İbrahim Kayaoğlu

Hayırda Yarışan Bir Aile: DUMANDAĞ Ailesi

İbrahim Kayaoğlu

Bazı insanlar vardır; yaptıkları iyilikleri anlatmaz, iyilik onların hayatının bir parçası olur. Nerede bir ihtiyaç varsa orada görünürler. Nerede bir hayır kapısı açılmışsa o kapıdan içeri girerler.
Çünkü Hz.Ebubekir in inandığı gibi malı Allah icin kullanılacak bir emanet gibi görmek.Buda her kula nasip olmaz.
iste Dumandağ Ailesi yaptıklarıyla böyle bir aile...

Elazığ’da ticaret ve iş dünyasının önemli isimlerinden, Elazığ Ticaret Borsası Başkanı ve iş insanı Mehmet Ali Dumandağ, kardeşi Nusret Dumandağ ve aile şirketi; kazancın sadece ticarette değil, hayırda da bereketlendiğine inanan bir anlayışın güzel örneklerinden...

Bir camiye ihtiyaç duyuluyorsa oradalar…

Bir Kur’an kursuna ihtiyaç varsa oradalar…

Çocukların dini ve ahlaki eğitim alacağı bir mekâna ihtiyaç duyuluyorsa yine oradalar...

Bir Çeşme 'ye ihtiyaç varsa oradalar...

Mazlumlara el uzatilacaksa hic düşünmeden oradalar...

Üstelik mesele sadece bir bina yapmak değil. Asıl kıymetli olan, yapılan eserlerin insan hayatına dokunmasıdır.
Fethi Sekin Şehir Hastanesi yerleşkesinde yapılan cami ve 4-6 yaş Kur'an kursu'da bunun güzel örneklerinden biri. Hastaneye gelen insanların ibadet ihtiyacını karşılayan bir cami, aynı zamanda küçük yavruların eğitimine katkı sağlayacak bir mekân…
Bir tarafta hastaların ve yakınlarının duası, diğer tarafta çocukların Kur’an ve güzel ahlakla yetişmesi…
Bundan daha güzel bir hayır zinciri olabilir mi?
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Ebubekir’in örnek şahsiyetinde gördüğümüz bir anlayış vardır: Allah yolunda verdikçe insanın malının eksilmeyeceğine, aksine bereketleneceğine inanmak…
Hz. Ebubekir, sahip olduklarını Allah yolunda vermekten çekinmedi. Çünkü o, malın gerçek sahibinin Allah olduğunu biliyordu.
Bugün bazı insanlar servetlerini büyütmenin hesabını yaparken, bazıları da servetinin duaya dönüşmesinin hesabını yapıyor.
Dumandağ ailesinin yaptığı hayırlar bana biraz da bunu hatırlatıyor.
Çünkü hayır sadece para vermek değildir.

Bir cami yapmak, insanların secdesine ortak olmaktır.

Bir Kur’an kursu yapmak, yetişecek nesillerin duasına ortak olmaktır.

Bir çocuğun eğitimine vesile olmak, onun hayatındaki güzelliklerden kendine bir pay ayırmaktır.

Afika'da bir  çeşme yapmak.İnsanlari suyla buluşturmak.Bayrağını
binlerce kilometre uzakta nakşetmek tarifide sevabı da harika  şeyler...

Ve belki de en önemlisi; yapılan hayrın yıllar sonra bile devam etmesidir.

Bugün bir caminin kapısından giren her insan, orada kılınan her namaz, edilen her dua; yapılan o hayrın defterine yazılacak bir iyiliğe dönüşebilir.
İşte sadaka-i cariye dediğimiz anlayış tam da budur.
Mehmet Ali Dumandağ ve Nusret Dumandağ kardeşleri bu noktada ayrıca tebrik etmek gerekir. Çünkü hayır yapmak kadar, hayrı doğru yere ulaştırmak da önemlidir.
İhtiyaç neredeyse oraya yönelmek…
Gösterişten uzak durmak…
Eğitime, ibadete ve insan yetiştirmeye yatırım yapmak…
Bunlar alkıştan çok takdiri, reklamdan çok duayı hak eden işlerdir.
Dumandağ ailesine düşen belki de en güzel miras, sadece şirketler ve ticari başarılar değil; insanların duasıyla büyüyen hayır eserleri olacaktır.
Çünkü servet bir gün el değiştirir.
Makâm bir gün sona erer.
Dünyadaki bütün hesaplar kapanır.
Ama bir camide kılınan namaz, bir Kur’an kursunda öğrenilen bir ayet, güzel ahlakla yetişen bir çocuğun duası  çeşmesinde alınan bir abdest içilen bir damla su insanın ardından yürümeye devam eder.

Rabbim, Mehmet Ali Dumandağ ve Nusret Dumandağ başta olmak üzere bütün Dumandağ ailesinin yaptığı hayırları kabul eylesin.
Kazançlarına bereket, ömürlerine sağlık, işlerine kolaylık versin.
Ve verdikçe eksilmeyen, aksine bereketlenen o güzel anlayışı daha nice ailelere örnek kılsın.
Çünkü bazı insanlar servet biriktirir; bazıları ise servetini hayra dönüştürerek kendisinden sonra yaşayacak eserler bırakır.
Dumandağ ailesinin yaptığı da tam olarak budur:
Kazandığını taşımak değil, kazandığını hayra dönüştürmek…

Yazarın Diğer Yazıları