Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şiirin Limanından Merhaba

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

ŞEHİR

Şehir, erdemli insanıyla güzel

Esmesin şehrimde hazan rüzgârı

Tozu, toprağı, efkârıyla güzel

Etmesin kendi yârini ağyar

Narı, üzümü, vişnesiyle güzel

Zalim eller etmesin, bağ-ı viran

Sesi, sözü, sohbetiyle de güzel

Fitne, fesat girmesin dosta giran


BAYRAĞA

Bayrağa, birde gönül gözüyle bak

Akı var, alı var, bir de hilâli...

Temiz yürek, şâhadet, Allah Baki

Hürriyeti kanla yazmış, El-Hak!

"Vatan!" Ne mübarek, kutlu bir kelâm

Kelâmdan kaçan, insanlıktan kaçar!

Fitneye, fücura kapılar açar!

Bayrak, bir büyük nimete şükrandır.


NE GÜNLERE KALDIK

Ne günlere kaldık, vesselâm

"Bozar, yıkar; yeniden yaparız!"

Tadı, tuzu değişti, nasıl kelâm?

Sevgiden, muhabbetten koparız!

Yaptığı iş, hüccet nasıl olur, belâm?

Daha nice yollara saparız!

Kantarın topuzu kaçtı mı?

Eyvah ki, âlemde yarım kalırız


DÜNYAYA TERTEMİZ

Dünyaya tertemiz günahsız geldik

Sonra günlerimiz ahsız geçmedi

İyilerle, kötüler aynı gemide...

Kötülerin, adaveti geçmedi

Sabırla, sükûtla, sebatla geldik

Gün ortasında karanlık geçmedi


BU MİLLETİN

Bu milletin manevi dünyasında,

Gururla taşıdığı kutsalları,

O değerlerde ne gam, ne de keder

Kur'an, Ezan, Devlet, Millet, Bayrağa...

Medarı iftiharın öz kaynağı...

O kaynaklarda beslenir milletim...


GAFLET

Gaflet o kadar acı ki, kör eder

Ne göz, ne kulak, ne de beş duyu;

Görmez âlemi, eyvah nankör eder

Zavallı, hâlden hale düşen huyu,

Âlemi kendisine şaşkın eder

 


VERSİN OMUZ OMUZA

Versin omuz omuza, dağ yürüsün

Ersin muradına Türk, çağ yürüsün

Divan durdu binler yıl, ses bayrağım

Yarsın sen, yar; hilale bağ yürüsün


Bahara nişan düşen, su yürüsün

Bitsin zeval vakti, kemal yürüsün

Bulut bulut ağlasın yıldırımlar

Turan menzilinde, âlem yürüsün


Muhtaç olduğum kan, kudret yürüsün

Yakar Huda’dan ki, nusret yürüsün

Âmin der yürekler hep bir ağızdan

Zafer alaylı meydanlar yürüsün


Dilim Yunus, elim Sinan yürüsün

Fetihlerin ruhu iman yürüsün

Adil yüzlü, kerim sözlü bey hey!

Çağlara yeniden, ferman yürüsün!


SOĞUK DÜŞLERİN FERYADI!

Kar düştü saçlarıma

Ölüm nişanıdır, bu!

Üşüyorum, ta derinden

Ayrılık anıdır, bu!


Göçmen kuşlar gibiyiz,

Kelebek canıdır, bu!

Kış ve bahar; iki dünya

Gel-Git devranıdır, bu!


Kâinat zikir halinde

Arzın şükranıdır, bu!

Kışı, ‘Lahavle’ dedirtir,

Kulun hüsranıdır, bu!


Soğuk düşlerin feryadı,

Ruhun hicranıdır, bu!

Özlemimiz baharadır

Canların düğünüdür, bu


HER AİLE

Her aile, ders alana bir roman

Mayası sevgi müstahkem bir kale

Kader çizgisinde her anı aman!

Suyun gözesinde derya pınardı!

Sorarım, nasıl gelindi bu hale?


ŞİİR, SANAT MECLİSİ

Şiir, sanat, edebiyat meclisi...

Kelâmında zevk, estetik zarafet

Şair ruhu, lütufkâr bir marifet

Her öznesi dua; diler mağfiret

Ey gönlümden fışkıran kelimeler!

İlham kaynağında, ruhumu besler...


ANNEYE VEFA

Gül kokulu, sevgi dolu yüreğin

Yüreğinde, ısınmaya geldim anne

Gözlerinden damla damla nur akar

Akışında arınmaya geldim anne


Ta uzaklarda, garip bir yolcu

Işığın, muhabbetin bize öncü

Yeryüzüne inmiş, şefkatin burcu

Yollar aşıp barınmaya geldim anne

Şefkat kollarını aç, geldim anne


Annem, ülkem sevgiden öksüz kaldı

Güzelliği, yaban eller mi aldı?

Gözlerim ufka, derinlere daldı

Merhem ol derdime, ben geldim anne


Anneler günü, gözüm yaşla dolu

Hasretinde, üzerime düşen dolu

Anne şefkatini, arayan bulur!

Ne mübarek bir şey, anne okulu

Sırat Köprüsünden, al beni anne


Anne sesinde derin bir sükûnet

Sükût et, sevgiden gayri yol yoktur

Anne! Sedasına ruhum emanet

Ondan gayri, koklayacak gül yoktur

Bir ömür, anne kokusuna hasret

O hasreti anlatacak, dil yoktur!


ANNE…

Gül kokulu, sevgi dolu yüreğin

Yüreğinde ısınmaya geldim anne!

Gözlerinden damla damla nur akar;

Akışında, arınmaya geldim anne!


ANNE DER

Allah’ım, bu ne sevgi, ne hürmet

Nesiller bin bir hürmetle rahmet der

Nebiler Resulü doğuran ihlas

Anneler ihlastır, rahmettir bize

Kâinatın Efendisi, “Anne” der


TOPRAĞIN ÜSTÜNDE

Toprağın üstünde herşey helâk olacak

Ne mal, ne makam, ne şan bâki kalacak

"Adam gibi âdem!" İzi kalacak

Yaşarsan dünyada, Hakkı bilerek...


AİLESİZ DÜŞLERDE

Edeple göz at, adaletle koru

Aile, millet demek, devlet demek

Cevabı içinde verilen soru

Ailesiz düşlerde, zaman donardı!

Soğur, soğur da yüreğim donardı

 

ELAZIĞ’DAN BURSA’YA

Elâzığ'dan Bursa'ya yollar gider

Gazi Belek'ten, Osman Gazi Han'a

Kuru bir sevda değil, yürek gider

Harput'un selâmı, Emir Sultan'a

Hacı Hayri'den nice türkü gider

Türkü yakılır, gönül muradına

Elâzığ, gözü dolu dolu gider

Muhabbeti, Bordu-Beyaz aşkına...


BURSA'DAN SELÂM

Bursa, Fethi Osman Gazi, sırdaşın

Harput, asırlarca senin yoldaşın

Çınlar kulağım bu hafta, Bursa da,

Ses verir Harput'tan, kâdim yoldaşın


GÜNEŞ DOĞARKEN

Güneş doğarken, başka bir dünya!

Güneş batarken, başka bir âlem!

Gel gör, zıtlar birbirini kovalar;

Birbirine ulaşması mümkün değil!


EY KEBAN

Ey Keban, ışığın şelalesinde

Gönlümüzün beyaz, narin lalesi...

Seni görmeye, dokunmaya geldim!

Güzergâhımda, Harput'un Kalesi

Harput Kalesi'nden, şahin uçurdum

Yüreğimi aşk menziline düşürdüm

Hasret bitmiş, ışığa ermiş yurdum...

Yazarın Diğer Yazıları