Hanifi Yavaş

Çözüm sürecinde ABD, Avrupa ve İtiraflar.

Hanifi Yavaş

Hepinizin bildiği gibi Türkiye'nin en büyük sorunlarından birisi ve en önemlisi terör'dür.
40 yılı aşkındır Türkiye, terörle mücadele etmektedir. 
Bu mücadelede binlerce şehit verildiği gibi 3 trilyon dolar civarında ekonomik bir maliyet harcandı.
Bu kadar büyük ekonomik ve insan kaybı yaşanmasaydı bugün Türkiye dünya ölçeğinde çok daha farklı bir konumda olurdu.
Her zaman dediğimiz gibi Türkiye'nin gelişmesini, büyümesini ve güçlenmesini istemeyen ABD ve Avrupa Devletleri terör örgütünü kurarak ve finansal destek vererek Türkiye'nin önünü kesmeye çalıştılar ve maalesef başarılı da oldular.
Ak Parti'i iktidarı ve Erdoğan, Türkiye'nin başından bu terör musibetini sadece güvenlik yöntemleri ile yok etmenin mümkün olamayacağını bildiği için sorunu kökünden çözmek, kendi tabiri ile "baldıran zehrini içmeyi" göze alarak, hepinizin bildiği "barış süreci" girişimini 2015 yılında başlattı.

Türkiye'de terörü bitmesin istemeyen bir kesim buna sürekli karşı çıktı. Bazı kesimler ise terörün bitmesini istemelerine rağmen sürecin yönetiliş biçimini eleştirdi.

Başarısızlıkla sonuçlanan bu sürece engel olmak isteyenlerin, Türkiye'de terörün bitmesini istemeyen ve terör örgütlerinin iplerini elinde tutan ABD ve Avrupa gibi ülkeler olduğunu her fırsatta ifade ettik.

Günlük politik çıkarlarını, ülkenin çıkarlarının önüne geçiren içimizdeki bir kesime bu gerçeği anlatamadık.

Ama gerçeklerin bir gün, günü geldiğinde açığa çıkma gibi bir huyu vardır.
Ve yıllar sonra bu itiraf gazeteci,yazar ve politikacı bir isimden geldi.

2016 öncesi, 15 Temmuz hain darbe girişimi yapılmadan önce, o dönem ABD başkan yardımcısı olan Joe Biden Türkiye'ye geliyor.
ABD Büyükelçisi'nin evinde bir resepsiyon veriliyor. Bu resepsiyona ABD, Almanya, Fransa gibi ülkelerin büyükelçilerinden bazı isimlerde katılıyor.

Bu toplantıya devet edilerek katılanlardan biriside kamuoyunun yakından tanıdığı eski HDP milletvekili Altan Tan.
Altan Tan o toplantıdaki konuşmayı şöyle anlatıyor.

"Bunlar PKK'ya ve bizim siyasetteki arkadaşlarımıza maalesef şunu söylediler; Ben o dönem ABD Büyükelçisi'nin evinde verdiği resepsiyonda Biden'ın İstanbul'a geldiği vakit  özel olarak görüştüğü birkaç milletvekilinden biriyim. Ne konuşulduğunu biliyorum. Birinci çözüm sürecinde şunu söylediler; Kimisi direk söyledi, kimisi en direk söyledi. ABD, Almanya, Fransa büyükelçileri , PKK'ya ve bizim siyasetteki bazı arkadaşlarımıza, Ortadoğu haritası değişecek, Suriye bölünecek, Kürtlere de orada bir bölge vereceğiz. Siz bırakın Türkiye'deki bu işleri bize odaklanın. Erdoğan diye biri olmayacak" dediler.
Altan Tan'ın bu ifadeleri herşeyi çok net anlatmasına rağmen daha öncede 
1 Kasım 2021 tarihinde PKK’nın yayın organı ANF’ye konuşan terör örgütü PKK elebaşı Duran Kalkan şunları söylemişti.
"Avrupa ülkeleri kendilerini barıştan yana gösteriyorlar ancak niyetimiz çözümden yana, ateşkesten yana olduğunda onu boşa çıkartmak için saldırılarda bulundular.Türkiye'ye karşı 'savaşı sürdürün' tarzı dayatmalar defalarca geldi. Dış ortam Kürt sorununun çözümüne fırsat ve imkan vermedi. Tam tersine Kürt sorunu için çözümsüzlüğü, Türkiye'de de çatışmayı dayattı. Avrupa ülkelerinden ateşkes için zemin bulamadık. Bize 'ateşkes ilan etmeyeceksiniz, savaşı sürdüreceksiniz' diye defalarca dayatmalarda bulundular. Bu dayatma açık oldu, gizli oldu; sözle oldu, fiiliyatla oldu ama bize dayatılan çatışmaydı, çözümsüzlüktü.Türkiye, Avrupa'nın çözüm istediğini sandı fakat kısa sürede gerçeklerin bunun tam tersi olduğunu gördü, Ankara Avrupa'dan destek bulamadı."
Görüldüğü gibi ABD ve Avrupa Türkiye'nin ekonomik ve insan kaynağının teröre harcamasını istiyor.
Terörün bitirilmesine yönelik her adımı engellemek için tüm güçlerini kullanıyorlar.
Altan Tan'ın açıkladığı gibi, terörü bitirmek isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı önlerindeki en büyük engel olarak görüyorlar.
Erdoğan'ın hamlelerini başarısız kılmak için barış sürecini sabote ettiler, ardından 15 Temmuz darbe girişimini denediler. Yetmedi, Erdoğan'ı iktidardan uzaklaştırmak için Ak Parti'yi bölmeye çalıştılar. İki önemli isim partiden ayrılarak yeni iki parti kurdular. Aynı operasyonu MHP'ye de yaptılar. Birbirine hiç benzemeyen siyasi partileri 6'lı masa adı altında bir araya getirerek seçime gittiler ama başarılı olamadılar.

Sonuç olarak, Erdoğan ve Bahçeli terörü kökten bitirmek için ABD, Avrupa ve İsrail'e rağmen kararlı politikalar izliyorlar. Geçmişte olduğu gibi bugünde terörün bitmesini istemeyen dış güçler süreci sabote etmek için bütün tuşlara basıyorlar.
En kötüsü ise son seçimlerde bile terör örgütünün açık desteğini alarak siyasi uzantıları ile siyasi ittifak yapanlar, bugün ise terörü Türkiye'nin gündeminden çıkarmak için yapılan görüşmeleri eleştiriyor olmaları.
Biz milli birlik ve beraberlik diyerek ülkemizde yaşayan tüm vatandaşları birinci sınıf insan gibi görmemize rağmen kökü dışarda ama kolları içeride olan güçler bunu bozmak için her yolu deniyorlar.

Milli Birlik ve beraberlik içinde olarak terörü bitirmek hepimizin ortak hedefi olmalıdır.
Aksini düşünen ve bu doğrultuda çalışanlar ise Türkiye'nin içimizdeki düşmanlarıdır.

Yazarın Diğer Yazıları