkan ve yürütme kuruluna büyük bir sorumluluk düşüyor.
Kent Konseyi'ni yalnızca toplantılar yapan, protokol ziyaretleri gerçekleştiren, etkinlik düzenleyen bir yapı olarak görmemek gerekir.
Elazığ'ın gerçek meseleleri masaya yatırılmalı.
Şehrin trafik ve otopark problemi konuşulmalı.
Deprem sonrası şehir merkezinin geleceği tartışılmalı.
Eğitim, gençlik, istihdam, tarım, hayvancılık, esnaf, çevre, kültür, turizm ve şehir ekonomisi konusunda ortak akıl üretilmeli.
Üniversite ile şehir arasındaki bağ güçlendirilmeli.
Gençlerin bu şehrin geleceğinde söz sahibi olması sağlanmalı.
Ve en önemlisi, Elazığ'ın bütün kesimleri aynı masada konuşabilmeli.
Kent Konseyi'nin görevi ne belediyenin yanında koşulsuz durmaktır ne de belediyeye karşı muhalefet etmek.
Görevi Elazığ'ın yanında durmaktır.
Doğru yapılanı desteklemek, yanlış gördüğünü medeni bir dille söylemek, çözüm önerisi ortaya koymak…
İşte kent konseyinin gerçek ağırlığı burada ortaya çıkar.
Seçimden sonra artık listeler geride bırakılmalı.
Adaylıklar geride bırakılmalı.
Oy hesapları geride bırakılmalı.
Elazığ'ın meseleleri öne alınmalıdır.
Seçilen başkanın karşısında artık sadece kendisine oy verenler değil, bütün Elazığ vardır.
Yürütme kurulunda görev alanların da kendilerini bir grubun veya listenin temsilcisi olarak değil, Elazığ'ın temsilcisi olarak görmeleri gerekir.
Çünkü bu şehir hepimizin.
Burada yaşayanın da, burada üretenin de, burada çocuk büyütenin de, geleceğini burada kurmak isteyen gencin de ortak bir hakkı var:
Daha güzel bir Elazığ.
O halde seçim bittiğinde birbirimize şunu söyleyebilmeliyiz:
“Sen kazandın, ben kaybettim” değil…
“Elazığ kazandı.”
İşte o zaman bu seçim anlam kazanır.
Bugün salonda gördüğümüz dostluğun, nezaketin ve hasbihalin seçim sonrasında da devam etmesini diliyorum.
Kim başkan seçilirse seçilsin, kazanan başkanımızdır.
Kim yürütme kuruluna seçilirse seçilsin, Elazığ adına çalışacak arkadaşımızdır.
Seçilemeyenler de bu şehrin kaybedeni değildir.
Onların fikirlerine, tecrübelerine ve katkılarına da ihtiyaç vardır.
Çünkü şehirler sadece seçilenlerle değil, katkı sunanlarla büyür.
Dilerim bugün sergilenen bu güzel demokrasi görüntüsü, seçim sonuçlarından sonra da aynı olgunlukla devam eder.
Dilerim yeni yönetim, makamın değil sorumluluğun ağırlığını taşır.
Dilerim kent konseyi, Elazığ'ın sorunlarını konuşmaktan çekinmeyen, çözüm üretmekten yorulmayan ve şehrin bütün kesimlerini kucaklayan güçlü bir ortak akıl platformuna dönüşür.
Ve bizler de sonucu değerlendirirken kişilere değil, ortaya çıkacak hizmete bakalım.
Çünkü bizim meselemiz bir koltuk değil.
Bizim meselemiz Elazığ'dır.
Sevdamız şehrimizdir.
Düsturumuz memleket sevdasıdır.
Bugün sandıktan kim çıkarsa çıksın, gönlümüzden ve dilimizden çıkması gereken tek cümle şudur:
“Haydi şimdi birlikte Elazığ için çalışalım.”
Çünkü bu yarışın sonunda kazanan bir başkan değil,
Elazığ olmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları