İbrahim Kayaoğlu

Emaneti Ehline Verin, Ahbaba Değil!

İbrahim Kayaoğlu

Bir deprem yalnızca binaları yıkmaz.

Asıl büyük deprem, insanların vicdanında meydana gelir.

Deprem olur, sel olur, yangın olur... Milletimiz her felakette aynı asil duruşu sergiler. Bir lokmasını paylaşır, bir maaşını bağışlar, çocuğunun kumbarasını açar. Çünkü bu toprakların mayasında merhamet vardır. İnsanımız, tanımadığı birinin acısını kendi acısı bilir.

Malatya depremlerinde bunu hep birlikte gördük. Fırınlar, satacakları ekmekleri depremzedeler için ayırdı. "Biz bir şekilde idare ederiz, yeter ki oradaki kardeşlerimiz aç kalmasın." diyerek yüzlerce ekmek toplandı ve resmi koordinasyonla ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldı. İşte gerçek dayanışma budur.

Ancak ne yazık ki her felaketin başında bir de felaket tüccarları belirir.

Onlar enkaza değil, kasalarına bakarlar. Gözyaşını reklama, yardımı kazanca, mazlumu ise basamak olarak görürler. Birkaç göstermelik yardım faaliyetiyle insanların güvenini kazanır, sonra o güveni hoyratça tüketirler.

Belki cepleri dolar; ama boşalttıkları şey kasalar değil, vicdanlardır.

Çünkü çalınan sadece para değildir.

Çalınan; yetimin hakkıdır, depremzedenin umududur, hayır sahibinin samimiyetidir.

Daha da önemlisi, toplumun güven duygusudur.

İşte bunun telafisi yoktur.

Bugün yapılan bir istismar, yarın yapılacak binlerce yardımı engelleyebilir. İnsanlar, "Acaba verdiğim bağış gerçekten ihtiyaç sahibine ulaşıyor mu?" diye düşünmeye başladığı gün, kaybeden sadece bağış yapan olmaz; enkaz altında yardım bekleyen insanlar da kaybeder.

Eskiden sadaka taşları vardı. Veren, Allah için bırakırdı; alan ise ihtiyacı kadarını alırdı. Çünkü emanet kutsaldı.

Bugün ise bazıları emaneti ganimet zannediyor.

Bağışları kendi hesabı gibi gören, yardım paralarını amacı dışında kullanan, insanlığın en temiz duygularını istismar eden herkes, sadece hukuka değil, ahlaka ve vicdana da ihanet etmektedir.

Kur'an'ın emri nettir:

"Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi emreder."

Bu ayet sadece kamu görevleri için değil, milletin emanet ettiği her kuruş için de geçerlidir.

Emanet; dosta, akrabaya, ahbaba göre değil; ehline verilir.

Yardım kuruluşlarının en büyük sermayesi topladıkları para değil, toplumun onlara duyduğu güvendir. O güven bir kez sarsılırsa, yıllarca onarılamaz. Bunun bedelini de sadece bir kurum değil, gelecekte yardım bekleyecek bütün mazlumlar öder.

Bu nedenle yardım etmekten vazgeçmeyelim.

Ama araştırmadan bağış yapmayalım.

Şeffaflık istemekten çekinmeyelim.

Hesap sorulmasını yadırgamayalım.

Çünkü sorgulanan yardım değil, emanettir.

Ve emanet; ihmal edilemeyecek kadar kutsal, istismar edilemeyecek kadar değerlidir.

Emaneti ehline verelim…

Ahbaba değil.

Yazarın Diğer Yazıları