ABD'de değişimin adı: Gazze!
İbrahim Kayaoğlu
Amerika'da seçimler yapıldı. Sandıktan çıkan sonuçlar, yalnızca Washington'daki siyasi dengeleri değiştirmedi; aynı zamanda Amerikan yönetimine, Donald Trump'a ve yıllardır değişmez kabul edilen İsrail politikasına önemli bir mesaj verdi.
3 Kasım 2026'da yapılan ara seçimlerde Cumhuriyetçiler ağır bir yenilgi aldı. Demokratlar hem Temsilciler Meclisi'nde hem de Senato'da çoğunluğu kazandı. Böylece Trump, başkanlık koltuğunda oturmasına rağmen Kongre'de güçlü bir muhalefetle karşı karşıya kaldı.
Peki, Amerika'da ne değişti? Bu yenilginin arkasında yalnızca ekonomi mi var, yoksa Gazze'de yaşananların da sandığa yansıması mı?
Trump, seçim sonuçlarının ardından İran savaşının ve yükselen akaryakıt fiyatlarının Cumhuriyetçilere zarar verdiğini kabul etti. Ancak savaş kararını savunmaktan geri durmadı. Aynı şartlarda olsa yine aynı kararı vereceğini söyledi.
Asıl dikkat çekici açıklama ise Başkan Yardımcısı JD Vance'ten geldi. Vance, seçim yenilgisinin nedenleri arasında İran savaşını gösterirken, Amerika'nın İsrail'le ilişkilerini de değiştirmesi gerektiğini dile getirdi. Trump da Vance'in değerlendirmesini büyük ölçüde doğru bulduğunu açıkladı.
İşte bu açıklamalar, seçim sonuçlarının ötesinde bir anlam taşıyor.
Yıllardır İsrail'e verilen askerî ve siyasi destek, Amerikan siyasetinde neredeyse tartışılmaz bir politika olarak yürütülüyordu. Ancak Gazze'de yaşanan katliamlar, çocukların ölümü, açlık ve şehirlerin yıkılması Amerikan toplumunda da büyük tepkilere yol açtı.
Üniversitelerde başlayan protestolar meydanlara, sokaklara ve sonunda seçim kampanyalarına taşındı. Gazze artık yalnızca Orta Doğu'nun değil, Amerikan iç siyasetinin de konusu hâline geldi.
Bu değişimin en dikkat çekici göstergelerinden biri Müslüman adayların başarısı oldu.
Michigan'da yarışan Abdul El-Sayed, Cumhuriyetçi rakibi Mike Rogers'ı geride bırakarak ABD tarihinde Senato'ya seçilen ilk Müslüman oldu. Üstelik seçim sürecinde Trump'ın ve bazı Cumhuriyetçi çevrelerin hedef aldığı isimlerden biriydi. Müslüman kimliği üzerinden yürütülen suçlamalara rağmen seçmenin desteğini almayı başardı.
El-Sayed'in başarısı sadece bir Müslümanın Senato'ya girmesi değildir. Aynı zamanda İsrail'e verilen askerî yardıma karşı çıkan, Gazze'deki gelişmeleri eleştiren ve Amerikan dış politikasının sorgulanmasını isteyen bir adayın önemli bir seçim başarısı elde etmesidir.
Rashida Tlaib ve Ilhan Omar gibi Filistin konusunda eleştirel tutumlarıyla bilinen isimlerin yeniden seçilmesi de bu tablonun bir parçasıdır.
Elbette bütün Amerikan halkının İsrail'e karşı olduğunu söylemek doğru olmaz. Ancak İsrail'e koşulsuz desteğin artık eskisi kadar geniş bir siyasi uzlaşıya sahip olmadığı görülüyor.
Amerika'nın İsrail'e verdiği desteğin bedeli yalnızca ekonomik veya diplomatik değildir. Bu destek, Amerikan toplumunun kendi içinde de siyasi tartışmalara ve ayrışmalara neden oluyor.
Şunu da unutmamak gerekir: Amerika'nın dış politikasını bir seçimle değiştirmek kolay değildir. Ancak bu gidişata dur deme zamanı geldi ve geçiyor.Sureci yonetmekte ABD acisindan kolay degil çünkü Silah sanayisi, lobiler ve stratejik çıkarlar Washington üzerindeki etkisini sürdürecektir. Ancak artık Amerikan yönetiminin kendi halkının itirazlarını görmezden gelmesi de kolay olmayacaktır.
Bizim açımızdan çıkarılacak ders açıktır.
Gazze'de yaşananlar, dünyanın dört bir yanında insanların vicdanını harekete geçirdi. Bu vicdanın sesi Amerika'da da sandığa yansıdı. Trump'ın seçim yenilgisi, Vance'in İsrail politikasıyla ilgili çıkışı ve Müslüman adayların başarısı, bu değişimin önemli işaretleridir.
İşgalci İsrail, Gazze'yi yıkarken en büyük destekçisi Amerika'nın siyasi dengelerini de sarstı.
Belki de bugün Amerikan siyasetinde yaşanan değişimin adını koymanın zamanı geldi:
ABD'DE DEĞİŞİMİN ADI GAZZE!