İRAN DEDİĞİMİZ
İran dediğiniz yurt, Türkistan’dır
Gazne, Büyük Selçuklu, Harzemşahlar
İlhanlılar, Timur, Karakoyunlar,
Akkoyun, Safevi, Afşar ve Kaçar
Beylikler, Hanlar. Hanedanlar geçmiş,
Türk yurtları, iz bırakarak geçmiş
Tebriz, Hanedan, Şiraz, Meşhed, Kazvin,
Şehriyâr'ı da dinle, öz yurdunda
Tarih dile gelsin öz diyarında
TARİH DİLE GELSİN
Yürekten, tarih dile gelsin, derdim
Er kişi, muradına ersin derdim
Bilgi kirlenmesi en büyük derdim
Derdimi, dert ile yıkamak olmaz
Hasta bir konakta ikâmet olmaz
DOĞRU İLE YANLIŞ
Doğru ile yanlış yanyana gelmez
İfrat ile tefrit, dünyanı almaz!
Sütü haram olanın yüzü gülmez
Gözlerin kalbine çakılı kalsın
İfaden, gönül boyasını alsın
DİL, AKLIN RİTMİNDE
Dil kalbin ritminde, sözü bal etsin
Kâh sükûnet içinde, abdal etsin
Hamiyetli tavırla efdal etsin
Kök üstünde gövde nice dal versin
Her daldan şerbetine al versin
AĞIN, EKREM İSPİR KONAĞINDA...
Ağın, Ekrem İspir Konağındayız
O ruhani iklimin çağındayız
Geçmişe birlikte yolculuk yapmak
Hatıralarda, eski Ağındayız
Eski ile yeni arasındaki farkı
Gördüm, özümde yaşadığım barkı
Yarım asır içinde dönen çarkı
Anlatan, Ekrem İspir Konağındayız
KERBELA
On Ekim altı yüz seksen tarihi
(10 Muharrem 61 tarihi)
Zifiri karanlığın çöktüğü gün
Dünyanın bozulan, ‘eksen tarihi’
Muhammed'i kanını ‘döktüğü’ gün
Kırık kalplerle hep ansan tarihi
Güneşi menzilinden söktüğü gün
Asrın insafına çeksen tarihi
Şehadetin göğsüme aktığı gün
Mazlumların ahı, çığlık tarihi
Kerbela mahşerini andığı gün
GAZZE’DE...
Gazze'de kâh öfkeme kanat takar,
Kâh çatlayan sabır taşına bakar,
Tükürün derim, vahşetin yüzüne
Tükürün, melun ‘un yalan sözüne
Yakın elbet, mazlumun kıyam vakti
Mazlumun sözü kana kana akar
MERHAMET GÖZYAŞI
İnsan olanda, merhamet, gözyaşı
Kerbelâ derdine, deruni aşı
Merhem sürseler geçmez bu acı
Böyle acıya bulunmaz utacı
Asırların utancıyla yürür zaman
TELEFONDAKİ SES
Telefondaki ses, dostun sesidir
O seste, gönül fırtınaları eser
Bir sevincin, hasretin nefesidir
Sırtında taşıdığı küfesidir
Bu ses, gönüllerin esintisidir
Es rüzgâr es, serinliğinle gel…
SIR
Sır, bazen seninle mezara gider
Sır, bazen yaydan fırlar menziline...
Sır, bazen de, sabırla mayalanır
Sır, irfan ehliyle pazara gider
SABIR
Sabır, hakta bir mum kimin erimek
Canı, nefesi velinimet bilmek
Tahammül, için için direnmek
Nefsin, arzu heveslerini yenmek
Kahramanlar, sade sözde çıkmasın
Özüm, kalbe dokunmadan akmasın
HASTAHANE DUVARLARI
Hastahane duvarları buz gibi
Hayatın çığlıklarını dinler gibi
Su sesi, kuş sesinden uzaklaşır
Koca âlem seninle inler gibi
HASTAHANE...
Hastahane, sabrın çözüldüğü yer
Dert dolu gözlerin süzüldüğü yer
Yorgun gönüllerin üzüldüğü yer
Soğuk hayallere akar giderim...
HASTAHANE YOLUNDA
Mahcup, mahzun yüzler de hicap
Görürüm o yüzleri; harap, bitap
Kalmamış yüreğinin sesi, hitap
Hastahane yolunda, soğuk rüzgârlar