İbrahim Kayaoğlu

Aliyev ne yapmaya çalışıyor?

İbrahim Kayaoğlu

Bir millet, iki devlet anlayışı kırgınlıklara mı kurban ediliyor?
Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ilişkiler sıradan iki ülkenin diplomatik ilişkileri değildir. Bu ilişki, ortak tarih, dil, kültür, kan bağı ve yıllardır verilen mücadelelerle şekillenmiş özel bir kardeşlik hukukudur.
Yıllardır söylenen bir söz var: Bir millet, iki devlet!
Peki bugün yaşananlara baktığımızda bu sözün gereği ne kadar yerine getiriliyor?
Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi'ne Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in katılmaması, ister istemez ciddi soru işaretlerini beraberinde getirdi. Üstelik bu kararın Azerbaycan'da hükümete yakın medya kuruluşları tarafından önceden duyurulması ve Türkiye ile yaşanan rahatsızlıkların gerekçe olarak öne çıkarılması, olayın sıradan bir program değişikliği olmadığını düşündürüyor.
Elbette Türkiye'de Azerbaycan'ı, Azerbaycan yönetimini veya Cumhurbaşkanı Aliyev'i eleştirenler olabilir. Her iki ülkede de farklı görüşler, siyasi tartışmalar ve toplumsal hassasiyetler bulunabilir. Türkiye'de Azerbaycan'ın bazı politikalarını eleştirenlerin olması, Azerbaycan'ın da Türkiye'deki bazı açıklamalardan rahatsızlık duyması mümkündür.
Ancak burada asıl mesele şudur: İki kardeş ülke arasındaki sorunlar, diyalog ve diplomasi yoluyla mı çözülecek, yoksa karşılıklı jestler ve tepkiler üzerinden mi büyütülecek?
Aliyev'in zirveye katılmaması, Ankara'ya verilmiş diplomatik bir mesaj olarak okunabilir. Bakü, Türkiye'deki bazı açıklamalardan rahatsız olduğunu göstermek, kendi egemenlik alanına müdahale edilmesini istemediğini hatırlatmak ve karşılıklılık beklentisini ortaya koymak istiyor olabilir.
Fakat bir devlet başkanının diplomatik mesaj verme hakkı olduğu kadar, o mesajın sonuçlarını hesaplama sorumluluğu da vardır.
Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Aliyev'i bizzat davet etmesi, iki ülke arasındaki gerginliği azaltmaya yönelik adımlar atılması ve Türkiye'nin zirvede birlik vurgusu yapması ortadayken, Aliyev'in katılmama kararı üzerinde ayrıca düşünülmelidir.
Unutulmamalıdır ki Türkiye ile Azerbaycan'ın ilişkileri sadece iki ülkenin bugünkü siyasi yöneticileriyle sınırlı değildir. Bu kardeşlik, yöneticilerden önce halkların gönlünde kurulmuştur. Siyasi isimler değişir, hükümetler değişir ama milletlerin ortak hafızası ve kardeşlik bağı kolay kolay değişmez.
Üstelik mesele yalnızca Türkiye-Azerbaycan ilişkileri de değildir.
Türk Devletleri Teşkilatı, yıllardır Türk dünyasının siyasi, ekonomik ve kültürel anlamda yakınlaşması için önemli bir hedef olarak görülüyor. Orta Asya'dan Kafkasya'ya, oradan Anadolu'ya uzanan bu birliktelik, bölgesel güç dengeleri açısından da büyük önem taşıyor.
Böyle bir dönemde Türkiye ile Azerbaycan arasında yaşanacak her ciddi kırılma, Türk dünyasının birlik projesini de olumsuz etkileyebilir.
Peki Aliyev ne yapmak istiyor?
Türkiye'ye rahatsızlığını mı göstermek istiyor? Kendi kamuoyuna güçlü bir liderlik mesajı mı vermek istiyor? Yoksa Ankara'nın bazı politikalarını yeniden değerlendirmesini mi bekliyor?
Bunlar üzerinde konuşulabilir. Ancak hangi gerekçeyle yapılmış olursa olsun, diplomatik mesafeyi artırmanın iki ülkeye de maliyetini göz ardı etmemek gerekir.
Kardeşlik, sadece işler yolundayken birbirine destek olmak değildir. Asıl kardeşlik, anlaşmazlıklar yaşandığında da ortak aklı koruyabilmektir.
Türkiye'nin de Azerbaycan'ın da birbirine ihtiyacı var. Bu ihtiyaç sadece enerji, ticaret, savunma veya siyasi çıkarlarla açıklanamaz. Ortak bir geçmişin, ortak bir geleceğin ve büyük bir coğrafyanın sorumluluğudur.
Kimse Türkiye'nin Azerbaycan'ın egemenlik haklarına saygı göstermesinden vazgeçmesini bekleyemez. Aynı şekilde Azerbaycan'dan da Türkiye'nin hassasiyetlerini görmezden gelmesi beklenmemelidir.
Artık karşılıklı kırgınlıkları büyütmek yerine, bunları giderecek bir irade ortaya konulmalıdır.
Çünkü Türkiye ile Azerbaycan arasındaki mesele, iki cumhurbaşkanının arasındaki bir mesele olarak görülemeyecek kadar büyüktür.
Bir millet, iki devlet anlayışı, güzel sözlerden ibaret kalmamalıdır.
Türk dünyasının birlik hayali, kişisel kırgınlıklara, siyasi hesaplara ve diplomatik restleşmelere kurban edilmemelidir.
Unutmayalım: Kardeşler arasındaki mesafe açıldığında bundan yalnızca iki kardeş değil, bütün aile zarar görür.

Yazarın Diğer Yazıları