Hanifi Yavaş

Ekonomik sıkıntılar bugünün sorunu değildir

Hanifi Yavaş


Osmanlı'nın devamı olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşu 23 Nisan 1920, Cumhuriyet yönetiminin ilanı ise 29 Ekim 1923 yılıdır.
Önce şu tespiti yapalım.
Türk ekonomisinin en temel sorunu katma değeri yüksek, kilogram fiyatı pahalı olan ürünlerin üretilememesidir.
Elektronik ve dijital cihazlar, savaş uçakları, gemiler, arabalar, hava savunma sistemleri ve benzeri ürünler yüksek katma değerli ürünlerdir.
Eğer ülkeniz petrol ve doğalgaz kaynakları yeterli değilse, tarım ve hizmet sektöründeki gelirler zengin bir ekonomi olmanız için yeterli değildir.
Ülkemizde petrol ve dogalgaz üretiminin şimdilik yeterli olmayışı, tarımsal üretimde Avrupa birincisi, dünyada ise sekizinci sırada olmamıza ragmen güçlü bir ekonomiye ve refah içinde yaşayan bir ülke olmamıza yetmemektedir.
Ülkemizin üreterek ihraç ettiği ürünlerin kg değeri 1.56 dolardır.
Almanya'nın ürettiği ürünlerin kg ihracat değeri 4.5-6.0 dolar arasındadır.
ABD'nin 5.0-7.5 dolar.
AB'nin ortalaması 3.8 dolar.
Çin ise 2.5-3.5 dolardır.
Mesela, NVIDIA gibi yüksek teknolojili ürünlerin kilogram başına fiyatı 14.700 dolardır.
Bu rakam, Türkiye’nin kilogram başına ihracat değerinin yaklaşık 9.423 katı demektir.
Yani bir ülkenin zenginleşmesinin temel unsuru yüksek getirisi olan ürünler üretmektir.
Bugün ülkemizin kişi başına düşen milli geliri geçmişte yapılan yada yapılmayanlar ile doğru orantılıdır.
Neden Batı dünyasında ekonomik zenginlik ve kişi başına düşen milli gelir 40-50 bin dolar civarında iken bizde ise 2002 yılında 3 bin dolar iken şu anda 17 bin dolardır?
Almanya iki dünya savaşı yaşadı. İkinci dünya savaşı 1 Eylül 1939 başladı.
2 Eylül 1945 yılında sona erdi.
Almanya ilk otomobili Opel'i 1899 yılında üretti.
BMW otomobilini 1928 yılında,
Volkswagen'i 1937 yılında,
Porsche 1948 yılında,
Bu yıllarda ikinci dünya savaşı ile birlikte büyük bir yıkım yaşadı.
Türkiye ise 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi ile fiilen biten savaş, 24 temmuz 1923'te imzalanan Lozan antlaşması ile tamamen sona ermiştir.
Peki biz ikinci dünya savaşına girmediğimiz halde neden katma değeri yüksek ürünler üretemedik?
Neden Dünya çapında kendi markalarımızı oluşturmadık?
Aslında bu anlamda Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren çalışmalar başladı.
1925 yılında Şakir Zümre Türkiye'nin savunma sanayisi için uçak bombaları, denizaltı bombaları, mayın, el bombaları hatta 5 beygirlik mazotla çalışan motorlar üretti.1944 yılına kadar savunma sanayiine hizmet ettikten sonra ABD’nin yaptığı "Marshall yardımları” neticesinde iktidar sahip çıkmayınca üretime son verdi.
Vecihi Hürkuş 28 Ocak 1925'te Türkiye'nin ilk yerli uçağıyla havalandı ve başarıyla indi. Önce izinsiz uçtuğu için tutuklandı sonra başına gelmeyen kalmadı.
Nuri Demirağ 1936'da ilk tek motorlu uçak üretildi ve Nu.D-36 adı verildi. 1938'de Nu.D-38 adlı çift motorlu altı kişilik yolcu uçağı yapıldı.Yurt içi ve yurt dışından sipariş alamayan ve ihracat yapması engellenen fabrika 1944 yılında kapandı. 
Almanya ilk uçağını 1944 yılında ürettiği dikkate alındığında bizim bu alanda daha ileride olduğumuz görülecektir.
Nuri Killigil 1929 yılında kurduğu fabrika ile matara, gaz maskesi, çelik başlık gibi teçhizatın yanı sıra 81 milimetre havan, mühimmat, tapa, uçak bombası, tahrip kalıpları ve kendi adını taşıyan tabanca üretti. 2 Mart 1949 yılında fabrikasında yaşanan patlama ile paramparça oldu ve cesedi bulunamadı.
1956 yılında Erbakan hoca tarafından Türkiye'nin ilk yerli motorunu üretmek için temeli atılan Gümüş Motor, 20 Mart 1960 yılında 9, 15 ve 30 PS'lik bir ve iki silindirli motorların üretimine başladı. Devlet sahip çıkmadı ve bu girişimde yok edildi.
29 Ekim 1961'de Türkiye'nin ilk yerli otomobili "Devrim" yapıldı ama sahip çıkmadığı için seri üretime geçilmedi.
Türkiye'nin ilk cep telefonu 1994'te ASELSAN tarafından üretildi. "Aselsan 1919" markası ile Türkiye o dönem dünyada cep telefonu üreten dokuz ülkeden biri hâline geldi. Ve yine aynı son. Dönemin iktidarları sahip çıkmadı ve yok oldu gitti.
Bu fabrikalar ve üretilen ürünler, ekonomik olarak katma değeri yüksek olan ürunlerdi. Bu üretimler devam etseydi bugün Türkiye sanayisi, teknolojisi ve ekonomisi ile dünyanın önde gelen ülkelerinden birisi olacaktı. Kişi başına düşen milli gelir en az 40-50 bin dolardan aşağı olmayacaktı.
Görüldüğü gibi bugünkü ekonomik sıkıntıların temel nedeni geçmişte yapılan fakat dönemin iktidarları sahip çıkılmadığı için kapanan fabrikalardır. 
Bu dönemlere baktığımızda İnönü'nün ve onun politikalarının hakim olduğu dönemlerdir.
Bu dönemde yapılan üç anlaşma ile Türkiye, ABD'nin sömürgesi yapılmıştır.
Fulbright anlaşması ile eğitim sistemi,
Marshall yardımları ile ekonomi, Truman doktorini ilede savunma sanayindeki varlığımız ABD'ye teslim edilmiştir.
2002 yılından sonra Ak Parti iktidarı ile birlikte ihracatta Cumhuriyet tarihinin rekorları kırılmasına rağmen katma değeri yüksek ürünlerin üretiminde yeterli seviyede degiliz.
Türkiye'nin üreterek ihraç ettiği ürünlerin kg fiyatı 2002 yılında 1.09 dolar iken bugün 1.56 dolardır.
23 yıldaki bu değişim önemli olmasına rağmen yeterli değildir. 
Bu dönemde kamu yatırımları daha çok altyapı hizmetlerine yönelmek zorunda kalmıştır. Çünkü altyapı olmadan sanayinin ve teknolojinin gelişimi ile üretim ve ihracat mümkün değildir.
Sanayi ve teknoloji alanında yapılan yatırımlardan kısa sürede sonuç alınamaz.
Türkiye son 23 yılda yaptığı yatırımların meyvesini önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde toplamaya başlayacaktır. Özellikle savunma sanayisinde ki devrim niteliğindeki yatırımlar ve çalışmalar hem ülkenin teknolojik büyümesine hemde ihracattan elde edeceği gelirler ile refah seviyesi artacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları