Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Yemen türküsünde asırları tefekkür

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Yemen Türküsü, bizlere “asırları…” tefekkür ettirir. Elinize, Türkiye Merkezli bir dünya haritası alınız… O harita üzerinde; “Çanakkale, Yemen ve Sarıkamış’ı…” İçerisine alacak şekilde bir doğru etrafında birleştiriniz! Muntazam bir üçgen çıkacaktır…

Üçgenin kesiştiği bir noktada, “Balkanlara, Evlad-ı Fatihan Yurduna…” Bir diğer noktada, “Kafkaslara, Ata Yurdu, Maveraünnehir Coğrafyasına…” Ve bir diğer üçüncü noktada, “Yemen’e, Hindistan’a kadar…” uzanırsınız...

Medine İkliminin, o ruhani esintisiyle “fütüvvet dilinin geliştiği…” Manevi ihtişamıyla tarihte yerini almış bulunan, “gönül coğrafyamız…” O gönül coğrafyamıza, “şahadet edecek…” üç önemli abide!

O abidelerde bu milletin, “kızıl elması…” yazılıdır. Malazgirt’ten, sizler “asırları…” “fethi mübini…” okuyabilirsiniz! Çanakkale’de, Yemen’de, Sarıkamış’ta da; “asırların müjdesi…”

O asır, inşallah bu milletin “fetih asrı…” 21. Asırdır!

Tarih, milletlerin hafızasıdır… Geçmişin bütün hatıraları oradadır.

O hatıralar, “geleceğe ışık tutarlar” Bu millete, “aydınlık yarınların” müjdesini verirler.

Acılarıyla, sevinçleriyle birlikte, “efsaneleşen…” bir milletiz!

“Ete kemiğe büründüm…” diyebileceğimiz; bir büyük efsanenin, “hikâyesini…”

Veya bu coğrafyanın, “İçli Romanı…” diyebileceğimiz; “Yemen Türküsünü…” birlikte yorumlamak; “Asırların feryadına…” kulak vermektir.

“Yemen Türküsünde…” bir zamanın hikâyesi canlanır…

O hikâyeyi yorumlamak bile, “tarihi tefekkürdür…” sizlere. Yer ve zaman göstererek, “sebep ve sonuçları…” üzerinde düşünmek, bizleri, “Devlet-i Ebed Müddet…” fikri etrafında birleştirecektir.

Bunun adı, “Cihanşümul…” bir düşüncenin, bir felsefenin kendisidir.

Bu düşünce bizleri, “gönül coğrafyamıza” günümüz ismiyle, “gözyaşı medeniyetine” götürmektedir.

Bu düşünce bizleri, “bin yıl İslam’a hizmet etmiş…” bir milletin;

Tarihi ihtişamını bir daha gözlerimiz önüne taşımaktadır.

Ve bizlere birlikte, “değerlendirme…” yapma fırsatını vermektedir.

Anadolu’nun çok farklı bir iklimi vardır…

Gerek Büyük Selçuklu Devletinin ve gerekse Osmanlı Devletinin, “tarihi kökleri…” üzerinde yer alır!

Harput, O tarihi Medeniyet Havzasının, “merkezinde” Tarihimizin “abide şahsiyetlerini” yetiştiren efsane şehri... “Yemen Türküsünün” yakıldığı yer de, Harput’tur... O içli ağıtı, O büyük çığlığı, bu milletin feryadını defalarca dinledim…

“Havada bulut yok bu ne dumandır

Mahlede ölüm yok bu ne figandır

Anaa ben ölmedim bu ne şivandır


Ah o yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir”

1878 Berlin Antlaşması’nda neler vardır; Batı Dünyasının üzerinde ittifak ettiği siyaset; “Osmanlı Coğrafyası üzerinde küçük devletler kurdurma” politikaları... O politikaların bir parçası da, 146 yıl Osmanlı Hâkimiyetinde kalan, Yemen’de; İngilizlerin çıkardığı, “fitne ve fesat…” Ve onların neticesinde, “iç ayaklanmalar…”

“stratejik bir konuma sahip…” Yemen’in, bu fitne ve fesatlardan temizlenmesi şarttır.

Bir bakıma, “gönül coğrafyamızı…” içeride ve dışarıda omuzlayan da; “Anadolu’dur…” Tarihin en çetin ve de en zorlu yıllarıdır... Yemen Yolları, kuşbakışı Elazığ’a/ Harput’a ; “4.155 km…”

O uzak diyarlar, “çile, keder, hüzün tablosu…” O yollar, “sadece meşakkatin…” ifadesi...

O meşakkatli yollar bizlere, “Tebük Seferini…” hatırlatır. Zorlu yıllar, lakin “gaye ve ufuk büyüktür…”

O büyük gayeler uğruna; Atalarımız, dedelerimiz, “varlığını bırakıp…” gittiler. Her biri, ana kuzusu, vatan sevdalısı… Gittiler, geri gelmediler... Sadece gittiler, Arkalarında, “sadece yaşlı gözler…” bıraktılar... Hüzün dolu ağıtlar bıraktılar…

Şairimiz ne diyorlar

Bugün bizden vatan razı olacak,/ Nefer şehit, ordu gazi olacak…”

2026 Yılının bir Haziran ayında, “Yemen’i tefekkür etmek…” bu milleti daha yakından tanıma,

Fırsatını bizlere vermektedir…1.Cihan Harbinden İstiklal Harbine… Mondros’tan Mudanya’ya gidilen o çetin yıllar… Akif’in üslubuyla, mısralarıyla o döneme yaklaşalım;

“Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid’i…

Bedr’in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi.”

Allah Resul’ünün ellerini açarak,

“Kâinatı ağlattıracak kadar hazin yakarışı…”

“Allah’ım! Bu bir avuç Müslüman mücahit helak olursa,

Artık sana yeryüzünde ibadet edecek kimse kalmaz.”

O yakarış, Yahya Kemal’in şiirinde terennümünü bulacak;

“Şu kopan fırtına Türk Ordusudur yâ Rabbi.

Senin uğrunda ölen ordu, budur yâ Rabbi.

Tâ ki yükselsin ezanlarla müeyyed nâmın

Galip et, çünkü bu son ordusudur İslam’ın!”

Bir nazik konuya temas etmek istiyorum sizlere, Sahabeler, “yüz- yüz otuz bin rakamlarla…” zikredilirler. Her biri, “gökteki yıldızlar gibidirler…” Medine’de, medfûn sahabelerin sayısı on binler civarındadır… Onlar, İslâm’ı tebliğ hususunda; “dünyanın dört bir yanına…” dağılmışlardır!

Onlarda, her biri, “birer bayrak gibi…” İslâm’ın bayraktarı olarak gittiler, gittiler Ve bir daha geriye dönmediler…

Çok önemli bir tespittir, “Büyük Medeniyetler Hicretle Kuruldu…”

Hadis, “Mekke fethinden sonra artık hicret yok; Fakat cihat ve niyet vardır.”

Sevgili okurlarım ve dinleyicilerim; Bu milletin hal ve tavrında; “Sahabe meşrebini görür ve yaşarım!”

“Yemen Türküsünü…” tefekkür ederken, Anadolu’dan, “4 bin km uzaklara Allah Rızası için…”

“Yemen Yollarına…” bir aşk ve bir vecd yürüyüşü içerisinde; her türlü “çileye…” sabırla tahammül eden ecdada borcumuz büyüktür, elbette!

Ve yine, “Allah yolunda bir gün nöbet tutmak, Ondan başka yerlerde geçen bin günden daha hayırlıdır…” Hadisi, bizlere, millet olarak “ecdat hatıralarını yâd etmeyi…” bir bakıma emrediyor.

Yemen Türküsü, Anadolu Coğrafyasının, “içli türküsü...”

Yemen türküsü, ‘acıların, çığlıkların, dinmeyen feryatların türküsü...’

“Dil inlermiş, Zaman inlermiş, Maksat inlermiş, Sevda inlermiş, Ocak inlermiş!”

O feryada kulak ver dercesine, Analar yanık bir sesle yüreklere dokunur, “Emmilerin gitti Harput,

Ninnilerin ağrılı Harput, Bak, bu yollara daha kimler çağrılı Harput!”

Kaynaklar, Yemen’deki şehit sayısını, 130 ila 300 bin arasında gösterir... Bu bir felakettir. Bu felaketi yaşayanda, Anadolu insanıdır...

Harput, Anadolu Coğrafyasının, ‘türkü diyarıdır’ Bir ulu sevda diyarıdır.

Yemen ile birlikte ilk hafızalara, Kur’an’da ismi zikredilen, “Sebe Melikesi Belkıs ve Hz. Süleyman’ın hikâyesi hafızalara gelir!” Yemen, Arabistan Yarımadası’nın güneybatı ucunda yer alır.

Yemen, Orta Doğu ve küresel ticaret için hayati öneme sahip olan Babülmendep Boğazı’na doğrudan hâkimiyeti sebebiyle stratejik bir konuma sahiptir. Kızıldeniz ile Hint Okyanusunu birbirine bağlayan bu dar suyolunun kontrol merkezindedir. Aden Körfezi, Sana Şehri önemli merkezleridir.

Yemen, kesintilerle birlikte toplam, 146 yol Osmanlı hâkimiyetinde kalmıştır. 1.Dönem, 1538-1636 yılları arasında 98 yıl... 2.nci Dönem 1872-1918 yılları arasında 46 yıl... Birinci Dünya Savaşı sonrasında imzalanan Mondros Mütarekesi ile bölgedeki Osmanlı varlığı fiilen son bulacaktır.

Şunu da belirtelim, Birinci Dünya Savaşında, Osmanlı Devletinin savaştığı cephelerden birisi de,

Hicaz-Yemen Cephesidir. Bu cephede, Anadolu’nun yiğit evlatları, İngilizler ve İngilizlerin kışkırttığı buradaki malum aşiretlere karşı çöl şartlarında ve her türlü ikmal desteğinden yoksun bir ortamda, ‘destan yazacaklar’ Burada, Çöl kaplanı olarak da isimlendirilen Medine’yi kahramanca savunan Fahrettin Paşa’yı da yâd edelim.

Yemen Türküsü, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde, özellikle 1900’lü yılların başında

(1905 yılları civarı) Yemen’e gönderilen askerler ve isyanlar üzerine yakılmış bir ağıttır.

Yemen Türküsünde de, ismi geçen Harput Redif Kışlası, “Osmanlı döneminde Doğu Anadolu’ya atanan askerlerin toplanma merkezi olarak kullanılmıştır.”

Yemen Türküsünün bilinen 13 varyantı vardır. Bu varyantlardan birisi, Harput Yolları gibi hacimli bir eseri bizlere kazandıran İshak Sunguroğlu’nun eserine dikkatleri çekmek istiyoruz. Bu eserde, Yemen türküsünün, Hüseyni makamında, Vasfi Akyol tarafından, Hafız Osman Öge’den derlenerek notaya alındığı belirtilir. Bizler burada, Elâzığ musikisinin ve folklorunun önemli derleyicisi olarak bilinen Av. Fikret Memişoğlu’nun, Yemen Türküsü ile ilgili derlemesini sizlerle paylaşmak istiyoruz.

“Havada bulut yok bu ne dumandır

Mahlede ölü yok bu ne figandır

Ana ben ölmedim bu ne şivandır

 

Eli Yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir


Kışlanın ardında üç ağaç incir

Kolumda kelepçe boynumda zencir

Zencirin yerleri ne yaman sancır


Eli Yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir


Kışlanın ardında sıra söğütler

Zabitler oturmuş asker öğütler

Yemene gidecek bu koç yiğitler


Eli Yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir


Kışlanın ardında redif sesi var

Bakın çantasında acep nesi var

Bir çüt kundurası bir al fesi var


Eli Yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir


Kışlanın ardını duman bağladı

Analar babalar kara bağladı

Yemene gidene herkes ağladı


Eli Yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir


Kışlanın ardında yüzüyor kazlar

Ayağım ağrıyor yüreğim sızlar

Yemene gidene ağlıyor kızlar


Eli Yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir


Kışlanın ardında bir kırık testi

Askerin üstüne sam yeli esti

Gelinlik tazeler umudu kesti


Eli Yemendir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir

Yazarın Diğer Yazıları