Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şair ve şiir üzerine

Bed­ret­tin Ke­leş­te­mur

Şairin uykusu, sığ suya benzer
Mısralar, gök mavisi renge benzer
Ahengi, kır yeleli ata benzer
Hevesi, gökçe bir çadıra benzer
Kâh konar, kâh göçer bir cana benzer
Kırk çiçekten süzülmüş bala benzer

ŞİİRİ ANLATMAK
Hikmeti, can suyu akar mısraya,
Hayat verir nice fikre, kıssaya
Omuzunda, Muhammed'i hırkaya,
Meydan vermez, bölük pörçük fırkaya
Her kelimesi bir mana kalesi
Lütufkâr ikramı, gülü lâlesi
Gönüllerde tahtı, fütüvvet dili
Aşk misalinde Yunus'tur delili

HÂ SÖZ DEMİŞSİN
Hâ söz demişsin, hâ kelâm demişsin
İncileri, yakutları bilmişsin
İncinin pahası, sözün biçilmez
Nice ipekli kaptanlar giymişsin
Kaftandan geçilir, sözden geçilmez!
Edeple söylenmiş, "kamus namustur!"

YATSI EZANI
Yatsı ezanı, vaktin son ezanı
O seda, gecenin bağrına mühür
Kalbi irşad eden ilahi beyan
O beyana rağbet edası, şükür
O sedayı tekbirle insan özgür
Özgür insanda, vatan aşkı büyür

YATSI SOFRASI
Yatsı sofrası, vaktin son sofrası
İlim, hikmet, edepledir darası
Her derdin vardır bir çaresi
Hikmet ile şifa bulur yarası
Duayla gönüller mutmain olur

SABAH EZANI
Sabah ezanı, Saba Makamında;
Okunduğu an, mahşeri andırır
O an, seher yelinin akımında
Milli hisleri depreşir kanında
Mistik tonu, uykudan uyandırır

YATSI VAKTİNDEN
Yatsı Vaktinden, Seher Vakine
Nakış nakış ebrulu yol işlenir
Sırrım, sükûtum kalbimde gizlenir
Geceye yıldız yıldız yağmur yağar
Gönlüm, ebrulu çiğ düşer, hislenir
Can içre, sukuta âlem dinlenir

EZANLAR
Ezan, bize mizanı haber verir
Bir büyük âlâmete sefer verir
Kıyam, rükû, secde âdemin tavrı
Rabbim, can içre tavra zafer verir
Bir büyük cihada nefer verir

SÖZ EMANET
Söz emanet, yalancılık ihanet!
İkiyüzlü münafıklara lanet
Anlamam, siyaset, tavsiye, şu, bu…
Sabır yayına dokunur sükûnet!
Bakarsın gözler kayar sağa sola
Ayaklar, vicdanla yürümez yola
Nasıl girmiş fitne, fesat kol kola
Cihangirane bir duruş metanet!

TURİST NİYE GELMEZ
Turist niye gelmez bu şehri yâre
Bulunmaz mı derdimize bir çare?
Yalan yanlış bakan gözler avare
Garip durup içimi yakma şehrim!
Sevgini sevgim bilir, derdin derdim

OKU DER
Yüce Mevla’m, “Oku” der, kati emir
İç ve dış dünyamı ihlasla tamir
Cehalet, Âdem’e en büyük bir ceza
Niza, dünyayı zindan eder, keza
İnsan, karanlığı yıkmakla memur
İnsan, aydınlığa çıkmakla memur

AKŞAM OLUR
Akşam olur, şamdanları yakarım
Gamları, demler demler de içerim
Karanlığa sel olur da akarım
Geceler, bağrı yanık geceler...
Düşer gönlüme kutlu heceler
Garip yüreğim, sevdayı heceler

KÂİNAT İNSAN İÇİN
Kâinat, insan için yaratılmış
Âlem, kendini keşfetmeyi bekler
Her keşif bir gizemde aratılmış
Deliller, ruhumda inkişafı besler
Yükselir içimde, uhrevi sesler

HER PEYGAMBER HAYATI
Her peygamber hayatı ibret ve ders
İnsanı kuşatır, manevi hars
Tevhit sancağı altında deliller
Neleri kabullenmemiş ki şu arz
Kâh çile, kâh keder, mazlum yürümüş
Ufkumu peygamber aşkı bürümüş

HER İNSANIN HİKÂYESİ
Her insanın saklısı, hikâyesi…
Sadece,  ‘Yüce Yaradan’ himayesi…
Sırdadır, nefsin merhalesi…
Niyette, akıbette hayır gayesi…

MİLLETE RAĞMEN
Millete rağmen girift yollar açmayın
İncileri sağa sola saçmayın
Aman, gülen yüzleri soldurmayın
Şüphe, tereddüt mikrobu almayın!
Bataklığa düşersen çıkışı zor

SABAH AKŞAM
Sabah, akşam balkon sefası başkadır
Yeşilde gözler, doyumsuz aşkadır
Kahve falında kendimi anlatmak,
Büyük idealler, vefası düştedir
Vefalı dostlar, kâmil yaştadır

İNSAN
İnsan, et ile tırnaktan yaratılmış!
Toprağa hayat tohumu atılmış
Canlar için, ‘emanet yurdu’ dünya
Hasretle, ‘karar yurdu’ aratılmış
Göç, yaman göç; bu dünyadan ayrılık
İlla ki kalmaz arada gayrılık!
Bu dünyada, donatılmış ne varsa
Takvayla varsa, sana kalır ancak!

YEŞERMEK İÇİN
Toprak tohum ister, yeşermek için
Gönül sevgi ister, yaşarmak için
Bedri, elindeki testiyi doldur;
Sanatı kabından taşırmak için

Yazarın Diğer Yazıları