Ağustos Ayındayız… Bu milletin zafer ayına bir daha yürekten merhaba diyelim.
Kutlu bir niyetimiz, gönülden gelen bir teklifimiz, yürek çağrımız olacak!
2066 Yılı Ağustos Ayı, Malazgirt Zaferinin 955. Yıldönümü…
Malazgirt, “zaferlerin anası…” olarak anılır.
Bu zaferle, “fetih süresi…” hafızalara gelir; “İnnâ fetahnâ leke fethen mubînâ(mubînen).
Mealen, “doğrusu biz sana apaçık bir zafer sağlamışızdır” Allahû Ekber...
O zaferle birlikte, Anadolu’nun kapıları, ‘Kur’an’ın övgüsüne mazhar olan’ bu millete açılacaktır, inşallah... Bu tarihi ve mualla zaferle birlikte, Anadolu bu millete kutlu bir vatan olacaktır.
Yazımızın hemen başında, “çağrımız…” olduğunu ifade etmiştik efendim.
Geliniz, bu yıldan itibaren; “coğrafyayı bizlere vatan yapan…” bu kutlu zaferi birlikte; 81 ilimizden, “toprak getirerek…” tarihi zaferimizi, milli hisleri daha da güçlendirerek yâd edelim...
Muş Eski Belediye Başkanı Necmettin Dede, “Malazgirt Zaferi için…” çok etkili bir ifade kullanıyorlardı; “Bu Zaferi Hıristiyan Dünyası Kazanmış Olsaydı, Malazgirt’i kendilerine, “kutsal mekân!” yaparlardı”
2008 yılında, Malazgirt Zaferinin 937. Yıldönümünü; “Muş Valiliğiyle birlikte…” Elazığ’dan da geniş bir katılımla birlikte kutlamıştık. Tarihin dile geldiği bir kutlama/ bir büyük şölen olmuştu. Gerçekten hayatımızın en güzel günleriydi... Günümüzden 16 yıl önce, O günlerde neleri dillendirmiştik? “Çanakkale gibi her 26 Ağustos’ta büyük bir edep ve vakarla, Malazgirt kendisine layık bir ruhla anılmalı!”
Allah’a hamd olsun, Malazgirt Zaferi artık yıllarca, Devletimiz tarafından büyük bir huşu ve huzur içerisinde idrak edilmektedir. Cumhurbaşkanımızın bizatihi katılımlarıyla Malazgirt-1071 mahşeri bir kutlama şölenine dönüşmektedir. Tarihimizin Kubbet-ül İslâm Şehri Ahlat’ta bir, “Devlet Külliyesinin yapılmasını!” bizler stratejik bir hamle olarak düşünmekteyiz. Malazgirt’te, Muş Alparslan Üniversitesinin öncülüğünde, Malazgirt Savaş Alanı Kazıları...” tarihimiz açısından oldukça önemli ve kazanımları açısından da takdire şayandır. Malazgirt’e karşı bu erdemli yaklaşım gerçekten takdirlere şayandır.
Tarihi kutlamalara, “81 İlimizden katılımları…” daha güçlü olmalı. Malazgirt’te, “Anadolu Fetih Müzesi…” Türk Dünyasının da katkılarıyla daha donanımlı bir hale getirilmelidir.
Bu büyük zaferle ilgili, “sosyal ve kültürel etkinlikler…” Anadolu Coğrafyamızı bütünüyle ihata etmelidir. Geziler ve bu çerçevede “etkinlikler…” daha da artırılmalıdır. Çizgi filmler, senaryolar, belgeseller, diziler vs. daha cazip teşviklerle güçlendirilerek hazırlanmalıdır.
Bu bağlamda, Şiir, Hikâye, Roman yarışmaları düzenlenmeli… Özellikle de, Muş İlimiz de, “Uluslararası Malazgirt Şiir Akşamları UNESCO desteği de alınarak bir büyük edebi şölen havası içerisinde gerçekleştirilmelidir.” Artık 86 milyon insanımız bu büyük zafere; Bu milletin, “9 asrı aşan tarihi yürüyüşüne…” yoğunlaşmalıdır... Geleceğin daha güzel olacağına inancım sonsuzdur.
Ağustos Ayındayız; Türk’ün Zafer Ayı!
Bu ay takvim yapraklarını dikkatle çeviriniz…
Birçok büyük Türk zaferi, kati neticeleriyle millet hayatımızda yepyeni ufukların açılmasına vesile olmuştur. .Bunlar içerisinde;
26 Ağustos 1071’de Malazgirt...
27 Ağustos 1389’da Kosova...
11 Ağustos 1473’de Otlukbeli...
23 Ağustos 1514’de Çaldıran...
24 Ağustos 1516’da Mercidabık...
26 Ağustos 1526’da Mohaç...
4 Ağustos 1578’de Vadis Seyl...
30 Ağustos 1922’de Başkumandanlık...
Dikkat edilirse 8 büyük savaş. Cihan Tarihinin mukadderatında rol oynayan 8 büyük fütuhat bu ay içerisinde kazanılmıştır. Tarihin gidişatını değiştiren büyük zaferler!
Bir tarihçi şöyle der; “Türk’ten başka Japon Denizinden Atlas Okyanusuna, Sibirya’dan Habeşistan’a kadar aynı anda sesini duyurmuş ve bu muazzam arz kıtasında 80’den fazla devlet kurmuş bir millet gösterilemez...”
Bütün bunlar, kültür ufkumuzun derinliğini gösterdiği kadar; çok değişik coğrafyalara kısa zamanda uyum sağlayarak hâkim unsur haline gelişimizi gösterir.
Teşkilatçı bir millet oluşumuz kadar, idari yapılanmasında ‘adil oluşumuzun’ apayrı bir cephesidir. Dikkat edilirse, Türk gittiği yere eser götürmüştür. Bir İngiliz, bir İspanya, bir Portekiz vs. sömürme düşüncesi içerisinde bulunmamıştır. Hatta yalnız toprakların fütuhatıyla kalmamış; gönülleri de fethetmiş, Devlet felsefesi içerisinde, millet olma şuurunu vermiştir. Bütün zaferlerde; hep aynı ruh, aynı şuur, aynı haşyet görülür.
Malazgirt Zaferi. Anadolu toprağına ilk fütuhat tohumunun atılması. Öyle bir tohum ki, vatan olma yolunda en büyük adım... Bu zaferde görev alanlar öyle bir bahadırlar ki, her biri ayrı kıymet, bir mükemmel değer... Ülkeler, beldeler açmış güçlü emirler. Belki de tarih böyle bir zaferi yazmamıştır.
Yukarıda 8 büyük zaferden bahsettik. Bir Kosova. Balkanlarda 5 asır devam edecek Türk Hâkimiyetinin ilk yeşeren filizi... Türk’ün Hakimiyet gücü artık Anadolu’dan taşmış.. Bu ve bunu bekleyen zaferlerle, yeni iklimlere, yeni zaferlere doğru yürüyüşe geçmiştir.
Ağustos ayında Türklük Orta Kuşağı tamamen kendi hâkimiyet sahası içerisine almıştır. Türk Hâkimiyetinde bugünkü zaaf noktalarını pek göremezsiniz. Bir başka ifadeyle; istilacı değildir... Sömürgeci değildir. Her şeyden önce kan dökücü değildir... Gittiği beldeleri imar etmiş, eser götürmüştür. Bunların izleri ve tesirleri bire tapu senedi kıymetinde hala ayakta durmaktadır.
Fütuhat çizgisine bakınız; Kosova, Batıya açılan bir pencerenin ilk nurlu damgası olurken, Fatih tarafından kazanılan Otlukbeli ise, Anadolu’da kurulan Türk birliğini perçinliyordu...
Ve, yine Yavuz Sultan Selim Han sayesinde, Çaldıran’da, Doğudan gelecek gulat-ı Şia tehlikesine karşı büyük bir darbe vuruluyor, Doğu tamamen emniyete alınıyordu...
Mercidabık Zaferi, Türk fütuhatının Suriye ve Mısıra hâkim olmasını sağlamakla kalmayacak, İslam dünyasında ‘Türk Asrı’ böylece başlamış olacaktı. Milletlerinde insanlar gibi ömrü vardır.
Kanuni ile artık yükselişin zirvesine doğru tırmanma gerçekleşmiş... Bu gerçekleşme her sahada kendisini gösterir. Osman Gazi ile Kanuni arasında 10 büyük Türk Hükümdarı gelip, geçmiştir... İlim dünyası, bu on padişahın her birini ayrı bir kıymet olarak görmekle beraber, büyük Veliler ordusundan saymıştır.
Bir Mohaç’a bakınız, 2 saat içerisinde Avrupa kapıları Türklere açılmakla kalmıyor, koca bir devlet tarih sahnesinden siliniyordu.
Her çıkışın bir inişi var... Her güzelliğin bir aksi tablosu söz konusudur. Ama tarih milletler için birer ders, ibret, öğüt ve tefekkür mesabesindedir. “Değil mi, cephemizin sinesinde iman bir/ Sevinme bir, acı bir, gaye aynı, vicdan bir...”
Tarih, hatıralar demeti, büyük inkılaplar vücuda getiren, bir milletin insanlığa unutulmaması gerekli dersler veren hatıraları...
26 Ağustos 1071’de; Türkiye Devletinin temeli atılmış ve Anadolu’nun Türklüğü tescil edilmiş..
26 Ağustos 1922’de ise, Devlet yeniden kurulmuş ve vatan bütünlüğü ebediyen parçalanmayacak şekilde sağlanmıştır.
Bir değerli tarihçimiz; “İstiklal savaşı yalnız Yunanlılara karşı değil; istilacı, emperyalist bütün batı dünyasına karşı kazanılmıştır. Onun temelinde Türk’ün istiklal aşkı, hür yaşama azmi vardır.” Bu azim ve irade içerisinde istikbale bakmalıyız.
MALAZGİRT ŞİİR GİBİ
Malazgirt, şiir gibi, vatan kokar
Bozkır Anadolu’da, büyür sevdam
Yollara, gözyaşı, emeği döker
Bir ulu pınar gibi yürür, sevdam
Bağımız, bağrımızda filizlenir
Çağrımız, yüreklerde alevlenir
Kor bir alevde sevdam filizlenir
Bozkır Anadolu'da yaşar sevdam
MALAZGİRT'TEN
Malazgirt’ten, Domaniç'e yol gider
Alparslan'dan, Ertuğrul'a sır gider
O sırdır, fetih kapıları açan
Köprülerle nesillere yol açan
MALAZGİRT
Malazgirt diyarından selam olsun
Yeni yıla fütüvvet aşkıyla gir
Harput, Muş, Ahlat’tan selâm olsun
Yeni yıla, tarihin aşkıyla gir
Vuslat şarkısıdır bize ülküler
Ülküler, bir ömrün bestesi olsun
MALAZGİRT ŞİİR AKŞAMLARI
Niyetimiz, Malazgirt Şiir Akşamları
Atalım üzerimizden gamı, kederi...
Bin yıllık tarihi okuyalım ezberinden
Zafer tuğlarıyla yürüyelim, meydan meydan
Malazgirt, destanıyla vatana yolculuk