ŞEHİR
Şehir, erdemli insanıyla güzel
Esmesin şehrimde hazan rüzgârı
Tozu, toprağı, efkârıyla güzel
Etmesin kendi yârini ağyar
Narı, üzümü, vişnesiyle güzel
Zalim eller etmesin, bağ-ı viran
Sesi, sözü, sohbetiyle de güzel
Fitne, fesat girmesin dosta giran
BAYRAĞA
Bayrağa, birde gönül gözüyle bak
Akı var, alı var, bir de hilâli...
Temiz yürek, şâhadet, Allah Baki
Hürriyeti kanla yazmış, El-Hak!
"Vatan!" Ne mübarek, kutlu bir kelâm
Kelâmdan kaçan, insanlıktan kaçar!
Fitneye, fücura kapılar açar!
Bayrak, bir büyük nimete şükrandır.
NE GÜNLERE KALDIK
Ne günlere kaldık, vesselâm
"Bozar, yıkar; yeniden yaparız!"
Tadı, tuzu değişti, nasıl kelâm?
Sevgiden, muhabbetten koparız!
Yaptığı iş, hüccet nasıl olur, belâm?
Daha nice yollara saparız!
Kantarın topuzu kaçtı mı?
Eyvah ki, âlemde yarım kalırız
DÜNYAYA TERTEMİZ
Dünyaya tertemiz günahsız geldik
Sonra günlerimiz ahsız geçmedi
İyilerle, kötüler aynı gemide...
Kötülerin, adaveti geçmedi
Sabırla, sükûtla, sebatla geldik
Gün ortasında karanlık geçmedi
BU MİLLETİN
Bu milletin manevi dünyasında,
Gururla taşıdığı kutsalları,
O değerlerde ne gam, ne de keder
Kur'an, Ezan, Devlet, Millet, Bayrağa...
Medarı iftiharın öz kaynağı...
O kaynaklarda beslenir milletim...
GAFLET
Gaflet o kadar acı ki, kör eder
Ne göz, ne kulak, ne de beş duyu;
Görmez âlemi, eyvah nankör eder
Zavallı, hâlden hale düşen huyu,
Âlemi kendisine şaşkın eder
VERSİN OMUZ OMUZA
Versin omuz omuza, dağ yürüsün
Ersin muradına Türk, çağ yürüsün
Divan durdu binler yıl, ses bayrağım
Yarsın sen, yar; hilale bağ yürüsün
Bahara nişan düşen, su yürüsün
Bitsin zeval vakti, kemal yürüsün
Bulut bulut ağlasın yıldırımlar
Turan menzilinde, âlem yürüsün
Muhtaç olduğum kan, kudret yürüsün
Yakar Huda’dan ki, nusret yürüsün
Âmin der yürekler hep bir ağızdan
Zafer alaylı meydanlar yürüsün
Dilim Yunus, elim Sinan yürüsün
Fetihlerin ruhu iman yürüsün
Adil yüzlü, kerim sözlü bey hey!
Çağlara yeniden, ferman yürüsün!
SOĞUK DÜŞLERİN FERYADI!
Kar düştü saçlarıma
Ölüm nişanıdır, bu!
Üşüyorum, ta derinden
Ayrılık anıdır, bu!
Göçmen kuşlar gibiyiz,
Kelebek canıdır, bu!
Kış ve bahar; iki dünya
Gel-Git devranıdır, bu!
Kâinat zikir halinde
Arzın şükranıdır, bu!
Kışı, ‘Lahavle’ dedirtir,
Kulun hüsranıdır, bu!
Soğuk düşlerin feryadı,
Ruhun hicranıdır, bu!
Özlemimiz baharadır
Canların düğünüdür, bu
HER AİLE
Her aile, ders alana bir roman
Mayası sevgi müstahkem bir kale
Kader çizgisinde her anı aman!
Suyun gözesinde derya pınardı!
Sorarım, nasıl gelindi bu hale?
ŞİİR, SANAT MECLİSİ
Şiir, sanat, edebiyat meclisi...
Kelâmında zevk, estetik zarafet
Şair ruhu, lütufkâr bir marifet
Her öznesi dua; diler mağfiret
Ey gönlümden fışkıran kelimeler!
İlham kaynağında, ruhumu besler...
ANNEYE VEFA
Gül kokulu, sevgi dolu yüreğin
Yüreğinde, ısınmaya geldim anne
Gözlerinden damla damla nur akar
Akışında arınmaya geldim anne
Ta uzaklarda, garip bir yolcu
Işığın, muhabbetin bize öncü
Yeryüzüne inmiş, şefkatin burcu
Yollar aşıp barınmaya geldim anne
Şefkat kollarını aç, geldim anne
Annem, ülkem sevgiden öksüz kaldı
Güzelliği, yaban eller mi aldı?
Gözlerim ufka, derinlere daldı
Merhem ol derdime, ben geldim anne
Anneler günü, gözüm yaşla dolu
Hasretinde, üzerime düşen dolu
Anne şefkatini, arayan bulur!
Ne mübarek bir şey, anne okulu
Sırat Köprüsünden, al beni anne
Anne sesinde derin bir sükûnet
Sükût et, sevgiden gayri yol yoktur
Anne! Sedasına ruhum emanet
Ondan gayri, koklayacak gül yoktur
Bir ömür, anne kokusuna hasret
O hasreti anlatacak, dil yoktur!
ANNE…
Gül kokulu, sevgi dolu yüreğin
Yüreğinde ısınmaya geldim anne!
Gözlerinden damla damla nur akar;
Akışında, arınmaya geldim anne!
ANNE DER
Allah’ım, bu ne sevgi, ne hürmet
Nesiller bin bir hürmetle rahmet der
Nebiler Resulü doğuran ihlas
Anneler ihlastır, rahmettir bize
Kâinatın Efendisi, “Anne” der
TOPRAĞIN ÜSTÜNDE
Toprağın üstünde herşey helâk olacak
Ne mal, ne makam, ne şan bâki kalacak
"Adam gibi âdem!" İzi kalacak
Yaşarsan dünyada, Hakkı bilerek...
AİLESİZ DÜŞLERDE
Edeple göz at, adaletle koru
Aile, millet demek, devlet demek
Cevabı içinde verilen soru
Ailesiz düşlerde, zaman donardı!
Soğur, soğur da yüreğim donardı
ELAZIĞ’DAN BURSA’YA
Elâzığ'dan Bursa'ya yollar gider
Gazi Belek'ten, Osman Gazi Han'a
Kuru bir sevda değil, yürek gider
Harput'un selâmı, Emir Sultan'a
Hacı Hayri'den nice türkü gider
Türkü yakılır, gönül muradına
Elâzığ, gözü dolu dolu gider
Muhabbeti, Bordu-Beyaz aşkına...
BURSA'DAN SELÂM
Bursa, Fethi Osman Gazi, sırdaşın
Harput, asırlarca senin yoldaşın
Çınlar kulağım bu hafta, Bursa da,
Ses verir Harput'tan, kâdim yoldaşın
GÜNEŞ DOĞARKEN
Güneş doğarken, başka bir dünya!
Güneş batarken, başka bir âlem!
Gel gör, zıtlar birbirini kovalar;
Birbirine ulaşması mümkün değil!
EY KEBAN
Ey Keban, ışığın şelalesinde
Gönlümüzün beyaz, narin lalesi...
Seni görmeye, dokunmaya geldim!
Güzergâhımda, Harput'un Kalesi
Harput Kalesi'nden, şahin uçurdum
Yüreğimi aşk menziline düşürdüm
Hasret bitmiş, ışığa ermiş yurdum...