Terörsüz Türkiye’nin konuşulduğu şu günlerde bazı çarpıcı rakamlar vermek istiyorum.
Türkiye’nin “Suç Oranı En Düşük İlleri” güvenilir illerinin ilk on sırasında, “Adıyaman, Şırnak, Bitlis, Siirt, Bayburt, Muş, Erzincan, Hakkâri, Mardin, Erzurum…” yer alıyor. Bu iller, gecesiyle ve gündüzüyle kendinizi en fazla güvende hissettiğiniz iller…
Bu illerimizde suç oranı, “yüz binde 156-196 arasında değişiyor.” Lütfen, Doğu Anadolu’muza farklı bir gözle bakmayalım.
Türkiye’nin, “en mutlu ve huzurlu illeri…” arasında da “Sinop, Afyonkarahisar, Bayburt, Kırıkkale ve Kütahya’yı…” sayabiliriz. Sinop İlimiz, yüzde 77,66 mutluluk oranıyla, güzel vatanımızda, “Huzurun Başkenti…” olarak anılır.
Hani nerede İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa ve sevdiğimiz şehirlerimiz… Gerçekten bu ülkede, ‘huzuru, güveni, istikrarı, yüksek bir morali yazmak/ veya dile getirmek…’ o kadar çok isterim ki.
Karakolu ve cezaevi olmayan ilçe, Ardanuç (Artvin)… Bu ilçemizde cezaevi, yıllar öncesinde; içerisinde kütüphane yer alan bir kültür merkezine dönüşmüş. Bu ilçemizde polis karakolu da ‘olaysızlık’ sebebiyle kapatılıyor.
Elâzığ’ın Ağın İlçesi, Türkiye’mizin yüksek huzur seviyesinde bulunan nadir bir İlçemizdir.
Yazımıza, huzur ve güveni inşa edebilmenin nazarları altında girdik.
Bir de Türkiye’nin geneline şöyle bir bakalım.
Türkiye’mizde yıllar itibariyle, 2000 yılında yaklaşık, “49 bin mahkûm bulunuyor”
2002 yılına geldiğimizde, “hükümlü ve tutuklu sayısı 61.429’larda…” gözlemleniyor.
2015 yılında, Cezaevlerindeki tutuklu ve hükümlü sayısı, “164 ila 177 bin seviyesinde…”
2019/2020 döneminde, hükümlü ve tutuklu sayısı, “260 ila 280 bin civarında…”
2025/2026 döneminde, (güncel Bianet raporlarına göre) Türkiye’de 407 ila 421 bin arasında hükümlü ve tutuklu bulunuyor.
Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü verilerine göre,
03 Ağustos 2026 Tarihi itibariyle, cezaevlerinde toplam 433 bin 520 kişi bulunuyor…
Hükümlü ve Tutukluların, 412 bin 076’sı Erkek; 21 bin 444’ü kadın mahkûm oluşturuyor…
Mevcut cezaevi nüfusunun resmi kapasitelerinin üzerine çıktığını ve doluluk oranının “yüzde 130-138 seviyelerinde olduğunu…” görüyoruz.
Küresel Mahkûm Oranı En yüksek Ülke, (her 100 bin kişiye düşen mahkûm sayısı) ile zirvede,
100 bin/ 1.659 mahkumla, El Salvador yer alıyor. El Salvador’u, Küba (794), Ruanda (637),
Türkmenistan (576), ABD (541), Panama /522), Tonga (516), Uruguay (449) ve maalesef Türkiye (424) takip ediyor.
Gerçekten de Türkiye’ye, bu nadide vatan coğrafyasına yakışmıyor.
Usta Şair, Cahit Sıtkı Tarancı, “Memleket İsterim” şiirinde ne diyorlar;
“Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;
Kuşların, çiçeklerin diyarı olsun.
Memleket isterim.
Ne başta dert ne gönülde hasret olsun;
Kardeş kavgasına bir nihayet olsun.
Memleket isterim.
Ne zengin fakir ne sen ben farkı olsun;
Kış günü herkesin evi barkı olsun.
Memleket isterim.
Yaşamak, sevmek gibi gönülden olsun;
Olursa bir şik3ayet ölümden olsun.
Memleket isterim.”
Bu kadim memlekette niye Uyuşturucu suçları (yüzde 36), Hırsızlık (yüzde 25),
Yaralama (yüzde 15), Yağma ve Gasp, Adam Öldürme gibi vahim diyebileceğimiz suçlar olsun.
Bu ülkeye, bu ülke insanına yakışanı, “sevgidir, şefkattir, merhamettir, huzurdur, güvendir!”
Bütün bunları inşa etmek ise toplumun bütün katmanlarına düşmektedir. Sorumluluk ve vebal gibi kavramları omuzumuzdan kaldırıp atamayız. Şu nezih ve mualla vatan coğrafyamızda, huzur ve güven ortamını inşa etmekle mükellef olduğumuzu söylemek isterim.
ADALET
Hakkın "tavsiye" ettiği yol, "adalet"
Beşerin "tasfiye" ettiği yol, "adalet"
Adaletten kaçan, "adalete sığınır"
Adaleti bulamayınca, dövünür
ADALET
Yolun başı, ortası, sonu; adalet!
Adaletli, asil yüzlü asalet,
Seninle insana gelir, zarafet!
Adaletsiz yolun sonu sefalet
Sefaletin düştüğü yol, garabet
İnsan, adalete, ahlaka muhtaç
ADALET
Adalet, üç hece, altı harf
Deliller, gönlümü okur zarf
Âdemde yürür, latif bir tarz,
Lebbeyk! Dualarda hakka arz
Eserden müessire yol alır
Ta ki, ezelden hikmet kalır
ADALET DERSİ
Ebubekir, Ömer, Osman, Ali'den;
Sır, sükût, edep, hikmet, adalet dersi,
Hıfzetmeye gayret eder bu garip
Maksadı gökkuşağında arınmak
Bahar coşkusuna ruhu sarınmak
Her dem hakikat meyvesi içerek...
ADALET
Adalet ismine, vurgunum ben…
Devlet olmayan yerde, sürgünüm ben…
Aykırı her çağrıya, dargınım ben…
Lâl değilim, sükûtum der; yorgunum ben…
Eser vermeyen kasvet, argınım ben…
Terazi, her yaraya sargıyım ben…
ADALETLİ
Tarih öğretir bize; adaletli ol!
Sağduyuya çağrı; hamiyetli ol
Bir olma şuuru, ruhuna işle;
Her iki âleme, ibadetli ol
Sevgiyi besle, düşüncene maya;
Aşkı aynaya düşüren simaya
Hayranım, yola düşen dolunaya
ADALET
Adalet, her yerde hakkı ayakta tutmak
Hakkın içinde saklı, huzur, güven, ahlak!
Bir şeyler yolunda gitmiyorsa, düşün...
Tartı, terazi, ölçü... İnsanı anlatır
İyileri yaşat ki, hayatın bahar olsun
Kötüler aman, hayatı zehir eder...
ADALETLE DOĞAR
Güneş, her gün adaletle doğar
Bir milim şaşmaz adaletten
Adaletsiz hayat insanı boğar
Erdemli insan şaşmaz asaletten
ADALET NEFESİYLE
Hayata yürekten dokun,
Kanayan yaraya değmesin okun!
Merhamet, serin esen rüzgâr gibi
Gönül dalını incitme, dokun!
Şefkat dolu gözlerle nazar et,
Adalet nefesiyle yüreğe dokun
ADALET
Adalet, ‘hakça bölüşmek, üleşmek’
Asla değil bir düşen için gülüşmek!
Adalet, insanlığın giydiği zırh;
İnsan varlığında hakka ulaşmak
ADALETE ŞAŞARIM
Türk töresinde işlenmeyen suçu
Şimdi nasıl da işlerler şaşarım
Yuva yıkmaya uzanan namahrem
Eli, kesmeyen adalete şaşarım!
ADALET
Yere düşen ha bayrak, ha adalet!
Görürüm ülkemde zihni sefalet
Kur’an, “mizan adaletle ayakta”
Adil yüzlü bey, ey soylu adalet
ADALET
(Akrostiş Şiir)
Adalet hak, hukuk, ahlakla yürür
Doğruluk terazinin ibresinde,
Arifane yürekle vicdanı taşır
Lüksten, kibirden kaçarak, tevazu
Eleğinden yüreğine dökülür!
Tartıda hilesiz merhamete yürür