Hanifi Yavaş

SP'nin yaşadığı kimlik bunalımı

Hanifi Yavaş

Son yıllarda ülkemizdeki muhafazakar kesimlerde, kendilerini seküler kesimlere kabullendirme hastalığına kapıldıklarını görünüyor. 
Bu durum yaşam tarzlarında olduğu gibi söylemlerinede yansımıştır.
Karşı mahalleye karşı duyulan ezikliğin ve oralarda meşruiyet aramanın psikolojik travmanın sosyolojik yansımasıdır.
Milli Görüş hareketinin lideri cennetmekan Erbakan hoca, bütün konuşmalarında, mensubu olduğu tarihten ve medeniyetten övgüyle bahsederek batı dünyası karşısında onurlu bir duruş sergilerdi.
Müslümana yakışan bir gurur ve vakarlı  duruşun temsilcisiydi.
Ne batı uygarlığının gelişmişliği nede batılıların üstenci bakışları altında eziklik göstermezdi. 
Onlara şirin görünmek için inançlarından asla taviz vermezdi.
Çünkü o bu özgüveni Rabbinin bildirdiği  "Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin; eğer inanmışsanız şüphesiz en üstün olan sizsiniz" ilahi bulduğundan alıyordu.
Erbakan hocadan sonra milli görüş hareketi bu asil duruşu kaybederek savrulmaya devam ediyor.
Temel Karamollaoğlu ile başlayan bu süreç üzülerek söylemek gerekir ki yeni dönemde de devam ediyor.
Mahmut Arıkan ile umutlandığım Saadet Partisi maalesef yine beni hayal kırıklığına uğrattı.
SP Genel Başkanı son zamanlarda yaptığı bazı konuşmalar ile seküler kesimin karşısındaki eziklik ve yaranma düşüncesini gördüm.
Mahmut Arıkan bir kanala verdiği röportajda şöyle diyor.
"Bugün Türkiye'de bu tartışma yapılacak olsa ülke için ihtiyacımız olan şey dünyanın en büyük motor fabrikasınımı yoksa camisinimi yapmaktır? Ben motor fabrikası diyorum. İktidarın trollerine sorsak hain olarak beni ilan ederler." 
CHP ve trolleri yıllardır cami ile okulu karşı karşıya getirerek kendileri gibi düşünmeyenleri aşağılamaya çalışırdı.
Genel Başkanın burada iki büyük hatası var.
Birincisi;
Karamollaoğlu ile başlayan SP Genel Başkanı Mahmut Arıkan ile devam eden bu eziklik psikolojisinden esinlenmiş olacak ki, Cami ile  fabrikayı karşı karşıya getirerek bir tercih yapmaya zorluyor ve tercihini fabrikadan yana kullanıyor.
Bizim Erbakan hocamızdan öğrendiğimiz ise cami ile fabrika birbirinden ayrılmaz.
Milli Görüş, Türkiye'nin hem manevi hem de maddi kalkınmasını eş zamanlı ve birbirini tamamlayan unsurlar olarak görür.
İkincisi ise;
Seçmeninin büyük çoğunluğunu Ak Parti'ye kaptırmış olan Saadet Partisi bu kitleyi yanına çekecek söylemler geliştirmek yerine tıpkı CHP'liler gibi Ak Parti seçmenini "Troller" kelimesini kullanarak aşağılamaktadır.
SP lideri Arıkan, Nagehan Alçı ile yaptığı konuşmada ki yaklaşımı ve tesbiti de gerçekten üzücüdür.
Nagehan Alçı'nın, İBB davası siyasi bir dava mıdır? sorusuna,
" Bütün partilere eşit uygulama olmadıkça biz siyasi dava olarak değerlendiriyoruz" diyerek, hakkındaki 196 ayrı suç isnadı bulunan rüşvet, dolandırıcılık ve ihaleye fesat suçları ile hakkında 4 bin sayfalık iddianeme bulunan ve 2430 yıl hapsi istenen İmamoglu'na doğrudan destek veriyor.
Tüm bu yanlış söylemler seküler kesimlere karşı duyulan mahcubiyet ve eziklikten çıkma çabasıdır. 
Yıllarca özgüvenini inancından alan Milli Görüş hareketi bu üstünlüğünü kaybetmiş görünüyor.
Seküler, ateist ve kemalist kimliklerin yolsuzluklarını görmezden gelip dindara saldırmak dürüstlük değildir.
Görünen o ki, Saadet Partisindeki yeni kadroda Milli Görüşten kopmaya devam ediyor.

Yazarın Diğer Yazıları