YIĞINKİLİLER 11. İSOT VE PEYNİRLİ EKMEK GÜNÜ
Bedrettin KELEŞTİMUR
Yığınkililer (Aksaray) 11. İsot ve Peynirli Ekmek Günü 06 Eylül 2026
Pazar Günü, saat 13.00’de,
Rahmetli Yığınkili Zülküf Kar Anısına yapılıyor.
Tertip Komitesi adına Metin Çöteli bizlere sosyal medyadan davet
çağrısında bulundular.
Yıllarca misafirlerini bahçesinde ağırlayan NGK. Anadolu İletişim
Lisesinin eski emektar ve başarılı müdürlerinden Ali Canpolat’ın,
Aksaray’daki bahçesinde gerçekleştirilecek…
Davetiye de “Yığınkililer Tertip Komitesi, Türkiye Cumhuriyeti Kütür
ve Turizm Bakanlığı, Elâzığ Valiliği, Elâzığ Belediye Başkanlığı,
Elâzığ İl Özel İdaresi, Harput Folklor Turizm ve Tanıtma Derneği
Başkanlığı iş birliğiyle…” gerçekleştiriliyor.
Geçtiğimiz yıl, “Yığinkili olup da rahmet rahmana göç etmiş bulunan
anne ve babaların anısına…” yapılmıştı. Bu köşemizde geçtiğimiz yıl şu
görüşlere yer vermiştik, “1834 tarihinde Mehmet Reşit Paşa, hükümet
konağını şimdiki Yığinki ’ye taşıyacaktır. Elâzığ’ın ilk Hükümet
Konağı da “Çötelizade İshak Beyin Konağı kiralanmıştır!” Daha sonra bu
konak, satın alınarak, devlet tarafından kamulaştırılacaktır. Yığinki
o tarihlerde çok zengin bir kültür merkezidir. Tarihi konaklarıyla
meşhur bir beldemizdir. Çötelizade ailesinden Metin Çöteli’nin
öncülünde gerçekleştirilen bu faaliyet bizleri kendi tarihimiz,
kültürümüz, sanatımız, musikimizle buluşturuyor.
Yığinkiler Tertip Komitesi Başkanı Metin Çöteli... Çöteli, gerçekten
kendi şehrine vefalı bir dost… Bu faaliyetle birlikte, “bir mahalle
kültürü yaşatılıyor…” Yunus’un diliyle, “tanış olmak, biliş olmak…”
önemlidir. Özellikle de “paylaşmak ve üleşmek…” bizlerin infak
kültürünün genel karakteridir.
Geçtiğimiz yıllarda, ‘çok zengin bir katılım vardı…’ Şehir dışındaki
birçok, Yığinkili; bu faaliyet için koşarak geliyorlar… Memleket
havasını solukluyorlar… Şiir, Musiki, Sanat ve Edebiyatla dopdolu bir
günü, Yığinki de birlikte idrak edeceğiz. Birlikte, “ata yurdunu
dolaşacağız…” Neşeli ve dopdolu bir günün geçmesini arzuluyoruz. Öyle
ki, Yığinki de bizlerinde hatırası var. O hatıralardan en önemlisi,
“emekli Tümgeneral Saim Keleştemur ve Kore Gazisi Edip Keleştemur…
Yığinki, geçmişte konaklarıyla, o meşhur Yığinki Bahçeleriyle,
kadirşinas insanlarıyla bilinen tarihi eskilere doğru akıp giden bir
beldemiz… Ve özellikle de ‘geçmişte taş değirmenleri döndürecek güçte
bol sularıyla bilinen yöremiz…’ 2025 yılının ağustos ayında inşallah
bu gayretli çabalarla tarihimize dokunabiliriz… Geçmişi bir daha
geleceğe taşıma azmiyle birlikte yâd ederiz…”
“Mahalleden Şehir Kimliğine” başlıklı yazımızda daha geniş bir şekilde
Yığınki (Aksaray) Mahallemizi geniş bir şekilde ele almıştık. İşte o
makaleden;
Prof. Dr. Ahmet Aksın 1995 tarihinde yayınlanan bir makalesinden;
“1834 yılından itibaren Harput Şehri ovaya inmeye başladığı zaman,
Valilik konağının Aksaray’da yapılmasıyla tüm resmi kurum ve
kuruluşlar, Aksaray’da toplanmaya başlamıştır.” 1856 yılında çıkan
yangından sonra valilik konağı tamamen yanmıştır” Farabi; “Fazıl
Medine” sini şehirlerden, Şehirleri de mahallelerden hareket ederek
teorileştirdiler; Tıpkı insan vücudu misali; “Ev sokağın bir cüz’ü…
Sokaklar, Mahallenin bir cüz’ü… Mahallelerde Şehrin bir cüz’üdür…”
Evlerden/ Mekânlardan şehre doğru uzanan bir ahenk söz konusudur… O
ahenkte sizler şehirlerin ruhunu okuyabilirsiniz…
Tarihi şahsiyetler, konaklar, mekânlar, avlular, sokaklar, ağaçlar,
bahçeler… Ve şehrin kadim mahalleleri…
Birlikte düşünelim; çocukluğumuzun geçtiği evlerimiz, bizlerin ata ocağı…
Cengiz Aytmatov’un, “Beyaz Gemisi” “Masumiyetin, Saflığın ve
Çocukluğun Rüyasını” bizlere anlatır. Evinizden, Sokağınızdan,
Mahallenizden Şehre doğru gidiyorsunuz… Ev/ Hane ile birlikte;
‘aileler’ şehrin en küçük sosyal dokusudur.
“Her aile, mükemmel bir romandır. Milli Kültürün çimentosudur Tarihin
yazıldığı kutsi çatıdır.”
Bizler, ‘erdemli bireylerden’ erdemli şehre yolculuk ederiz.
İlk dersimiz, ‘aile ocağımız…’. “Ninniler, masallar, deyişler, efsaneler…”
O hatıralarla birlikte; ‘kader birliği yaptığımız’ sokağımız,
mahallemiz! Evler/ Haneler, Sokaklar, Mahalleler; ‘hafızanızdır’ Şair
ne diyor, “asırların feryadı döküldü gırnatadan…”
Asırları bir arada paylaşmak; ‘birlikte tarih yazmaktır’ O tarih;
sestir, sözdür, sanattır, musikidir, kültürünüzdür, kimliğinizdir!
Bekir Sıtkı Erdoğan, “Harput” için şöyle der; “Harput musikisi beni
söyler; benim duygularıma tercüman olur, benim acılarımı, benim
özlemlerimi dile getirir.”
Harput’ta, “93 Harbini, Yemen’i, Çanakkale’yi, Sarıkamış’ı,
Balkanları, Kafkasları, bir büyük coğrafyayı birlikte yaşarsınız”
Harput’un içerisinde; “Anadolu’yu; Onun içli romanını okursunuz!”
İki güzide faaliyetten; İki güzide mahalleden yola çıktık… Elâzığ
Aksaray (Yığinki) Mahallesi geleneksel hale getirdikleri; “İsot Kebabı
ve Peynirli Ekmek Günü” Bu faaliyet bizleri, “Aksaray Mahallesinin
tarihine taşıdı” Harput ve dolayısıyla Aksaray (Yığinki) Mahallesi ile
ilgili birçok akademik çalışmalar…
Prof. Dr. Ahmet Aksın’ın, Prof. Dr. Dursun Çiftçi’nin, Prof. Dr. M.
Ali Ünal’ın çalışmaları…
Akif ne diyor, “Ben de tarih okudum âlemi elbet bilirim!” Kadim
faaliyetler bizlerde ‘yeni ufuklar açıyor’ Bizleri, ‘geçmişle
muhasebeye taşıyor’ Yığinki (Aksaray) Mahallesi, “1834 yılına kadar
Harput’a bağlı bir köydür” Aksaray’ın yerleşim tarihini MÖ. 2000
yılına kadar uzanıyor…
Elâzığ şehrinin güneyinde yerini alan; kadim bir yerleşim merkezi…
Aksaray’la ilk hafızalara gelen, türkülerimize de konu olan, “dört
etrafının bahçe” oluşu ve “Şorşor Deresi, Dipsiz Göl, Kırk Gözlere,
Çatal Çeşme, Yamağ Pınarı, Soğuk Su, Ağa Gölü gibi) bol su
kaynaklarıdır…”
Şu önemli tarihi bilgiyi de özellikle paylaşmak istiyorum; Bizim
Medeniyetimize, “suyla birlikte yürüyen kültür” diyebiliyoruz. Ecdat,
kendilerine yerleşim alanı olarak; ‘su kaynaklarını/ veya su boylarını
tercih edecektir’ Aksaray Mahallesi; “sokakları çok dar ve karmaşık
yollarla birbirlerine bağlanmış; evler tek katlı ve taş toprak
malzemeden yapılmıştır.” Cumhuriyet Döneminden günümüze doğru
gelindiğinde; 1934 yılında, 166.500 m2’lik alan DM Yolları Kurumunca
istimlak edilecektir…
1950-1960 döneminde, Çimento Fabrikasının kurulmasıyla birlikte;
yerleşim alanının Kuzey Doğusunda 270 bin 750 m2’lik alanda Çimento
Fabrikası kurulacaktır. Bu istimlaklarla, ‘mahallenin verimli
arazileri daralacaktır’ Mahallenin toplam alanı, 207 hektar ve şehir
merkezine uzaklığı, 2 km’dir.
Yurdal Demirel tarafından hazırlanarak, MANAS Yayınları arasında 2014
tarihinde yayınlanan; “Çaydaçıra Işığında Bir Ömür; Mustafa Turan”
gibi önemli bir eserin faaliyetinde, Bizler, Yığinki (Aksaray)
Mahallesini daha yakından gözlemleme fırsatını bulmuştuk… Aksaray
Mahallesi için; “İstanbul’u nasıl Fatih’te, Üsküdar’da bulursak,
Elazığ’ı da Aksaray’da (Yığinki ’de) buluruz”
Biraz abartılı bir ifade olsa da bir realitedir; Aksaray tarihi
mekânlarıyla, tarihi şahsiyetleriyle, Ses, Söz ve Muhabbet
sofralarıyla, İlim, Hikmet ve İrfan Ocaklarıyla yakın tarihimizde; İz
düşümüne şahit olduğumuz şehrin kadim mahallesidir. “7. İsot Kebabı ve
Peynirli Ekmek Günü…” Hafız Osman Öge anısına yapılıyordu… Öncelikle
şunu ifade edebilirim; Her Yıl, tarihi bir kimlik/ şahsiyet anısına
yapılması; ‘güzelliğin taçlandırılması’ Hafız Osman Öge, Harput
Musikisinin çok önemli kaynak şahsiyetidir…
Bu ve bunun gibi nezih isimlerle; Şehir/ Mahalleli kendi kimliğiyle
buluşuyor. “Vefalı dostlar geldi, selam bütün gönüllere” diyorsunuz
Sesin, Sohbetin Muhabbetin olduğu İrfan Sofrasına; bizler,
“Kürsübaşı…” diyoruz. Ve en güzeli, ‘Sıla-ı rahim’ ve misafirlere,
‘geleneksel ikramlarda bulunmak’ O ikramın bir farklı güzelliği de,
“Şiir, Sanat, Edebiyat ve Musikidir…” Bu bizim, nesilden nesile
taşıdığımız, ‘ecdat mirasımızdır’ Şehrin kimliğini taşıyan ‘eski
mahalleler…’ tarihi kimliğin; estetiğin, üslubun ifadesidir
Öğretim Üyesi Ahmet Süer, Hafız Mustafa Süer’i hayatının anlatırken, O
hayat kompozisyonunda; ‘tarihi bir dönemi birlikte tefekkür ediyoruz…’
O tefekkür bizleri yıllar öncesi Pertek’te gerçekleştirdiğimiz bir
faaliyete taşıdı; Av. Doğan Özdal’ın yazmış olduğu; “Güzellikler
Taçlanır Hatıralarda Pertek” Bu eserde konu edilen, “Pertek Cami-i
Kebir Mahallesidir…” Mahalleler, bulundukları şehrin, ‘soyağacıdır…’
Orada bizler, ‘tarihin efsanevi hatıralarında’ buluşuruz. Orada
bizler, ecdattan süzülerek gelen ortak anıları paylaşırız. Orada
bizler, örflerin bir nehir akıntısındaki erdemliğini yaşarız.
Tekrar Harput’a gelelim… 1800’lü yıllardan sonrasına; Bu tarihlerde
Harput’ta; “22 Mahalle” bulunuyor!
Bunlar arasında, “Ağa Mahallesi, Alaca Mescit, Ahmet Bey, Cami-i
Kebir, Esadiye, Ebutahir, Ahi Musa, Hoca Mescidi, Hacdar, Kara Sofu,
Kozluca, Kale, Meydan, Müderris, Ortak, Sarahatun, Zahriye, Çelebi…”
sayılabilir. Evliya Çelebi, 17. yy’deki Harput seyahatinde; “yüz yirmi
adet hanedan hamamları” olduğundan söz eder.
Şemsettin Sami’nin Kamusü’l Âlâm isimli eserinde Harput’ta; “90 tane
hamam, 2670 ev, 843 dükkân, 10 cami, 10 medrese, 8 Kütüphane, 12 adet
han bulunduğu” yazılıdır.
“İsot Kebabı ve Peynirli Ekmek Günü…” Bizleri, kendi şehrimizle
buluşturduğu için sevinçliyiz.
Bu güzelim faaliyette emeği geçenleri kutlarım. Mehmet Reşit Paşa
döneminde, “Şehir Merkezi Mezre’ye taşınacaktır!” Elâzığ Şehrinin
gelişimini, ‘araştırmacılar’ beş önemli döneme ayırırlar; İlk kuruluş
Harput, 19. yy’de Mezre’ye iniş; 1925-1950 Dönemi; 1950-1975 Dönemi;
1975-1998 Dönemi…”
Vali Reşit Paşa Döneminde; Kışla (Hüseynik) yapılacak, Ordu
Müşavirliği için Sarayatik Mah. ’de Konak satın alınacak, Elâzığ
Şehrinin tarihi gelişiminde, 1875 yılında müstakil mutasarrıflık, 1879
yılında vilayet haline getirilerek Mamuretü’l Aziz adını alacak ve
ordu müfettişliğinin merkezi olacaktır…
Sarayatik ile Çarşı Mahallesi, şehrin mezradaki ilk çekirdeğini
oluşturur… 1833-1876 yılları arasında; “İcadiye, Mustafapaşa, Akpınar
mahalleleri…” 1876-1923 yılları arasında, “Rızaiye Mahallesi…”
kurulacaktır. Bu tarihlerden itibaren de “İzzet Paşa Mahallesinin”
gelişimini görüyoruz. Şunu hemen ifade etmeliyim; “İzzet Paşa ve Nail
Bey Mahalleleri; Birbirlerini dikine kesen iki katlı cumbalı, Avlu
içerisinde, şadırvanlı, gül kokulu cazip mekânlardı…”
1927’lerde, Elazığ’ın merkez İlçe Nüfusu; “19 bin 216’dır” Bu tarihte,
Elâzığ Şehrinin “7 mahallesi…” bulunmaktadır. 1927 tarihinde;
(İstanbul 741.148, İzmir 170.989, Ankara 122.720, Adana 76.473, Bursa
72.187, Gaziantep 50.965, Konya 52.093 )
1927 yılında; Elazığ’da toplam “587 işyerinin 317’si tarıma dayalı
sanayidir” Bu iş yerlerinde toplam olarak, “bin 350 işçi…”
çalışmaktadır. Şehirdeki sanatkârlar rakamlarla verirseniz; 73
yemenici, 8 debbağ, 23 demirci, 21 Sobacı, 12 bakırcı, 2 şekerci, 7
kuyumcu, 19 marangoz, 31 kunduracı, 12 saraç, 48 terzi, 6 saatçi, 7
tüfekçinin bulunması (Karaboran,1990,102,104)
Bundan sonra neler yapılabilir? Mahalleler, Şehirlerin kimliğinin
oluşmasında; ‘kökleri tarihin derinliklerine giden’ Kadim mekânlar
olarak anılırlar… Şehirlerin tarihleri yazıldığında; İnsanlar,
mekânlar, çeşmeler, çarşılar, sokaklar, mahalleler kimliğin dokusudur.
Yığinki (Aksaray’ın) yeşil dokusunu bozmadan imar etmeliyiz…Ankara’da,
‘Hamamönü…’ dün ve bugününe baktınız mı? Ankara Kalesi ve Hacı Bayram
Veli Camisinin bulunduğu Semt… Ankara, ‘Dikmen Vadisi…’ mutlaka
gezilmelidir
Ne için derseniz? Yığinki (Aksaray) Mahallesi için efendim. “Şorşor
Deresi” ve çevresi, “Dikmen Vadisi siluetinde niye olmasın?”
Tarihi Kimlik taşıyan mekânlar, ‘Hamamönü’ mantığıyla restore
edilmesin? Bizler, şehirlerimizi; ‘tarihe yolculuk yaparak inşa
etmeliyiz’ Tarih Kavramı, ‘sıcak bir yorgan gibidir’ Köklerine
inildikçe, ‘kendi aynanız daha da netleşir’ Eski Elazığ’ın
özlemindeyiz… Mahalleler daha sıcak, daha candan, daha içtendi…
Mahallenin, ‘Aksaçlıları, Bilge Kişileri’ vardı.
Onlara danışılır, onlarla önemli konularda istişare edilirdi.
‘Mahalleli…’ yakınlık belirten bir sıfattı…
Komşuluk ilişkileri çok güçlüydü… Acılı, sevinçli günler paylaşılırdı…
Sokaklar, çocukların oyun alanıydı, bir nev’i… Elazığ’ın birçok ünlü
futbolcusu; ‘o sokaklarda yetişmişti’
Okul arkadaşlığı mı? Daha candan, daha yakındı insanlar… “Bilen,
bilmeyene öğretirdi…”
Mahalleli, ‘fakirini, yoksulunu, başa darda olanı…’ bilirdi. Bir
yardım ağı; manevi bir rıhtım gibiydi…
Yüzlerde, ‘tebessüm’ dalga dalgaydı… Selam olsun özlemini çektiğim
eski günlerimize…
Emek verenleri gönülden tebrik ederiz.